Daha Önce Anlayamadığınız Bir Sorunu Aniden Anlama Hali: Eureka Etkisi

"Aha experience (aha tecrübesi)" veya "Aha moment" şeklinde de ifade edilen bu durum, daha önce anlam veremediğiniz problemlere geçmiş tecrübelerin de yardımıyla aniden anlam verebilmeyi anlatıyor. İnceleyelim.
Daha Önce Anlayamadığınız Bir Sorunu Aniden Anlama Hali: Eureka Etkisi
iStock

Nedir bu?

aha experience (eureka etkisi), psikoloji terminolojisinde ansızın ortaya çıkan bir içgözlem anında gösterilen duygusal tepkiye verilen bir ad. öğrenme, psikoterapi veya problem çözme sırasında ortaya çıkabilir. örneğin şizofreni veya paranoid tablo çizen rahatsızlıklarda, kişinin bir süredir devam eden görsel veya işitsel halüsinasyonları bir noktada kişiyi "a-ha!", yani "işte budur" tarzı bir iç kavrayışa iter ki bu genelde kişinin rahatsızlığına yol açan delusion'ların kişi tarafından gerçeklikte kabulünü yani kişinin gerçeklik algısının yitimini ve hastalığın yarattığı gerçeklik algısına doğru geçişini gösterir. türkçesi "aha yaşantısı/tecrübesi" olarak geçer.

Bu durumda akla gelen ilk insan, Arşimet.

Durumu detaylıca inceleyelim

aha experience (eureka etkisi), esinlenme dediğimiz ara sıra aniden beliriveren sezgiler ya da deneyimler anlamındadır.

aklıma ilk gelen örnek mozart olsa da salt müzikte değil her alanda olandır. önce bir mozart’ı dinleyelim: “kendimi iyi hissettiğim keyfimin yerinde olduğu zaman veya iyi bir yemekten sonra arabayla dolaşırken veya yürüyüş yaparken veya uykumun kaçtığı geceler tahmin edemeyeceğiniz kadar kolayca bir sürü düşünce doluşur aklıma. nereden ve nasıl gelirler? bilmiyorum ve umurunda da değil. hoşuma gidenleri aklımda tutar ve mırıldanarak tekrarlarım. böyle yaptığımı en azından başkaları söylüyor. temayı bir kez yakaladım mı başka bir melodi çıkagelir ve bir bütün olarak kendinden önceki melodi ile birleşir.”

bir de matematikçilere bakalım: poincaré, fuchs fonksiyonları adını verdiği çalışması için araştırmalarında uzunca bir süre çaba harcamış fakat tüm bu uzun çabanın sonunda bir çıkmaza girmişti. kendisi bu can sıkıcı durumu ve ardından gelen ilhamı şöyle ifade ediyor:

“bir jeoloji araştırma gezisine katılmak üzere yaşamakta olduğum caen’den ayrıldım. gezi sırasında karşılaştığım olaylar matematik çalışmalarımı unutturdu. countances’a vardığımızda bir yerlere gitmek için otobüse bindik. otobüsün basamağındaki adım atar atmaz daha önceki araştırmalarımda bu yönde hiç düşünmediğim halde fuchs fonksiyonlarını tanımlamak için kullanmış olduğum dönüşümlerin eukleidesçi (öklidçi) olmayan geometrininkilerle aynı olduğu fikri kafamda birdenbire belirdi. o anda doğrulama işlemini yapmadım otobüste yerimi almaya çalışırken zamanım olmadı. caen’e dönüşümde her zamanki alışkanlıkla o gün bulduğum sonucu doğruladım.”


bu örneklerin çarpıcı yanı bilinçli düşüncelerinin tamamen başka konulara yönelik olduğu bir zamanda doğruluğundan emin olduğu karmaşık bir düşüncenin veya güzel bir melodinin akıllarında birdenbire belirivermesiydi. bu düşünceler genellikle sözcüklerle kolayca açıklanır türde değildir. bilinçli bir şekilde günlerce konsantre bir şekilde düşünülen konunun hiç beklenmedik bir anda ve üzerine düşünmüyorken aklında netleşmesi ve bundan kuşku duyulmaması, doğrulama ve düzenleme faaliyetlerinin ise daha sonra yine bilinçli bir konsantrasyon ile yapılması yeterince enteresan.

bir anlık gelen bu ilhamların güçlü inandırıcılığı estetik özelliklerinden geliyor olsa gerek. güzel ve estetik bir düşünce veya melodinin çirkin olana göre doğru olma ihtimali daha fazladır. buluş bir seçimdir ve bu seçime kaçınılmaz olarak estetik veya güzellik duygusu egemendir. dirac elektron dalga denklemini güzelliğe ve estetiğe merakı sayesinde bulduğunu itiraf etmiştir.

ulaşılması umulan amaca doğru kuşkulu adımlarla ilerlerken ve bir türlü içinden çıkılmaz bir hale gelmişken her şey o gelen ilham bu özelliği sayesinde emin olunan ve kuşku duyulmayandır ki daha sonra sağlaması yapıldığında doğru olduğu ortaya çıkar poincaré örneğinde olduğu gibi. matematiksel olan o formül aynı zamanda estetik olarak da güzeldir.

penrose’dan alıntıladığım şu açıklamaları burada kesip konuyu biraz başka yöne çekmek istiyorum. bilinçsiz aklın ürünü gibi görünen bu ani ilhamlar sanki beyindeki düşünen korteks bölgelerinin bilinçdışı aktivitesi gibidir. yani o gün başka bir iş yapıyorken o günlerdir çözemediğiniz sorunun cevabı ya da bestenin melodileri arka planda proses ediliyordur.
peki bilincin bir işlevi söz konusu mu burada? muhtemelen bilinçli düşünce karar verme ve seçim işlevini yerine getirir. bilinçdışı arka planda işleyen o süreç bir fikir oluşturur bazen bilinçli sen tarafından reddedilirken bazen de bilinçli düşünceyi etkileyecek kadar uzun süre bilinçte yer almayı başarır ve işte ilham ortaya çıkar.. burada estetik ve doğruluğun etkisi yadsınamaz. bu da bilincin o kuşku duymadan kabul etme dediğimiz kararı verdirir.

Bu durum, Paterson filminde de kendine yer bulmuştu.

bilinçdışının ilhama olan etkisine geri dönelim. 

bilinçdışı süreçte oluşan ilhamın doğruluğuna veya (melodi ise) güzelliğine bakılırsa bilinçsiz aklın rastgele fikirler üretmediği ortada. bilinçli akıl burada gelen fikirler arasından bir seçim yapıyor olmalı. penrose, bunu sanki bir mizansenin hazırlanması ve sonrasında çekime/yayına başlanması gibi bir ifade ile açıklamış.

mizansen hazırlığı geri planda bilinçsiz veya bilinçdışı süreçlerde hazırlanırken; bilinçli akıl oluşturulan mizansenlerin eleştirici bir şekilde kararını verir ve işte o mizansen sergilenmeye/yayınlanmaya başlar.