Charles Darwin'in Evrim Konusunda Haklı ve Haksız Çıktığı Şeyler

Darwin'in, Türlerin Kökeni'ni 1859'da yayınlamasının üstünden çok zaman geçti ve evrim mevzusu da bilimin diğer dalları gibi ilerledi. Bugünden baktığımızda Darwin'in doğruları ve yanlışları daha net bir şekilde görülebiliyor. İnceleyelim.
Charles Darwin'in Evrim Konusunda Haklı ve Haksız Çıktığı Şeyler
iStock

darwin'in evrim hakkındaki doğru ve yanlışları neler?

ingiliz doğa bilimci charles darwin, biyolojik bilimlerde en ünlü insanlardan biridir. en önemli başarılarından birinde hms beagle ile dünyayı dolaşıyordu. yolculuk sırasında birçok garip ve sıradışı yaşam formunu topladı ve tarif etti. zamanın çoğu bilim insanı için bu, ün kazanmak için yeterli olurdu ancak darwin bununla yetinmeyip, bu yolculuk sonrasında, biyoloji alanındaki en önemli kavramlardan birisi olan doğal seleksiyon teorisi'ni dile getirdi. doğal seleksiyon, bir tür içindeki evrimi veya değişimi yönlendiren süreçtir. klasik teorisi ilk olarak günümüzden 150 yıl kadar uzun bir süre önce, 1859'da türlerin kökeni'nde yayınlandı. peki, yüzyıldan fazla bir süredir devam eden teknolojik değişim ve keşiflerin ardından, darwin’in dünyadaki yaşamın nasıl geliştiğini açıklayan yazıları ne kadar doğruydu?

doğru: "doğal seleksiyon türler içinde nasıl çalışır?"

anagenez, bir türün bir başkasının yerini aldığı, ancak ayrı bir türe dallanmadığı bir gruptaki evrimsel bir değişimin teknik terimidir. bir türün zaman içinde ilerledikçe, sürekli olarak çevreye uyum sağladığı söylenebilir. üreme için yeterince uzun süre dayanamayan bireylerin özellikleri, türlerden kaybolabilir. zamanla, gözlenen değişiklikler (boyut, renklenme veya diğer özelliklerde) türler içerisinde doğal seleksiyon işleminde görünebilir. yüzlerce nesiller sonra, türler eskisinden farklı olacak, ancak türlerin evrimsel yolunun yeni dalları oluşmayacaktır. darwin bu konuda haklıydı.


doğru: "doğal seçilimin, genel olarak yeni türleri nasıl yarattığı"

evrim sürecinde yeni ve farklı türlerin oluşması, sadece anagenezin bir uzantısıdır, fakat bunda yeni oluşacak dallara izin verilir. türleşme aynı zamanda doğal seleksiyonu da içerir ve en kolay yüksek popülasyonlu türlerde görülür. bir veya daha fazla popülasyon, kendi türünün geri kalanından birçok nesil boyunca izole edilirse (ve her bir izole edilmiş popülasyonun üyeleri sadece birbirleriyle ürerlerse), her popülasyon orijinal türden farklı olabilir. her izole edilmiş popülasyon, popülasyonun uyum sağlaması gereken benzersiz bir çevresel koşullarla karşı karşıya kalabilir. eğer öyleyse, her popülasyon farklı şekilde gelişebilir. daha sıcak bir ortamdaki bir popülasyon, sıcağa dayanmak için adaptasyonlar geliştirebilirken, daha soğuk ve daha ıslak bir ortamdaki bir popülasyon, daha soğuk ve daha ıslak koşullarla başa çıkmak için farklı adaptasyonlar geliştirebilir. hatta birçok kuşaktan sonra, başka popülasyon üyeleri ile başarılı bir şekilde üremelerini engelleyebilecek uyarlamalar ortaya çıkabilir. bu uyarlamalar fiziksel (boyut, renk değişikliği veya vücut kimyasındaki değişiklikler gibi) veya davranışsal olabilir (örneğin, kur dansları veya çiftleşme çağrıları geliştirme gibi). zamanla, izole edilmiş popülasyonlar arasındaki farklar o kadar büyük hale gelebilir ki, her popülasyon yeni bir tür haline gelir. darwin yine haklıydı.


doğru:
"darwin’in teorisini destekleyen kanıt zincirleri"

iyi teori inşasının simgelerinden biri, kanıt olarak birden fazla farklı kanıtların kullanılmasıdır. darwin, doğal seleksiyon teorisine destek vermek için biyocoğrafya, paleontoloji, embriyoloji ve morfolojiden örnekler aldı. aynı bölgede ya da bitişik bölgelerde yaşayan birkaç “yakın müttefik tür” (yani, ortak bir ana türden muhtemelen aşağı inen veya dallanan muhtemel türler) örneklerine dikkat çekti. doğu afrika ovalarında farklı zebra türlerinin bir arada bulunduğunu ve belki de en ünlü örneğinde, galapagos ispinozlarının (darwin ispinozları) birkaç türünün galapagos adaları'nda (doğu pasifik okyanusu'nda izole edilmiş bir adalar kümesi) oluştuğunu belirtti. bu kadar yakın ilişkili türlerin paterni, bu türlerin, benzer bir kökene sahip olduğu fikrini destekledi. darwin, zamanla kümelenme ile yakından ilişkili türlerin modellerini de fark etti. fosil kayıtları, aynı katmanda veya art arda kaya katmanlarında yan yana meydana gelen benzer görünümlü türlerin birkaç örneğini göstermiştir. doğal seçilimin etkisinin kanıtı, daha yüksek omurgalıların (balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler) gelişiminin erken aşamalarında gözlemlenen yapıların, daha ilkel hayvanların yapılarına benzediği gelişmekte olan embriyolarda da ortaya çıktı.

darwin aynı zamanda teorisini desteklemek için morfolojiden ve taksonomiden de yararlandı. farklı yaşam biçimlerinin sınıflandırması olan taksonomi, bireysel canlıları türlere, cinslere, ailelere vb. şeylere göre gruplayan gözlemlenebilir özelliklere dayanır. genel olarak konuşursak, farklı yaşam biçimleri ne kadar fazla özellik paylaşırsa, evrimsel ilişkileri de o kadar yakın olur. taksonomi süreci sayesinde (fosillerde aynı tür özelliklerle canlı formların gözlemlenebilir özelliklerinin karşılaştırılmasını içerir), zaman içerisinde farklı bitkilerin, hayvanların ve diğer yaşam biçimlerinin ortaya çıkış şekilleri hakkında iyi bir anlayış geliştirilebilir. darwin, you're goddamn right again!


yanlış:
"dünya’nın yaşı"

19. yüzyıl boyunca incil, yaygın olarak dünya’nın ilk otoritesi olarak kabul edilirdi ve incil, dünya'nın sadece yaklaşık 6.000 yaşında olduğuna karar vermişti. ancak zamanın bilim adamlarının çoğu, dünya'nın kesinlikle daha yaşlı olduğunu kabul ediyordu. 1860'ların başında, türlerin kökeni'nin yayınlanmasından sadece birkaç yıl sonra, iskoç mühendis ve fizikçi william thomson (lord kelvin), dünya'nın ısı iletimi ile ısı kaybettiklerini ve bunun bir sonucu olarak jeolojik süreçlerin değişmiş olabileceğine dikkat çekti. ayrıca thomson bu soğumanın, 100 milyon yıldan daha az süredir var olduğuna inandığı için, dünya'nın yaşına üst sınır olarak bu sayıyı koymuştur. bu fikir, kısa bir süre sonra darwin de dahil olmak üzere birçok bilim insanı tarafından benimsendi. astronom olan kendi oğlu george da dünya'nın yaşının yalnızca on milyonlarca yıllık olduğunu hesaplamıştı. darwin, 6.000 yılın doğal seleksiyon teorisine göre yaşamın çeşitlendirilip çeşitli biçimlerde evrimleşmesi için yeterli zaman olmadığını düşünüyordu. bununla birlikte, 100 milyon yıllık bir süre onun için daha makul görünüyordu. darwin, dünya’nın yaşı hakkında doğru yolda görünmekle birlikte, modern araçlar dünya’nın william thomson’ın ve george darwin’in hesaplarından 4.5 milyar yıl daha eski olduğunu göstermiştir. aslında bunun yanlış olarak değerlendirilmesi darwin'i çok zan altında bırakmaz ancak yine de pek uzmanı olmasa da kabul ettiği şey yanlıştı.


yanlış: "bireyler arasındaki varyasyon mekanizmaları"

darwin’in doğal seleksiyon teorisi temelde doğru olsa da, 1860’ların sonunda çok yanlış bir teori daha önerdi. bu teori (pangenesis), bir türdeki bireyler arasındaki varyasyonu açıklamaya çalışmaktı. cinsel türlerdeki yavrular, ebeveynlerinin her ikisinden de aldıkları özelliklerin bir karışımını sergiler. kardeşler birbirlerinden farklı görünür, ancak aynı zamanda özelliklerini paylaşırlar. büyük ölçüde avusturyalı bitki bilimci gregor mendel'in çalışmasına dayanarak, özelliklerin genler tarafından üretildiğini biliyoruz - özellikle aleller- (bir kromozom üzerinde belirli bir alanda alternatif olarak meydana gelebilecek iki veya daha fazla genin herhangi biri). genler, göz rengi gibi fiziksel özellikleri ve bazı hastalıkların gelişme riskini belirleyerek tüm yaşam formlarının dna planlarını oluşturur.

darwin’in inancına göre, gemmule, gebe kalma sırasında her ebeveyn tarafından sağlanan hücre tohumlarıydı. gemmuleler, vücuttaki tüm organlar ve diğer yapılar tarafından üretilirdi. anneden ve babadan gelen gemmuleler, döllenmiş yumurtada birbirleriyle karışırlardı. bu tohum hücreleri, yeteri kadar olursa ve doğru şekilde gelişirlerse, yavru sağlıklı olacaktı. azgelişmiş bir organ gibi doğum kusurları, ebeveynlerin vücutlarında aynı organ tarafından sağlanan gemmulelerin eksikliğinden veya bu organı oluşturmak için yanlış gemmuleler arasında bir bağlantıdan kaynaklanırdı. darwin ayrıca, çocukların bir ebeveyne diğerinden daha güçlü benzerlik gösterdiğini, çünkü bir ebeveynden gelen gemulleler diğer ebeveynden gelenlerden daha güçlü, daha iyi adapte olmuş veya çok sayıda olabilirdi. ancak darwin’in kuzeni sir francis galton, tavşan kanı kullanarak yaptığı bir deneyde gemulleleri bulamadı, bu yüzden teori reddedildi.

Kadın Milli Futbol Takımımızın 10 Numarası Melike Pekel'in İlham Verici Hayat Hikayesi

Kadın Futbolunun Yasakları Aşarak Ses Getirir Hale Gelişinin Öyküsü