Bilim Kurgu Türünün Uzun Yıllardan Beri Anlatılagelen Öncü Hikayeleri

Günümüzde keyifle okuduğumuz edebi türler bugünlere kolay gelmedi, insanoğlunun belki de binlerce yıllık tecrübe ve hayalleriyle yoğrularak olgunlaştı. Bilim kurgu da bunlardan beri. Kendisinin atası olan hikayeleri inceleyelim.
Bilim Kurgu Türünün Uzun Yıllardan Beri Anlatılagelen Öncü Hikayeleri

bilim kurgu terimi, 20. yüzyılın başlarında popüler hale gelmiştir. ancak filozoflar, bilim insanları ve romancılar, yüzlerce yıldan beri gelişen, kültürlerinde mevcut eğilimleri ve kurumları doyurmaya çabalayan, yapımı uzun süren bir tür olduğunu belirtirler. bu türün atalarına değinecek olursak...

true history

(gerçek hikaye, ms 2. yy, samsatlı lukianos)

ms 2. yüzyılın son yarısında yazıldığı düşünülen, astronomi, antropoloji, coğrafya, teoloji ve biyoloji ile ütopyacı düşünceleri hicivli bir şekilde yazıya döken lucian'ın eseri, en erken bilim kurgu örneklerinden biri olarak kabul edilir. lucian, seleflerini kandırma girişimlerinde, ay'a uçuşu, gezegenler arası savaşı ve yabancı yaşam biçimlerini anlatır; örneğin, kadınları, üzüm asmalarıyla çevrili, öfkelendiklerinde mağdurlarını tuzağa düşüren yabancı bir yaşam formu gibi gösterir. günümüz bilim kurgu türünü etkileyen bu metnin bir diğer önemli özelliği, lucian’ın kahramanı, bir kuyuya tökezleyip düşer ve dünya üzerindeki eylemlere belli bir mesafeden müdahale edebilmesini sağlayan bir aynanın yer aldığı başka bir evrene geçer. bu, alternatif evren kavramının atasıdır. bununla birlikte bu eseri bilim kurgudan ayıran temel bir fark, lucian'ın, bunun hiçbir zaman bir gerçeklik, bizim gerçekliğimiz olamayacağını düşünmesi ve önsözde açıkça zihni sakinleştirmeyi amaçlayan tam bir fantezi olduğunu belirtmesidir.

taketori monogatari

(bambu kesicinin masalları, 10. yüzyıl, anonim)

her ne kadar 10. yüzyıldan kalma bu japon masalları fantastik türe yoğun bir şekilde yakın olsa da, onu bilim kurgu türünün önemli bir progenitoru yapan bilim kurgu için özel bileşenler vardır. bebek olan bir kızı, parlayan bir bambu sapında, karısı ile birlikte bulmuş ve kızı evlat edinmiş olan adamın hikayelerini anlatır. bambu sayesinde genç kız, pek çok erkeği kendine çeken bir güzelliğe bürünür. ancak kız bu sırrı saklamak zorundadır. kız, erkeklere kalbini kazanmaları için imkansız görevler sunar, böylece onlardan sırrını saklayabilmek için, geri dönmek zorunda olduğu ay'a (ait olduğu yer) kadar erkeklerin zor bir yarışa girmelerini sağlar. mizah noktaları olan ancak kederle biten, acı bir çekicilikle anlatılan bu masalın, yeryüzüyle karışan yabancı bir ırk kavramı, belki de en çok the day the earth stood still (dünya'nın durduğu gün, 1951) ve superman gibi birçok bilim kurgu çalışmalarının kaynak fikridir.

somnium

(düş veya ay astronomisi üzerine ölüm sonrası çalışma, 1643, johannes kepler)

johannes kepler, gezegensel hareketin temel yasalarını keşfeden ve dünyamız ile birlikte diğer bütün gezegenlerin daimi olarak bir yörüngede güneşin etrafında döndüğünü belirten, kilise tarafından "sapkın" görülen fikirleri ile, devrimci astronomik çalışmaları ile hatırlanır. çok az kişi, aynı zamanda ilk bilim kurgu örneklerinden birini yazdığını bilir. somnium, gökle bütünleşen cennet fenomeninin, ay'daki bir gözlemciye nasıl göründüğü, sorusu üzerine bir üniversite çalışması olarak başladı ve kepler, dünya'dan bu fenomenin görünmesinin saçma sayıldığını belirterek, çalışmayı geliştirmeye devam etti. 1630’daki ani ölümüne kadar kendisi, bu noktadan sonra da oğlu eseri sürdürdü. sonuç, okuyucunun dinozor imajını zihnine ekmesini sağlayan ve gemi ile seyahat etme yeteneğine sahip zeki, kalın tenli varlıklarla karşılaşan, birçok yönden yansımış bir kahramanın hikayesiydi. bu yeni metin türü, lucian'ın fantezi çalışması ile cryano de bergerac'ın daha bilimsel tabanlı çalışmaları ve halefleri arasında çok gerekli bir bağlantı sağlamıştır.

histoire comique des états et empires de la lune ve histoire comique des états et empires du soleil

(ay'a yolculuk hikayeleri, sırasıyla 1656 ve 1662, savinien cyrano de bergerac)

ölümünden sonra yayınlanan bu iki eserde, fransa’nın en etkili hicivcilerinden savinien cyrano de bergerac, 17. yüzyılın, dini ve astronomik inançlarını etkili bir şekilde alaya alır. ilk olarak roket kullanarak ay'daki bir cenneti keşfeden kahraman, şiddetli bir şekilde küfür ettiği için ütopyadan sınırdışı edildikten sonra tanrı kavramının boşluğunu kuvvetle kanıtlar. sonra, dünya'ya kısa bir büyüyle döner ve kendisini güneşe indiren büyülü aynaları kullanarak başka bir uzay yolculuğuyla ilerler. intikam ile insanın ve insan dünyasının, evrenin merkezinde var olduğu ortak inancını yıkmaya çalışır. ikinci hikaye aniden sona ermesine ve kesin bir sonuçtan yoksun olmasına rağmen, cyrano’nun çalışmaları, açıkça voltaire ve jonathan swift gibi haleflerinin üzerine kurduğu bir bilim kurgu için temel atmıştır.

blazing world

(yanan dünya, yepyeni bir dünyanın tanımıdır. 1666, margaret cavendish)

kadınların sıkça erkek kalem isimleri kullandığı zamanlarda, çeşitli konularda, romantik kurgudan doğa felsefesine ve bilimsel tezlerden şiire kadar üretken bir kadın yazar olarak margaret cavendish, bizzat kendi adı ile yazı yazarak birçok kişi tarafından feminizmin öncüsü olarak değerlendirilir. bununla birlikte, aynı zamanda dünya'nınkine benzer hayvanlara ev sahipliği yapan ve insan benzeri niteliklere sahip olan hayvanlar tarafından hüküm sürülen, ütopik bir dünyadaki bir dişiler hikayesini anlattığı, blazing world'ün yayınlanmasıyla bilim kurgunun nitelikli olarak yetişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. imparatoriçe olarak kadın ordusunu oluşturan balık, ayı, maymun, vb.'inde lucian ve bergerac'ın ağır etkileri bu metnin gölgesindedir; bu eser, türün önemli bir evrimini, devrimci fikirlerin okuyuculara duyurulabildiği giderek artan bir hiciv biçimi olarak göstermektedir. maalesef bu kitabın güzel dilimize çevirisi yoktur. kendi çapımda özet mahiyetinde yazmıştım ancak otoriteler tarafından ne kadar kabul edilir, tartışılır.

gulliver’ın gezileri

(1726, jonathan swift)

ilk olarak dünyanın çeşitli uzak ülkelerine seyahatler şeklinde anonim olarak yayınlanan, gulliver’in seyahatleri olarak bilinen metin, satirik tonu ve tartışmalı doğası ile bilim kurgu ile yakından ilişkilidir. dört kitapta, swift'in kahramanı lemuel gulliver, ilk önce dev olduğu bir adaya, daha sonra bir sonraki ülkede bu durumun tam tersinde ve son olarak da atların yüksek bir zeka ile donatıldığı bir diyar olan farklı ülkeleri ziyaret eder. bununla birlikte üçüncü kitapta gulliver, mıknatısların manipülasyonu nedeniyle havada asılı kalıp uçan bir ada olan laputa'yı ziyaret eder. bu, bilim kurgu dünyasında, swift'in bilime adanmış alimlerle dolu bir diyarı hayal etmesi ve bilim kurgu çalışmalarının bolluğunda temel olan bir tema ve insan durumu arasındaki ilişkiyi araştırmasıdır. her ne kadar toplumu, genel olarak bilimi ve güneş ışınlarını bir salatalıktan çıkarmaya çalışmak gibi basmakalıp deneyimlerini satirize etmesine rağmen, bilim kurgu türünün geleceği için önemini koruyan, bilimin insan hayatındaki rolünün gelişimi için önemlidir.

micromégas

(1752, voltaire)

voltaire, fransa tahtı tarafından kovulmasına ve sansürlenmesine neden olan, zamanının baskın aydınlanma felsefelerinin yoğunlaştırılmasını içeren zulüm ve bağnazlık kampanyası sırasında, hayali bir gezegen gezgini içeren micromégas tezini kaleme aldı. bu gezginler, sirius yıldızının yörüngesinde yaşarlar ve boyları 8 ligden daha uzun olup, 1000'in üzerinde duyuları vardır (voltaire'nin tabiri). gezginler felsefi kaçışlarında, bir kuyruklu yıldız sırtında seyahat ederler ve bir yolcu arkadaş daha edindikleri dünya'ya, jüpiter'e ve satürn'e giderler. bu metindeki gezegenler arası yolculuklar, insanlar için bilim kurgu çalışmalarında yaygın bir mesele olan yolculuğun algılarını normalleştirmek için bir araç olarak kullanılmaktadır. voltaire tarafından kullanılan bir başka ilginç teknik, bu yabancı figürlerin oranlarını ilişkilendirmeye olan sürekli ilgisidir; böylece okuyucular, okuduklarının yerlerini ve ölçeklerini bir şekilde anlayabilirler; doğruluğun ve tutarlılığın en önemli şey olduğu bilim-kurgu türlerinde kullanılan başka bir tekniktir.

frankenstein

(veya modern promete, 1818 bitimi, 1831 düzenlenişi, mary wollstonecraft shelley)

kasvetli bir günde shelley'nin, arkadaşlarını (biri kocası olacak) iyi ağırlamaya çalışmasının bir çeşidi olarak başladığı şey, kısa bir süre sonra gotik, felsefi ve tomurcuklanan bilim kurgu türlerinin mükemmel bir karışımına dönüşerek en ünlü canavarlardan biri haline geldi`:canavar demek yersiz olabilir, hisleri unutulmamalı`. shelley, yapay olarak bir insanımsı yaratan bir bilim insanı victor frankenstein'ı ve ölen insanların uyumsuz vücut bölümlerinden oluşan bir "oğul" sonucunu ortaya çıkaran bir eser yazdı. canavar başlangıçta sevgi ister, ancak frankenstein canavar için bir eş yaratmayı reddettiğinde yaratıcısının sevdiklerine saldırmaya karar verir ve yıkıcı bir öfkeyle dolar. çalışmanın yaygın bir teması, bilimin, insan ırkının kör tutkusu tarafından saptırılması şeklindedir, bu nedenle shelley'nin yaptığı, öncülleri gibi bilim ve insanlık arasındaki ilişkiyi daha da araştırmaktır.

the unparalleled adventure of one hans pfaall

(hans pfaall diye birinin benzeri görülmemiş serüveni, 1835, edgar allan poe)

her ne kadar şiirleri, öyküleri, the murders in the rue morgue ve the raven gibi esrarengiz eserleri ile tanınsa da, poe'un zekayla bezeli, derin bir hiciv tonuna sahip olduğunu hatırlamak önemlidir ve zekasını bu kısa öyküsünde de sonuna kadar göstermiştir. kapsamlı adımlarla anlatılan hikaye, aklı hayallerle dolu, ancak cebi bomboş ve yüklü borçları olan bir insanın, dünyevi sorunlardan kaçmak için gitmek istediği yer olan ay'a gitmek için, yepyeni bir balon türü inşa edişini anlatarak başlar. poe, eserinde matematikçi ve astronomik jargon kullanarak, kahramanının uzay yolculuğunda karşısına çıkan engelleri gösterdiği gibi, bu yeni ve anlaması zor kavramlarla tanışmayı da sağlar. bu nedenle bu eser, şimdi taşşaklı diyebileceğimiz bilim kurgu ürünlerinin temelini sapasağlam yapan unsurlardandır. bununla birlikte en sert bilim kurguların aksine bu hikaye, kahramanın ay'dan kendi memleketine gönderdiği bir mektup şeklinde, ay'a olan yolculuğunu derin ayrıntılarıyla anlatışı şeklinde yazılmıştır. bununla da yetinmeyen poe'nun kahramanı, ay'ın çirkin, iki karış boylarındaki kulaksız sakinleri ve kurumları ile sosyal aktiviteleri hakkında geniş bir bilgi edindiğini, geçmişte işlenen suçlarının ve borçlarının affedilmesine izin verilirse insanlarla bu bilgiyi paylaşacağına dair söz verir. bununla birlikte dünyalıların bu mektuba yanıt gönderme imkanı yoktur ve mektup cevapsız kalır (ah poe hep hüzün yüklüsün).

Bugün Klişe Denilen Bilim Kurgu Fikirlerinin İlk Yazarı Olan H. G. Wells'in Hayat Öyküsü