Bir Sözlük Yazarının Sokakta Yaşayan Evsizle Mutluluk Üzerine Herkese Ders Olacak Konuşması

Belki de mutlu olamamamızın sebebi mutluluğu çok yanlış anlamış olmamızdandır. Sokakta yaşayan bir evsiz adamın olaylara dümdüz bakış açısıyla mutluluğa dair insanın beyninde şimşekler çaktıran bu konuşmayla aydınlama yaşayabilirsiniz.
Bir Sözlük Yazarının Sokakta Yaşayan Evsizle Mutluluk Üzerine Herkese Ders Olacak Konuşması
iStock


şimdi ben kendim,tamamen toplumun normlarını,değerlerini şusunu busunu reddetmiş,aşırı bıkkın bukowskistim.bir gece kadıköy'de gene hayatı, tanrıyı aradığım zamanlar ama o zamanlar artık iyice bıkmıştım. toplumdan, yaşam beklentilerinden hatta kendimden yani yaşamda bizi biz yapan her şeyden. o yüzden birileriyle tanışırım konuşurum diye gece yürüyorum tabi kimse yok.

bir ara sokakta abi, bir gitarist tıngırdatıyor söylüyor birşeyler iki tane evsiz, denebilecek yaşamları neredeyse bitmiş adamlarda gitarcıyı oturmuş şaraplarıyla dinliyorlar. işte belirli arkadaş grupları da ayakta dinliyor falan. ben de aldım biralarımı geçtim yanlarına.

tam ne çaldığı bilinmiyor ama "heyo" "eyo" diye katılıyoruz.abi adam gülüyor herif bayağı mutlu ve bu öyle böyle değil hissediyorsun yani adam tamamen dünyadan vazgeçmiş ve içten bir şekilde mutlu.

ben tutamadım kendimi "abi gülmeyi nasıl başarıyorsun?" diye sordum.

ama oda anladı yani alkolik yada cigara gülümsemesini sormuyorum.nasıl mutlusun demeye getiriyorum işi.farketti bunu hala gülüyor,çekti şaraptan bir fırt.çok kibar ve neşeyle "niye gülmeyelim yahu " dedi."neyimiz var başka?" (1.çinko)

bende "ne bileyim abi,işte doğduk yaşıyoruz yaşam garip.hayallerimiz var gerçekleştiremiyoruz.bu yüzden üzülüyoruz neden gerçekleştiremiyoruz? üzülüyoruz üzgün olmak ve yaşamak falan" dedim. hemen sözümü kesti "ne hayalin?" dedi. "kitap bastırmak istiyordum, belki buralardan kaçmak. belki bir kadın" falan derken sözümü kesti gene.

-bunlar senin hayallerin mi ? yoksa başkalarının senden beklentileri mi ? yoksa sana yüklenmiş görevler mi bunlar ? dedi.(2.çinko)

o an fark edememiştim "benim hayallerim" demiştim ama mesela şuan biliyorum ki orada düşündüklerimin çoğu bile sırf başkalarının beğenisini beklemek ya da başkalarının dikkatini çekmek için yaptığım çabalardı. herkes büyük gitarist olmak ister ama rock'n roll kızlarla yatmak hedeftir gibi. şöhret isteriz başkaları kıskansın diye. zengin olmak isteriz başkalarını ezebilmek için. kadın isteriz, sözde yalnızız ama seks gözetiriz. seks olmasa da "ben mutluyum lan" deyip vapurdan martılara simit atarız. ama farkında değiliz ki biz başkalarını "kendi bencil mutluluklarımızda" rol oynamaları için zorluyoruz. ünlü olsan da senle gelip fotoğraf çektiren seninle o anı ölümsüzleştirmek için değil, başkalarına göstermek için çekiyor. hep mutluluk ile bir ticaret bir çıkar göz ediyoruz ve hep başkaları söz konusu. o adam bunu biliyordu. (3.çinko)

-senin yalnızca sana yetebilen beklentilerindir mutluluk dedi adam.

alkol dilime vurur benim konuşurum yani. ama o an rüzgarın yönü değişti. sonra adamda ciddileşti biraz. dikti yine şaraptan bir fırt bu arada arkamızda, gitar tınısı şöyle garip bir yavaş ispanyol melodileri çıkarıyordu. bilge adam bir şeyler anlatmaya hazırlanıyordu. ateistim ancak tanrı o anı çok güzel betimlemişti bizim için.

-şimdi normalde ben buralarda yatarım dilenirim. insanların umrunda oluyor muyum? olmuyorum. bu kaldırımın önünden insanlar beni görmeden gidiyor. bazen gece ıskartaya çıkan poğaçaları yerim, dilendiğim parayı şaraba veririm. içecek tek sigaram olmaz tüm kadıköy'de sigara ararım. toplum beni görmüyor ben neden toplumu göreyim? (4.çinko) 

resmen gök gürlemişti benim için. bıçakla gelip alnımı kazıdı o sözler. hala hayatıma katkısını anlatamam. kafamda yankılanıyordu adamın dedikleri.toplum seni görmüyor, hepimiz izlendiğimizi, başkalarının bize baktığı yanılgısına kapılıyoruz halbuki kimsenin umrunda değiliz. ölenleri dahi umursamıyoruz.

-ilgi görüyorsan da sen, sen olduğun için değil başkalarının seninle ilgili bencilce hayallerinde bir mutluluk rolü oynamak istedikleri için ilgi görüyorsun. seni ancak sen mutlu edebilirsin.

bilge adam çekti şaraptan gene.

-kitap mı yazmak istiyorsun git yaz. ama kimseden bir beğeni bekleme, kimseye anlatma. sadece sen içinden geçeni yaz. hayata geçir, onu yarat ortada dursun. belki sen ölene kadar evinin bir köşesinde duracak. belki birisi bir gün şu yandaki çöpe atacak. ama sen onu yazdığın için, onu yarattığın için ölürken bile mutlu öleceksin. çünkü sen sadece onu yazmak için yaşadın. dünyada ki görevimiz budur işte. (5.çinko) 

kafamdan time-lapse görüntüleri geçiyor adeta yeniden doğuyorum.

adam kapattı gözlerini. sadece müziği duyuyoruz. şöyle bir güldü.

-işte benim mutluluğum bu, ben bu yüzden yaşıyorum. belki şuan öleceğim evsizin biriyim. param, pulum evim dahi yok ama mutluyum. çünkü tamda bu gibi anları bir müzikle anlamlandırmak için yaşıyorum.

sokak sanatçısını gösteriyor: 

-onlar çalıyor, ben dinliyorum para vermek zorunda da değilim. onların çaldıklarıyla hayal kuruyorum gerçekleşmeyeceğini biliyorum ama şarabıma eşlik ediyor.

ben tabi tamamen gittim. onca şey geçiyor aklımdan. felsefeyi severim ancak adam öyle bir pencereden bakmıştı ki anlamaya çalışıyorum. işte buydu hayat. budizm ile sidharta gotama arasındaki fark buydu. bugün budizme dahil olursun çünkü sadece öğrenmek istersin. gotama buda olduğunda bunu yaşıyordu.zenginler bile yogaya gider, california şirketlerinin kalantorları bile gün gelir işi bırakır dünyayı dolaşmak ister. hepimiz hayatı sorgularız kaçımız bu adamın baktığı açıdan baktı, kaçımız bunu yaşadı. biz yaşayamıyoruz çünkü bizi kelepçeleyen varlıklarımız var. iş, ev, çocuk, projeler, arabalar... 

bu adam bu felsefeyi yaşayabiliyordu çünkü neredeyse hiçbir şeyi yoktu.

o kadar ekonomisyen, akademisyen, şarkıcı, filozof, patron, ceo ne ararsan. ekşide bile bütün entry'leri oku.bu adamın yaşadığı bambaşka abi.

son olarak:

"kapat gözlerini" dedi. "çek nefesi içine ver." "nefesi hisset"  "o nefesi hissedebilmek tüm mesele, çünkü ölmek o nefesin senden alınmasıdır. işte nefes alabildiğin her gün nefese değer ver. yaşadığının farkında ol. yaşamak budur işte farkında olmak." (6.çinko)

kalkıp gitmek zorunda kaldım çünkü tüm bunları düşünmek istiyordum.içim içime sığmıyordu ben giderken elinde şarapla bağırıyordu "beni anlat he.bu dediklerimi.bu müziği konuştuklarımızı da unutma" dedi kısmet buraya yazmakmış. çok enteresan bir adamdı. işin ilginci bir daha göremedim. belki o adam o anlık var oldu kim bilebilir. belki o anda benim kafamda yarattığım bir (bkz: tyler durden) dı.