Beklenen Büyük İstanbul Depremiyle İlgili Güncel Veriler

Zamanı tam olarak kestirilemese de uzmanlar, yakın bir gelecekte Marmara Denizi'nde 7'nin üzerinde bir deprem bekliyor. Artık hayatımızın bir parçası olan bu gerçekle ilgili son veriler.
Beklenen Büyük İstanbul Depremiyle İlgili Güncel Veriler

celal şengör'ün ve candaş tolga ışık'ın birlikte yaptıkları "tarihin fay hatları" isimli son programda, beklenen büyük istanbul depremi hakkında birçok yeni veri konuşuldu ve yeni olasılık ihtimallerinden bahsedildii. öncelikle programı seyretmek isteyenler için bağlantıyı buraya koymak isterim: 


geçtiğimiz günlerde celâl şengör'e attığım mailin içinde kabaca "kuzey anadolu fay hattı vasıtasıyla anadolu levhası 2.5 santimetre kadar ilerlemek istiyor ancak sürekli bir takılmadan, sıkışmadan, kilitlenmeden dolayı ilerleyemediği için orada stres biriktiriyor ve 250 senede bir de majör deprem yaratıyor. acaba ileride, buranın stres yaratmadan doğal 2.5 santimlik hareketine devam etme ihtimali yok mu? yoksa bu bölge sürekli bu şekilde deprem üretmeye devam edecek mi?" diye sorduğumda. "ne yazık ki deprem üretmeye devam edecek. aşağıdaki yapı çok kompleks olduğu için elbet bir yerlerde sıkışma olmak zorunda. " diye cevap verdi.

şimdi bunu şu yüzden soruyorum: burada bir deprem olacak, bundan kaçış yok. yani istanbul teknik üniversitesi avrasya yerbilimleri enstitüsü üyelerinden profesör doktor sinan özeren'in yaptığı risk hesaplamasına göre, risk = olma ihtimali x olduğunda yapacağı tahribat olarak ölçüldüğünden; burada bir depremin sürekli olarak olacağını biliyoruz. bunun yakınlarda bir yerde sonlanma ihtimali de yok. e o halde buralara sağlam bina yapmamamızın nedeni nedir? neyimize güveniyoruz?

istanbul'da, abd'li jeofizikçi tom parsons'ın 2004 yılında yaptığı ihtimal hesaplamalarına göre, 2034'e kadar marmara denizi'nde 7'den büyük bir deprem meydana gelmesi ihtimali %62'dir. ancak bu tabii belirli bir yüzde, tekerrür, kaç yılda bir kırıldığı, ne düzenlilik gösterdiği ile alakalıdır. maalesef ki tekerrür süresi 250 senede bir olduğu için, net bir istatistik çıkartacak kadar büyük deprem bilmiyoruz istanbul'da. celal şengör'ün belirttiğine göre böyle bir ihtimal var ve her sene giderek artıyor; ancak şu da var ki, istanbul'da önümüzdeki 500 sene içerisinde herhangi bir büyük depremin olmama ihtimali de var. fayın takıldığı morfolojiye de bağlı olarak genellikle burada 250 senede bir, büyük bir deprem yaratacak kadar enerji birikiyor. lâkin 10 eylül 1509 istanbul depremi'nden önce uzun süre herhangi bir deprem yaşanmıyor. ancak sonrasında o deprem olduğunda, büyük bir yıkım yaşanıyor.

marmara'nın tarihsel sismik aktivitesini gösteren harita

şimdi burada yaşanan tarihsel depremlere bakıldığında, 1509'dan önce de birçok deprem var ama o hat üzerinde sanki 1000'li yıllara yakın dönemlerde olan 7'lik bir depremden sonra 1 seferlik 250 yıllık periyodunu atlamış gibi gözüküyor. tabii başka başka yerlerde 1000 ila 1500 seneleri arasında 7'lik depremler olmuş ama özellikle 1509 depreminin olduğu bölgeye bakılırsa kırılma periyodu bir dönem sekteye uğramış. biz de şu an son depremden itibaren 250 senelik bir periyoda girdik ve normal periyodunun son süresindeyiz.

şimdi burada olan depremin güzel bir enerji hesaplamasını yaparsak: kuzey anadolu fay hattı üzerindeki levha, yılda 2.5 santimetre civarında hareket etmeye çalışıyor. bu hareket esnasında, bulunduğu yerdeki kayaçlara bir şekilde kilitleniyor ve bazı bölgeleri hareketini düzenli olarak tamamlayamıyor. bu kilitlenen veya sıkışan yerlere binen stres, sürekli olarak gitmek zorunda kalıyor çünkü bu levha hareket etmek zorunda. şimdi, yılda 2.5 santimetre boyunca hareket etmesi gereken yerin 250 sene boyunca hareket edemediğini düşünün. daha sonra diğer oluşan depremlerin, bu fay hattına bindirdiği stresi düşünün ve bu fay hattını, 250 senede gitmesi gereken yolu 45 saniyede gidecek şekilde hareket ettirmeye çalışın. işte sizde depremin büyüklüğünü verecek olan enerji. rakamlara dökecek olursak:

istanbul'da yaşanması beklenen depremin maksimum büyüklüğü 7.6 moment magnitüd olarak beklenmektedir. bunun maksimum denme nedeni de fayın hareket edeceği alanın belli olması ve bu alanda, 45 saniye süren bir hareket içerisinde ne kadar enerji gerektiğinin biliniyor olmasıdır. bu kadar enerjinin açığa çıkması da 7.6'lık bir deprem üretecektir. şimdi bunun enerji hesaplamalarını yaparsak:

enerji: 15.848.931.924.611.135 (15.8 katrilyon) joule
tnt türünden: 3.787.986 ton
hiroşima'ya atılan atom bombası türünden: 253 tane
nagazaki'ye atılan atom bombası türünden: 189 tane

şimdi yukarıdaki enerjiler, gerçekten sağlam enerjilerdir. şimdi bir de bu fay hattının çift parça olarak kırılma ihtimali mevcuttur. o zaman, 7.6'lık büyük bir sarsıntı yerine, önce doğu bölümü, sonra batı bölümü olmak üzere 2 kere 7'nin üzerinde kırılma ihtimali mevcut. eğer bu depremleri 7.6 ile karşılaştırırken 7.1 olarak kabul edecek olursak aralarında şöyle bir fark meydana çıkacaktır:

7.6'lık bir deprem, 7.1'lik bir depremden büyüklük olarak 3.2 kat daha güçlüdür ve enerji olarak da 6 kat daha fazladır. yani 7'lik bir deprem, 6'lık bir depremden 10 kat daha büyüktür, 32 kat daha fazla enerji açığa çıkartmaktadır. depremlerin arasındaki bu büyüklük farkının aritmetik değil de üstel artarak oluşunu açıklayan güzel de bir evrim ağacı videosu bulunmaktadır: 


peki istanbul'a bunun hasarı ne kadar olacak? bunun çeşitli modellemeleri yapılmaktadır. celal şengör, 2000 senesinde yapılan bir çalışmada 8 bin binanın tamamen yıkılacağı, 100.000 kişilik bir can kaybının olabileceği ve 50 milyon dolarlık da bir hasarın meydana çıkabileceğinin hesaplandığını söyledi. naci görür ise daha 3-4 ay önce çıktığı bir programda: istanbul'da 1.6 milyon binalık bir yapı stoku bulunduğunu, bunun %1'lik bir kısmının ciddi hasar alacağını, ortalamalara göre insan kaybının hesaplandığında da yine 100 bin kişinin canını kaybedeceği bir senaryonun meydana gelebileceğini söyledi.

şunu da söylemek gerekiyor: yaygın bir inanışa göre, "daha ufak ve sık depremlerin olması, görece büyük depremlere göre iyidir ve büyük depremlerin enerjisini daha fazla alır." kabulü, epeyce onay almış ve halkın kafasına yatmış olan bir kabuldür. ancak gerçeği öyle midir? aşağıda, 7'lik bir depremin kaç tane 6'lık, kaç tane 5'lik, kaç tane 4'lük ve kaç tane 3'lük depreme denk geleceğine dair bir enerji ve büyüklük hesaplamasını paylaşmak isterim. sonra da bunun tartışmasını yapabiliriz.

7.0 mw büyüklüğündeki bir deprem, 6.0 mw büyüklüğündeki bir depremden büyüklük olarak 10 kat, enerji olarak ise 32 kat daha güçlüdür.

7.0 mw büyüklüğündeki bir deprem, 5.0 mw büyüklüğündeki bir depremden büyüklük olarak 100 kat, enerji olarak ise 1.000 kat daha güçlüdür.

7.0 mw büyüklüğündeki bir deprem, 4.0 mw büyüklüğündeki bir depremden büyüklük olarak 1.000 kat, enerji olarak ise 31.623 kat daha güçlüdür.

7.0 mw büyüklüğündeki bir deprem, 3.0 mw büyüklüğündeki bir depremden büyüklük olarak 10.000 kat, enerji olarak ise 1.000.000 kat daha güçlüdür.

yani 4 büyüklüğünde bir depremin bile yerine göre nasıl korkuttuğunu ve nasıl salladığını (özellikle benim gibi ege'de oturup çok sık deprem yaşayan insanlar) merkezüssüne yaklaştıkça o sallantının nasıl insanı allak bullak ettiğini iyi bilir. şimdi siz 7'lik bir depremin enerjisini o faydan çıkartmak için 31.623 adet 4 büyüklüğünde deprem yaratmak zorundasınız. şimdi bunun zararları ne olur?

> şimdi böyle bir depremi 20-30 seneye yayarak yapamazsınız çünkü bu levha sürekli hareket etmek isteyen bir şey. o yüzden vakit geçtikçe, enerjisini tekrardan doldurmaya ve stresini arttırmaya başlayacaktır. o yüzden bu kadar depremi kısa bir süre içerisinde yapmanız lazım ki bir anda enerjisinin boşaldığı o büyük depremdeki enerjiyi versin. bir kere zaten bu pek mümkün değil.

> azıcık fizik ve fen bilimleri okumuş kişiler, açığa çıkmış bir enerjinin kontrol edilmesinin ne kadar zor olduğunu bilirler. hem de bu bahsettiğimiz şey, yerin kilometrelerce altında olan bir enerji açığa çıkması.

> eğer 7'lik bir deprem için 32 kez 6'lık bir deprem olursa, bu bir kere insan psikolojisini ciddi olarak etkiler. arka arkaya 2 kere 5'lik bir deprem olduğunda bile evine günlerce giremeyen insanlar var. bir de bunun kısa bir periyotta 32 kez olduğunu düşünürseniz, o insanları bir daha nasıl evlere sokacaksınız?

> 7.6'lık deprem bir kere vurur, yıktığını yıkar yıkamadığını da siz kurtarırsınız. ancak biliniyor ki, bazen böyle çift parçalı depremlerde, ilk depremin yıkamadığı binaların da yıkıldığı olmakta. kolonu patlayan, demirleri bükülen, temelinden kayan ama bir şekilde ayakta durmayı başaran binaları da bu sefer birkaç ay sonra yaşanacak diğer depremde kaybedebilirsiniz. o yüzden aslında tek seferlik, güçlendirilmiş ve sağlam bir depreme dayanabilecek türden bina yapmak her türlü daha makûldür.

> üstte bir yerlerde belirttiğim gibi, her deprem, başka bir fay hattını da tetiklemektedir. oluşan her deprem, o an sıkışmış olan ama stres seviyesi çok artmamış depremi tetikleyerek orada deprem olmasını sağlayabilir. yani ne kadar fazla deprem olursa, başka yerlerde olan depremlerin başlama ihtimali de o kadar artar. dolayısıyla eğer bu kadar deprem yaratılabilseydi, bu sefer o fay hattının etkileyeceği bambaşka yerlerde depremler olabilirdi.

ayrıca naci görür, daha yeni çıktığı teke tek programında "illa depremi tetikler dediğimizde birkaç gün ya da hafta sonra olmasını beklemesinler. bakın 27 aralık 1939 erzincan depremi, 22 mayıs 1971 bingöl depremi'nin tetikleyicisi olmuştur." diyerek bu tetiklenmenin birkaç hafta ya da ay gibi kısa bir sürede beklenmemesi gerektiğini de vurgulamıştır.

depremin büyüklüğü ile şiddeti arasındaki fark ile bitirilecek olursa; bunu da bazı haber sitelerinde ya da internet paylaşımlarında çok sık görürsünüz. "istanbul'da 7 şiddetinde deprem olacak! istanbul'da beklenen 8 şiddetinde deprem." vesaire diye birçok başlık atılır. öncelikle bunun güzel bir karşılaştırmasını yapan kandilli rasathanesi'nin oluşturduğu tabloyu buraya eklemek isterim:

kandilli rasathanesi - magnitüd / şiddet karşılaştırması


görüldüğü üzere 10, 11 ve 12 şiddetindeki depremlerin olabilmesi için genel anlamda 7.0 mw ve üzerindeki depremlerin olması gerekliliği aranmaktadır. tabii bu genellemedir. örneğin bir iyi bir kötü örnek verecek olursak:

24 ocak 2020 elazığ depremi'nin şiddetini 7 olarak açıkladık ama yabancı kaynaklarda depremin şiddetinin genel anlamda 9'a, yer yer 10'a çıktığı dahi görüldü. öte yandan, 23 haziran 2020 meksika depremi'nin büyüklüğü ise 7.4 mw olmasına rağmen, şiddet 9'da kaldı. şimdi bunları ne etkiliyor?

mercalli şiddet skalası tabii ki bu depremleri bir genellemeye, çeşitli istatistiklere sokuyor ancak önemli olan tabii ki şiddeti ölçmek için, vurduğu anda yaptığı hasara bakmaktır. mesela şiddet 10'un tarifi nasıldır? "iyi inşa edilmiş ahşap yapılardan bazıları yıkılırken; taş ve kafes yapıların büyük bir çoğunluğu temelleriyle birlikte yıkılır. demiryolları eğilir." şeklinde bir tanımlama getirilmiştir 10 şiddetindeki bir deprem için. şimdi eğer siz bu etkiyi 6 büyüklüğünde olan bir depremde görüyorsanız, oradaki depremin hissedilen hasarı yani şiddeti 10'a kadar çıkmış demektir. öte yandan, 8'lik bir deprem yaşar ama "dizaynı ve inşaatı çok iyi olan yapılarda göz ardı edilebilecek bir hasara yol açarken; iyi inşa edilmiş sıradan binalarda hafif ya da orta ölçüde hasar gözlenir; kötü malzeme kullanılmış ya da kötü dizayn edilmiş binalarda önemli ölçüde hasara neden olur. bazı bacalar yıkılır." tanımında olan etkileri görürseniz bu depremin şiddeti 7'de kalmıştır. buna da zeminin yapısı, binanın kalitesi, gerekli kontroller, yıkım gibi faktörler etki etmektedir.

mesela aletsel dönemde ölçülmüş en büyük 4. deprem, 21. yüzyılda yaşanmış en büyük 2. deprem olan 11 mart 2011 japonya depremi'nin büyüklüğü 9.1 mw olarak ölçülmüştür. ancak depremin genel kabul görülen şiddeti ise 9'da kalmıştır.

şimdi zemin konusuna niye bu kadar değindim? aslında çürük zemin, bir anda binayı çökertmesinden değil; tam tersi, dalga hızının yavaşlamasından dolayı oradaki sarsıntının bitmek bilmemesi sebebiyle binayı salladıkça sallamasından dolayı daha risklidir. üstündeki binalar daha fazla sallandığı için, yıkılma riski de artmaktadır.

kaynaklar