Bizdekinden Farklı Birçok Özellik Barındıran Almanya İş Kültürü

Almanya'daki çalışma ve iş kültürü, Türkiye'dekinden epey farklı.

senede 1.5 - 2 ay izin, çalışmaya başladığınız ilk seneden itibaren mümkündür. 1 ay izne çıkıp, dönüşte ofisteki bilgisayarın giriş şifresini unutmak alman iş kültüründe birçok insanın başına gelebilir.

haftada 35 - 38 saat gibi çalışma süreleri içeren iş kontratları olan insanlar bayağı yüksek sayıdadır. haftada 35 saat iş kontratı olan bir insan haftanın diğer birkaç gününde birer saat fazla çalışıp cuma gününü hafta sonuna ekler.

işe yeni başlayan bir insanın, ilk iş günlerinde şirkette halihazırda çalışan insanlara bir şeyler ikram etmesi beklenir. bu genelde pasta ya da kek olur.

şirketten ayrılmaya karar veren insanın yine geride kalan arkadaşlarına son gününden önce bir şeyler ikram etmesi beklenir.

geleneksel büyük alman firmalarının (bosch, daimler, porsche, audi, bmw) çalışanları çok güçlü işçi meclislerine sahip oldukları ve güçlü sendikalara üye oldukları için işten kovulmaları nerdeyse imkansızdır. firmanın iflası dışında bu çalışanların yerleri nerdeyse devlet dairesindeki kadar garantidir. işten çıkarma kaçınılmaz olduğunda evli olmak, çocuk sahibi olmak, firmada çalışma süresi gibi kavramlara bağlı olarak insanlara puanlar verilir ve puanlama sonucunda en arkada kalan insanlar ilk önce çıkarılır. bekar, çocuksuz ve 6 aydır firmada olan birisi ilk şutlanacak adaydır mesela.


işe alma amacıyla mülakata çağrılan insanların yol ve otel paraları (eğer görüşme başka bir şehirde oluyorsa) çağıran şirket tarafından ödenir. firma aksi bir ifade kullanmadıysa, bu ödemenin yapılacağı kabulü çok normaldir ve yasa ile de desteklenmiştir.

iş ortamında iş ile ilgili toplantılarda genelde söylenmek istenen direkt söylenir. yapılan bir hata varsa açık ifadeler kullanılır.

iş arkadaşları arasında maaş sormak tam bir tabudur. sorma pişkinliğini gösteren insanlar çok rahat terslenebilir ve kimse de gocunmaz.

iş yerinde müdürlere birer tanrı gözü ile bakılmaz. bir iş yetişmiyorsa, iş yetişmeyecek ve şu kadar gün daha lazım denir ve teknik olarak nedenleri açıklanır. cumartesi çalışıp, gece yarılarına kadar kalmak yerine, projenin bitiş tarihi kaydırılır.

özel hayat ile ilgili çok fazla soru sorulmaz. "raporluyum gelemeyeceğim" diyen insana, "aa neyin var" denmez. belki adam basurunu aldırdı, söylemek istemiyor di mi ama. birçok iş arkadaşı evli midir, bekar mıdır bilinmez; sorulmaz da.

evlenen bir iş arkadaşının iş yerinden tek bir kişiyi bile düğününe çağırmaması normaldir. düğüne sadece 12 kişinin davetli olması da.

almanya'daki iş kültürünün alamet-i farikalarından biri dakikliğin çok derinlere nüfuz etmiş olmasıdır. misal, esnek çalışma saatleri olan iş yerinde 06:30'da mesaisine başlayan çalışan, 15:30'da bilgisayarını kapatır (ama asla 15:29 değil) ve kimse sesini çıkar(a)maz. 15:58'de hadi tschuß diye telefon kapattığınız adamın mesaisi 16:00'da bitiyorsa, orada olduğunu bilip telefon açsanız bile açmama inisiyatifine sahiptir ve kimse kız(a)maz.

iş saatleri haricinde cep telefonundan elemanını arayan bir yönetici en az bir dakika "ich bitte um verzeihung" diye taksimetre açıp hesap verir sizi iş saati dışında rahatsız ettiği için.

herkesin yedeği bellidir; tatil, hastalık, afet vb. gibi durumlarda iş aksamaz, "ben bilmiyorum aga, helmut bize devretmediydi" gibi şeyler yapılmaz, yapan da hiç hoş karşılanmaz.

öğlen yemeği saatinden yarım saat evvel "mahlzeit" diye başlanan ritüel, öğleden sonraki ara öğüne kadar kesintisiz devam eder. bir süre sonra bahçedeki sincaba da gayriihtiyari "mahlzeit" derken bulursunuz kendinizi.


toplantı zamanı kutsaldır, bölünemez, bölünmesi teklif dahi edilemez. mutlaka toplantı notu tutulur, bir gündem olmadan toplantı başlamaz, geç başlayan toplantı her şekilde zamanında biter, gerekirse yetişmeyen konular için ayrı bir zamana toplantı organize edilir. toplantıya geç kalanların bir tek ayak üstünde bekletilmediği kalır. müşteri ziyaretlerinde dakiklik olmadığı zaman ebedi gençlik iksiri bile satıyor olsanız bir trip yersiniz, adettendir.

eskiden toplantılarda ve ziyaretlerde kravat takmayan adamı kapıdan almadıkları konusunda rivayetler varken, son dönemlerde (son 10 yıl gibi) bu durum biraz daha serbest gibi. özellikle uluslararası firmaların almanya ofisleri ve bu kültürden gelen yeni nesil alman beyaz yakalılar daha rahat. ama eski topraklar maazallah lafı koyuverir. hele ki müdürün bir tanesi "herr brinkmeier, yarın insan kaynakları ile görüşüp size zam yapıyorum, bu şekilde bir kravat alacak paranız olur." diye bir gergefledi, yeminlen sibirya'dan rüzgar estirdi.

İzlerken Kendinizi Kaptıracağınız Alman Fayans Ustasının Müthiş İş Disiplini