Cevabı Ta Azteklere Kadar Giden Bir İkilem: Çikolata mı, Çukulata mı?

TDK'ya göre kelimenin doğrusu çikolata ancak günlük hayatta iki farklı kullanıma da rastlıyoruz. Peki hangisi kökenine daha uygun, orijinaline daha yakın?
Cevabı Ta Azteklere Kadar Giden Bir İkilem: Çikolata mı, Çukulata mı?

çukulata mı, çikolata mı? bu sorunun cevabını türkçede değil de italyancada bulabiliriz ve bunun çok basit bir nedeni var: ilk türkçe sözlük yazarları ahmet vefik paşa ile şemsettin sâmi bu kelimeyi italyancadan öğrenmişler; ama iki farklı versiyonla: paşa cioccolato olarak duyarken sâmi ise cioccolata şeklinde duymuş (bunların her ikisi de doğru ve hatta italyanlar halen tartışırlar bu iki versiyonun etimolojisini).

1876 tarihli lehçe-i osmanî'de ahmet vefik paşa'nın tanımı şöyle: "çokolato: kahveye benzer kakao danesi ve undan mamul kokulu baharlı ezme şeker."


eski yazıyı bilenler eminim hemen itiraz edip vav okutucusunun "o, ö, u, ü" şeklinde okunabileceğini söyleyerek çokolatonun çokolata, çukulata, çukulato şeklinde de yorumlanabileceğini iddia edecekler. etmesinler, çünkü ahmet vefik paşa tarafından vav'ların o seksi kıvrımlarına kondurulan küçük noktalar, bu harfi o okutuyor. yani çokolato.

şemsettin sâmi'nin 1901 tarihli kâmûs-ı türkî'sindeki tercih ise şöyle: "çokolata: isim [ita. cioccolata] amerika'da hasıl olan kakao daneleri unundan mamul mugazzî (besleyici) bir nev'i şekerleme."


şemsettin sâmi'nin formülasyonunda da vav okutucusunun ne şekilde okunacağına ilişkin bir kural var: üzerinde uzatma işareti med bulunan vav, o sesi verir. yani çokolata. tıpkı paşa gibi kendisi de italyancaya hakim olan ve italya'nın lecce şehrinin tam karşısında bulunan arnavutluk'un fraşeri kasabasında doğan şemsettin sami (ki aslında gerçek adı sâmi fraşeri), ahmet paşadan farklı olarak kendi tanımına italyanca orijinalini de ekleyip cioccolata demiş.

gerçi kelimenin orijinali italyanca değil

orijinali avakado, tomato gibi pek çok egzotik meyvenin de ismine kaynaklık eden aztek dili nahuatl.

Nahuatl örnek yazımı.

şimdi bu kadar uzağa gitmenin gereği olmadığından bu çikolata yazımı nerden çıktı diye soralım. çünkü işte gördük, ne 1876'da ne de 1901'de çikolata şeklinde bir yazım var. böyle yazmak için osmanlıcada ç'nin yanına y gelmesi gerekir, halbuki gelmemiş; ta ki 1928'e kadar. bu yıl dil encümenince yayımlanan imlâ lûgati'nde ne oluyorsa oluyor ve ses uyumuna cillop gibi uyan çokolata/çokalato kelimesini alıp ç'nin yanına y'yi nedensizce çakıyorlar ve oluyor sana çikolata!

nitekim 1928'den sonra yayımlanan bütün sözlüklerde bu kelime çikolata olarak geçiyor

hatta bu yetmiyor, osmanlı'nın viyana sefiri ebubekir ratip efendi'ye 1792'de ikram edilen çokolata/çokalato bile transkripsiyon sırasında çikolata oluyor.


peki bu değişikliğin nedeni ne?

2017 tarihli çağdaş türk dili dergisinde yayımlanan bir makalede (gökhan adalı, "çukulatayı çukulata yazmak ya da bir yanlışı bırakmak", çağdaş türk dili, sayı 348, şubat 2017, ss.733-739) bu değişikliğin nedeni, 1928'de harf devrimi için ivedilikle imlâ lûgatı hazırlanırken çikolata kelimesinin "büyük bir olasılıkla" redhouse sözlüğünden alınması olarak gösterilmiş. merak edip hemen sir james william redhouse'ın 1856 tarihli english and turkish dictionary'sinin 50. sayfasındaki chocolate maddesine baktım. sir, kelimeyi önce eski yazıyla yazıp yanına da "chikolata" şeklinde okunuşunu bırakmış. fakat çikolata yazımının redhouse'dan kaynaklandığı iddiası bana pek olası gelmedi. çünkü redhouse böyle yazsa da bundan sonraki tarihlerde hazırlanan ne lehçe-i osmanî'de ne dekâmûs-ı türkî'de çikolata şeklinde bir yazım mevcut. dahası, dil devrimcilerinin anglophone temayüllü insanlar olmadığı da açık. ee 1928'de niye çikolata tercih edildi? cevabım net: bilmiyorum!

dahası çikolata demek, çokolato ya da çukulata demekten çok daha zor ve malum, dil zoru sevmez. meramını hızlı bir şekilde kestirmeden anlatmak ister (bkz: en az çaba yasası). mesela bakın, aslanım hasan izzettin dinamo taa 1960'larda kim ne der diye düşünmeyip ağzından çıktığı gibi yazmayı tercih etmiş: "bu sırada zil çaldı. madame corinne, çabucak saçını başını toparlayarak fırladı. gelen, küçücük oğlu reşat’tı. mustafa kemal, hemen onu dizine oturtarak cebinden çıkardığı kocaman bir çukulatayı eline sıkıştırdı." (kutsal isyan, cilt 2, 248, 1966).

zaten eskiden daha sık kullanılıyormuş çukulata kelimesi. youtube'a çukulata sevgilim yazıp çıkan parçalara bir bakın mesela. bu arada ragga oktay'ın çukulata kız'ı çok şeker bir şarkı değil miydi ya...

neyse uzun lafın kısası

galat-ı meşhur lugat-ı fasihten evladır deyip çikolata demekte elbette mahzur yok; tıpkı çukulata dediniz diye size laf sokacakların alnına işbu yazının çıktısını alıp yapıştırmakta mahzur olmadığı gibi. hem ne demişti büyük ozan ragga:

derdime derman işte çokolat kız
biz asıl çokolat hastasıyız
derdime derman işte çokolat kız
a çokolata kom amamiyakom, naranirakom

Ragga Oktay - Çukulata Kız