Berlin Duvarı Yıkılana Kadar Sosyalist Rejimle Yönetilen Cumhuriyet: Doğu Almanya

II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet kontrolü altında kurulan Doğu Almanya, resmi adıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti hakkında genel bilgiler.
Berlin Duvarı Yıkılana Kadar Sosyalist Rejimle Yönetilen Cumhuriyet: Doğu Almanya


Nedir, ne değildir?

bundan tam 60 yıl önce, yine bir 7 ekim 1949 günü resmî olarak kurulmuş sosyalist bir devlettir, demokratik almanya cumhuriyeti. bizim halkımız arasında genellikle doğu almanya olarak da bilinir ya, neyse...

1990 yılında tarihin karanlık sayfalarına karışan doğu almanya’nın kuruluş yıldönümünü hâlâ kutlayan, bu günü hasretle hatırlayan ve yâd edenler var mı, bilmiyorum.

ilginçtir, 1949’da kurulduğu ilân edilen bu devlet, tam 40 yaşındayken, 9 kasım 1989’da berlin duvarı ile birlikte pratikte yıkılmıştı, yoksa 89’dan sonrası biraz teorik, biraz teferruat, prosedür gereği yaşanan bir süreç olmuştu.

demokratik almanya cumhuriyeti ya da doğu almanya, acısıyla, tatlısıyla, insanlık tarihinde yaşanmış hoş bir sedâ olarak mazideki ebedî istirahatgahında bugün...

Ufak bir panoraması

doğu almanya... doğu bloğunun en sağlam ekonomisine sahip olan sosyalist devlet.

berlin duvarı yıkıldığında batı berlin'de ev kiraları 4 odalı evler için 300 ile 600 dm (deutsche mark) arasında değişirken doğu berlin'de kiralar 30 dm ile 100 dm arasındaydı. doğu alman markı ile batı alman markı duvar yıkılıp 1'e 10 olan oran eşitlenince bir çok mark milyoneri doğu alman ortaya çıktı. bu hikayeye good bye lenin filminde az da olsa değilnilmektedir.

her doğu bloğu ülkesinde olduğu gibi "nereden buldun yasası" bu ülkede de olduğundan insanlar maaşlarının üzerinden kalan paraları yastık altında biriktirmek zorunda kalıyor, bu birikmiş miktarı da harcayamıyordu. giyim dahil olmak üzere bir çok temel ihtiyaç hali hazırda devlet tarafından karşılanıyordu.

batı berlin doğumlu ve berlin duvarı yıkıldığında berlin'de bulunan birisi olarak doğu berlin hakkında merakım hiçbir zaman dinmemiştir. berlin duvarı yıkıldığında her ne kadar 2 yaşında olsam da doğu berlin ve doğu almanya'nın izlerini hala sürmek ve doğu almanya'yı hissetmek hiç de zor değil. plattenbau binaların arasında gezerken tekdüzeliğini izlediğiniz berlin çok keyifli olmasa da benim gibi tutkunlar için farklı görünen objelere dönüşüp, doğu berlin ruhunu tekrar yansıtabiliyorlar.


eğer bu tarihte kalmış memlekete biraz olsun merakınız varsa kapitalizm doğu berlin'i tamamen yutmadan berlin'e kesinlikle gidin. marzahn'da dolaşın, doğu almanya'dan miras kalmış o sessizliği, tekdüzeliği ve can sıkılmışlığını keşfedin. insanlarla iletişime geçmek istiyorsanız doğu almanya'yı gerçekten yaşamış yaşlı insanlarla konuşmaya çalışın. size genelde ters gözle bakmazlar ve iletişime geçerler. fakat gençlerden uzak durun, özellikle marzahn'ın neo-nazi nüfusu oldukça yüksektir.

doğu almanya'yı özleyen bir çok tutkulu sosyalist ve gerçekten o yılları yaşamış insanlar görebilirsiniz. bunlar kapitalizmin yuttuğu ve yok ettiği bir de utanmadan "fakir-işsiz" gibi yaftaladığı insanlardır. işini, aşını, yiyeceğini, giyeceğini temel hak olarak devletten edinmeye alışmış, ergenliğinden itibaren işsizlik nedir bilmeyen ve iyi bir meslek eğitimi almış olan kişiler kapitalizme ayak uyduramadılar. doğu illerinde yapılan anketlerde "sınır tekrar kapansın mı?" sorusuna "evet!" diyen insanlar bugün bile hiç azımsanmayacak bir kitleyi oluşturuyorlar.

doğu almanya baskıcı, vatandaşını fişleyen ve stalinist bir devletti fakat benim merakımı cezbeden de insanların bu sisteme olan özlemi, eğilimidir.

Yaşadıkları kimlik bunalımı

iki dünya savaşından önce hem ekonomi, hem kültürel açıdan çok zengin olan alman eyaletlerinin tümüdür doğu almanya. eskiden ülkeydi, o yıkıldı, şimdi coğrafi terim olarak kullanılıyor. sene 2010 artısı, eksisi, handikapı, kendi performansı bir değerlendirme yapacak olursak, bölge için kimlik bunalımında diyebiliriz. nazizim, üstüne komünizm, ardından haşırt to the blackboard geçirilen bir kapitalizm deneyimi, sonuç uzaylı zekiye gibi dolaşan doğu almanlar.

hitler dönemini yaşayan kesim şiddet, kayıp, açlık, kendi zalimliği ve yokluk travması geçirdi, ilk ddr jenerasyonu hepsine göre en azından daha mutlu bir yaşam sürebildi, onların çocukları 60'lı, 70'li yıllarda devlet terörünü hissetti, aileler çatırdamaya başladı. üstüne 80'lerde iyice tavan yapmış çoluğunu, çocuğunu batı'ya kaçıp terk edenler ve derin sorunlarla yaşamaya mahkum kalmış geriye kalanlar eklendi. duvar yıkılınca bütün hayatı boyunca kabul ettiği değerler toz, toplum içinde kazanılmış statüler yok oldu. eskiden yazın denize gidebilmek için devletten izin alanlar, bir trabı için ön sene sıra bekleyenler, pompalanan para ile birden en laçisinden iyi bir audi'ye, mercedes'e biner, yılda iki kez mallorca, alanya yapar oldu. serbest pazar ekonomisini anlayamadan birden zenginleşip, 2000'lerin başında piyasanın gerçekleri gereği alaşağı oldular. ne insana aidiyet verecek, sevgi verecek bir aile yapısı kalmış, ne de (biraz kendini kandırma da olsa) iç huzuru sağlayacak bir inanç yapısı. en az yabancı oranıyla, en yüksek yabancı düşmanlığının ortaya çıktığı garip bir yer doğu almanya.


yüksek teknoloji alanında üretim ve araştırma yapanlar, dev global firmaların şubeleri ve işsizler ordusunun dışında toplum ikiye bölünmüş. bir yanda kamuya sırtını dayamış, batı alman memurlar tarafından oturtulmuş bavyera eyalet sisteminde bir eli yağda, diğeri balda sosyal demokrasi gazına hazineyi sömürdükçe sömüren memur tayfası, diğer yanda ufak ufak köy, kasaba, şehir çemberinde tezgahı açmış inşaat, finans (kredi, araba, muhasebeci, hizmet sektörü bunun karındaşı), spor kulübü üçgeninde bir birine iş, rüşvet, ihale paslaşan, kentsoylu olmaya yeni yeni başlayan avam kalantör tayfa. insanın içini açacak şeyler yazmak ister gönül, ama nafile.

"Almanya'yı İkiye Ayırıyordu" Diye Bilinen Berlin Duvarı Aslında Neden Yapıldı?

Almanya'nın, Zenginliği ve Gelenekleriyle Diğerlerinden Ayrılan Eyaleti: Bavyera