Dahi Olarak Anılmaya Henüz Çocuk Yaşta Başlayan İsimlerin Ortaya Çıkış Öyküleri

Bugün dahi dediğimiz insanların işi genellikle kolay olmadı. Çabaladılar, imkanları zorladılar ve bir şekilde içinde bulundukları toplumdan sıyrılmayı başardılar.
Dahi Olarak Anılmaya Henüz Çocuk Yaşta Başlayan İsimlerin Ortaya Çıkış Öyküleri


wolfgang amadeus mozart

wolfgang amadeus mozart mükemmeliyet tabirinin en iyi karşılığıydı. dört yaşında klavsen çalıyor ve beş yaşındayken müzik besteliyordu. dahi çocuk yedi yaşındayken ailesi, harikulade müzik yeteneklerini perçinlemek üzere birkaç tur düzenledi. aynı zamanda oldukça yetenekli olan ablası maria anna (nannerel) da bu tura katıldı.

mozart'ın 14 yaşında olduğu 1770'de, vatikan'a yapılan bir ziyaretten bir bölüm özellikle öne çıkar. bu hikaye, gregorio allegri tarafından bestelenen, ünlü bir rönesans korosu müziği olan miserere ile ilgilidir. allegri, bir rahip ve sistine şapeli korosunun bir üyesiydi ve 50. mezmurun bir bileşimi olan kompozisyonu, vatikan sakinleri tarafından o kadar çok sevildi ki, bir noktada başka bir yerde performans göstermesi için kopyalanması dahi yasaklandı. sadece üç yetkili kopya yapılmıştı. 1770'de wolfgang amadeus ve babası, kutsal hafta boyunca miserere'nin performansını dinlediler. o gece genç mozart uyuyamadı, ayağa kalktı ve ritim tutarak her şeyi hafızasından kağıda kopyaladı. birkaç gün sonra parçayı ikinci kez dinlemek için geri döndü ve kopyasındaki bazı hataları düzeltmek için kompozisyonu hafızasına sakladı.

müzikologlar o zamandan beri mozart’ın belleğinin olağanüstü olduğunu, ancak ilk bakışta göründüğü kadar mucizevi olmadığını belirtirler. miserere, biraz tekrarlayan bir parçaydı ve mozart’ın transkripsiyonu muhtemelen orijinal performansın bir parçası olacak doğaçlama süs geçişlerini içermiyordu. öyle olsa bile, modern bir performans 12 ila 15 dakika sürüyor ve hepsinin hatırlanması, biri beş parça, diğeri dört parçadan oluşan, toplam dokuz müzik parçasını bir araya getiren, iki bölümlük müziğin takip edilmesini gerektirir.

john von neumann

bazı insanlar, bildikleriyle ne yapacaklarını tahmin ettiklerinden ötürü daha fazla zihinsel güce sahiptir. biyograflar, altı yaşındayken macar amerikalı matematikçi john von neumann'ın babasıyla klasik yunanca'da şakalaştığını yazarlar. ufak tefekken von neumann, telefon rehberinden sayfaları ezberler ve adlarla, numaralarla ve adreslerle ilgili soruları cevaplar ya da sayfayı aşağıdan yukarıya doğru hafızasından yazardı.

bir yetişkin olarak ise von neumann, matematik, fizik, ekonomi ve bilgisayar bilimlerinde önemli katkıları olan, çağının önde gelen bir matematikçisi olarak kabul edilirdi.

juana inés de la cruz

olağanüstü yetenek her zaman beklediğiniz yeri göstermez. 1648 veya 1651'de (kayıtlar tarihte farklılık gösterir) juana ramírez de asbaje, new spain'in (şimdi meksika) san miguel nepantla kasabasında, evlenmemiş bir çiftin çocuğu olarak dünyaya geldi. üç yaşında okumayı öğrenerek, erken yaşta dikkate değer bir entelektüel potansiyel gösterdi, ancak cinsiyeti ve ailesinin sınırlı finansal durumu, örgün eğitim almasını engelledi. sonunda, annesi, büyükannesi ve büyükbabası ile, bir kütüphaneye erişebilme şansı bulduğu mexico city'ye gitti. iştahla okuduğu latinceyi 20 derste öğrendi. ilk dramatik şiirini sekiz yaşındayken yazdı. olağanüstü zekası ünlendi ve 16 yaşlarındayken vali yardımcısının eşinin leydisi olarak, new spain mahkemesine gitti. juana’nın mucizevi bilgisini sergilemek için başkan yardımcısı, farklı bilgi alanlarına mensup 40 profesörden oluşan bir grubun, juana'ya sorular sormalarını ve juana'nın da cevaplamasını, halka açık bir gösteri olarak düzenledi. bilgisinin derinliği ve genişliği izleyicileri şaşırtmıştı.

evliliğe ilgi duymayan ve daha fazla kitap okumak için istekli olan juana, 1669'da sor juana inés de la cruz olarak bir manastıra girdi. şiir, oyun ve felsefi eser üretmeye devam etti. ayrıca, o zamanki amerika’nın en büyüklerinden biri olan kitap ve bilimsel koleksiyonunu topladı. bugün, meksika edebiyatının barok döneminin en önemli yazarlarından biri olarak hatırlanır.

srinivasa ramanujan

tüm zamanların en iyi kendi kendini yetiştiren matematikçilerinden biri olan srinivasa ramanujan, hindistan'ın kumbakonam kentinde fakirlik içinde doğmuştu. istisnai hafızasıyla tanınan seçkin bir öğrenci olan ramanujan’ın en yüksek matematik seviyesine yükselişinin başlangıcı, 1903’te 16 yaşındayken, ileri düzey matematik ders kitabının eski bir kopyasını ödünç aldığı zaman başladı. kitabın eksikliklerine rağmen ramanujan, çalışmalarını her yerde yanında taşıdığı defterlere kaydederek saplantılı bir şekilde sürdürdü. matematiğe olan tutkusu, aslında onu yaşamın diğer alanlarında zayıflatmıştı; 1904'te madras üniversitesi'nden aldığı bursu kaybetmişti çünkü hiçbir akademik çalışmaya ilgi duymuyordu.

tezgahtar olarak çalışırken ramanujan, çalışmalarını ingiltere'deki matematikçilere göndermeye ve tavsiyelerini talep etmeye başladı. ilk birkaçı cevap vermedi. daha sonra 1913'te cambridge üniversitesi'nde matematikçi olan godfrey hardy, ramanujan'dan bir paket bildiri aldı. ilk başta hardy, bir çeşit dolandırıcılık veya şakadan şüphelendi. formüllerin bazıları zaten biliniyordu ama aynı zamanda onu sıra dışı ve potansiyel olarak önemli yapan başka şeyler de buldu. bir yazışma başlattılar ve 1914'te hardy, ramanujan'ı cambridge'e gelmeye ikna etti. orada hardy onu eğitti ve araştırma için işbirliği yaptılar. ramanujan sonraki birkaç yıl boyunca üretkenlikle çalıştı ve 1918'de kraliyet cemiyeti'nin bir üyesi seçildi. fakat her zaman kırılgan olan sağlığı kötüleşti ve 1919'da 32 yaşındayken öldü.

stevie wonder

doğuştan kör olmasına ve yoksulluk içinde büyümesine rağmen stevie wonder (steveland judkins morris), çocukluğunun başlarında yetenekli bir müzisyen olmayı başardı. söz yazmayı, şarkı söylemeyi ve piyano, org, armonika ve davul çalmayı şipşak öğrendi. 1962'de 12 yaşındayken, müzik kaydetmeye ve profesyonelce little stevie wonder adı ile sahne almaya başladı. her ne kadar sahne ismi, küçük ibo tadında bir çocuk sanatçı ismi gibi olsa da, kısa sürede kendini yaratıcı şarkı yazarlığı ile ve blues, soul, funk, rock ve caz gibi farklı müzik tarzlarının ustalığını birleştiren ciddi bir müzisyen olarak yetiştirdi. 21. yaş günü çattığında bir düzineden fazla şarkı yazmıştı bile. 1989 yılında, sadece 38 yaşındayken rock and roll onur listesi'ne girmiştir.

blaise pascal

17. yüzyılın bir fransız matematikçisi, fizikçisi ve filozofu olan blaise pascal, çocukken hiç matematik öğrenimi görmedi. çocuklarının ilk önce yunanca ve latince konusunda ustalaşmalarının ve sonradan matematik ve fen derslerine devam etmelerinin en iyi yöntem olduğuna karar vermiş olan, matematikçi ve vergi tahsildarı babası étienne tarafından özel olarak eğitildi. yani matematiği öğrendiğinde, kaynağı yalnızca kendi evindeki matematik metinleriydi. ancak kız kardeşi gilberte tarafından yazılan bir biyografiye göre, blaise hiçbir şekilde bu kaynakları okumadan, matematik bilgisini kendi kendine mükemmelleştirdi. 12 yaşındayken, bir üçgenin iç açılarının, her zaman matematikçiler tarafından iyi bilinen ama blaise'den uzak tutulmuş bir gerçek olan, iki dik açı toplamına eşit olduğunu “keşfetti”. oğlunun olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu fark eden étienne, matematiksel kavramları tanıtmaya başladı. yaklaşık üç yıl sonra blaise, ilk orijinal matematik eseri olan essai pour les coniques'yi (1640 konikler üzerine deneme) yayımladı. bu eser, rené descartes'ın kıskançlığını uyandırıp étienne'i, kendisinin yazıp oğlu adımaymış gibi göstermesiyle suçlayacak kadar etkileyiciydi. blaise iki yıl sonra mekanik bir toplama ve çıkarma cihazı icat etti. önemli sayıda imal edilen ve ilk defa işyerinde kullanılan ilk hesaplama makinesiydi. pascal 1640'larda ve 50'lerde, kendisini dini ve felsefi konulara odaklarken, avrupa'nın en büyük matematiksel ve bilimsel zihinlerinden biri olarak da biliniyordu. 1662'de 39 yaşında öldü.

judit polgár

bu dahi bebeler arasında judit polgár ilginç bir durumdur. bir eğitim psikoloğu olan babası lászló, olağanüstü zihinsel yeteneklerin, doğuştan gelen yeteneklerin bir sonucu olmadığına inanıyordu. herhangi bir çocuğu harikaya çevirebileceğini ve hatta raise a genius (bir dahi yetiştirmek) adlı bir kitap bile yazdığını iddia etti! fikirleri o zamanlar tuhaf gelebilirdi ama lászló’nun kızlarının üçünün de - pedagojik vizyonları adına yapılmış test sonuçları - satranç dahileri olduğunun ortaya çıkması ile bu tuhaflık düşüncesi azalmıştı. sürekli satranç pratiği ortamında yetişen polgár kız kardeşleri, erkek egemen rekabetçi satranç dünyasını sarstı ve birçok insanı, erkek oyuncuların doğal olarak üstün olduğuna dair olan yaygın varsayımı sorgulamaya zorladı. en büyük kızı susan 15 yaşında, dünyanın en iyi kadın oyuncusu oldu ve ocak 1991'de, erkek oyuncularla aynı temelde hesaplanan bir büyük usta rütbesini kazanan ilk kadın oldu.

fakat kısa süre sonra, en genç polgár kızı olan judit tarafından gölgelendi. aralık 1991’de 15 yaşındaki judit, 1958’de bobby fischer’ın eline geçirdigi rekoru kırarak, büyük usta rütbesini kazanan en genç oyuncu oldu (judith'in rekoru da birkaç kez kırıldı). judith kariyeri boyunca kadın turnuvalarından kaçındı. bunun yerine dünyadaki en iyi erkek oyuncularla oynayıp, çoğu zaman erkeklere karşı büyük başarı elde etmeye odaklandı. 2005'te satrançta en iyi oyuncuların sıralamasında sekizinci sırayı aldı ve ilk 10'a giren tek kadın oldu.

ayrıca yukarıdakilerin hepsi, çocukluklarından itibaren dahi anlamındaki -de'yi ayrı yazabiliyormuş, öyle diyorlar.