Bir Akademisyenin Kalitesini Evrensel Olarak Belirleyen Üç Temel Özellik

Akademisyenlik, lisans ve sonrası eğitim seviyelerinde ülkemizin kendine has insan ilişkilerinden nasibini alarak asıl anlamını kaybedebilen bir meslek kolu.
Bir Akademisyenin Kalitesini Evrensel Olarak Belirleyen Üç Temel Özellik
Stephen Hawking ile kara delikler mevzusunda tartışmalarıyla tanıdığımız Stanford Üniversitesi teorik fizik profesörü Leonard Susskind.

bir akademisyenin değeri verdiği derslerle, öğrencilerle iletişimiyle, insanlığıyla, okuduğu kitaplarla falan filan ilişkili değildir. iyi okullarda bunları sikleyen olmaz. terfi, kadro alırken birbiriyle ilişkili üç kritere bakılır:

1. yayınların kalitesi, çokluğu

"publish or perish" diye bir kavram vardır, yazdığınız makalenin marjinal değeri, üzerinden zaman geçtikçe azalır, sizden devamlı üretmeniz beklenir. on sene önce iyi bir makale yazıp, on sene yatamazsınız yani.


2. mezun ettiği doktora öğrencilerinin sayısı, mezuniyet sonraki girdikleri işler


3. en önemlisi de getirdiği proje parası

bu üç şey birbiriyle içiçedir zaten. çok paranız varsa çok öğrenciniz olur. çok öğrenciniz olursa, daha çok ve iyi araştırma yapma imkanınız olur. daha iyi ve çok araştırma yaparsanız, daha çok projeniz kabul olur, daha çok paranız olur.


bu kadar. öğretmenlik değildir akademisyenin işi. size adamlık, arkadaşlık yapmak, kişiliğinizi geliştirmek, zor anlarınızda yardımcı olmak, yol göstermek falan filan değildir. zira akademisyen sizin anne-babanız, arkadaşınız, gurunuz ve lise hocanız değildir. akademisyen sevdiği iş olan araştırmayı yapabilmek için, özel sektöre gitse alacağı maaşın üçte birine katlanan; işyerinde bir patronu olmasına dayanamayan, başına buyruk insandır.

Amacı Öğretmekten Çok Daha Fazlası Olan Akademisyenliğin Öğretmenlikten Ayrıldığı Noktalar


Cambridge'de Görev Yapan Türk Akademisyenin Ülkenin Durumunu Özetleyen Sitemi