Dünya Dışı Yaşam Bulmaya Yönelik Kritik Araştırmaların Fikir Verici Özeti

Dünya dışı zeka argümanını açıklayan ve bu yoldaki önemli araştırmaları ortaya koyan sağlam bir yazı.
Dünya Dışı Yaşam Bulmaya Yönelik Kritik Araştırmaların Fikir Verici Özeti
iStock

extraterrestrial intelligence: dünya dışı zeka, düşünme yeteneğine sahip varsayımsal dünya dışı yaşam veya yaşamlar.

detaya girecek olursak, yeni astrobiyoloji alanındaki çalışmalar, samanyolu galaksisi'ndeki başka akıllı türlerin evriminin tamamen imkansız olmadığı konusunda bazı kanıtlar sağlamıştır. özellikle, 3.000'den fazla güneş sistemi dışında yer alan gezegenin tespit edilmesi ve yeraltı sularının mevcudiyetinin mars'ta ve güneş sisteminin bazı gezegen uydularında olduğunun kanıtlanması, bu sava kuvvet sağlamıştır. bu çabalar, ilkel yaşamın ve zaman zaman akıllı yaşamın doğabileceği birçok dünya olabileceğini göstermektedir. dünya dışı zekanın varlığını gösteren diğer yıldız sistemlerinden gelen radyo sinyallerini veya optik parlamaları araştırmak, şimdiye kadar verimsiz sonuçlar vermişti ancak bu tür sinyallerin tespit edilmesi muazzam bir bilimsel ve kültürel etkiye neden olmuştur.

dünya dışı zeka argümanı

dünya dışı zekanın varlığı argümanı, sözde sıradanlık ilkesine dayanmaktadır. nicolaus copernicus'un çalışmasından bu yana gökbilimciler tarafından yaygın olarak inanılan bu ilke, güneş sisteminin özelliklerinin ve evriminin herhangi bir şekilde olağandışı olmadığını belirtir. sonuç olarak, dünya'da yaşamı ve düşünen varlıkları doğuran süreçler, kozmos boyunca pekala gerçekleşmiş olabilir.

bu argümandaki en önemli varsayımlar:

1- üzerinde hayat olabilecek gezegenlerin yaygın olduğu,
2- biota'nın bu tür dünyalara yayılacağı ve
3- gezegenlerde, doğal seleksiyon sonucunda kazanan, en azından belirli yerlerde akıllı olan türler.

bugüne kadar sadece bu varsayımların ilki kanıtlanmıştır. bununla birlikte gökbilimciler, dünya gibi, yıldızlarından yaşam için uygun bir uzaklıkta bulunan, yaşamı destekleyebilecek atmosfer ve okyanuslara sahip olan birkaç küçük kayalık gezegen bulmuşlardır. jüpiter büyüklüğündeki gezegenlerin, büyük yıldızları sebebiyle oluşturdukları yalpalamayı ölçen çabalardan farklı olarak, daha küçük dünyalar için arama yapmayı, dünya büyüklüğünde bir gezegen önüne geçerse bir yıldızın hafif karartılmasını incelemektedirler. 2009'da fırlatılan abd uydusu kepler bu tür geçişleri gözlemleyerek, yüzeyinde sıvı halde su bulunan bölgeleri olan, yeterli büyüklükteki binlerce gezegeni buldu. başka bir yaklaşım da, biyolojik aktivite göstergeleri olan oksijen veya metan gibi gazları aramak için, diğer yıldızların etrafındaki gezegenlerin atmosferlerinden yansıyan ışığı analiz edebilen, uzaya yerleştirilen teleskoplar inşa etmektir. ek olarak uzay sondaları, yaşam koşullarının mars'ta veya güneş sistemindeki diğer dünyalarda ortaya çıkmış olabileceğine dair kanıtlar bulmaya çalışmaktadır, bu nedenle varsayım 2'yi ele almaktadır. varsayım 3, düşünen varlıkların yaşam olan bazı dünyalarda evrimleşeceği anlamındadır ve doğrudan kanıt bulmayı gerektirir. bu kanıtlar tesadüf ile, bir canlı tarafından üretilmiş bir eşya veya sinyallerin tespiti olabilir. tanımlanamayan uçan cisimler (ufo), kaza yapmış uzay aracı kalıntısı, ekin çemberleri ve kaçırma olaylarını içeren onlarca yıllık raporlara rağmen, çoğu bilim insanı bunların herhangi birinin uzaylıların ziyaretinin yeterli kanıtı olduğuna ikna olmuş durumda değildir.

dünyadışı zeka aramak

güneş sistemindeki bulgular

dünya dışı herhangi bir bulgu henüz bulunamamıştır. 20. yüzyılın başında amerikalı gökbilimci percival lowell, mars'ta suni, yani bir şey tarafından yapılmış kanalları gördüğünü iddia etti. bunlar ikna edici bir dünya dışı zeka kanıtı olurdu ama lowell'in gördükleri aslında optik illüzyonlardı. 1890'dan bu yana, dünya'ya yakın uzaylı cisimler için sınırlı sayıda teleskopik arama yapılmıştır. bunlarda, dünya-ay sistemindeki lagrange noktaları denilen sabit yerleri araştırıldı ancak hiçbir büyüklükte bir bulguya rastlanmadı.

Lagrange noktaları: Ortak kütle merkezi etrafında dönen, biri genellikle diğerinden çok daha küçük, iki kütlenin yarattığı potansiyelin denge noktalarıdır.


seti

dünya dışı zeka bulmak için en umut verici program olan seti, yanlışlıkla(televizyonlara ve radar sinyallerinin uzaya iletilmesiyle aynı şekilde) veya kasıtlı, diğer dünyalardan dünya'ya iletilebilecek olan elektromanyetik sinyalleri, özellikle radyo veya ışığı araştırmaktadır. fiziksel yasa, yıldızlararası seyahatin çok fazla miktarda enerji ve uzun seyahat süresi gerektirdiği anlamına gelir ve bu yöntem pek tercih edilmez. öte yandan, sinyalleri göndermek yalnızca mütevazı bir enerji harcaması gerektirir ve mesajlar ışık hızında hareket eder.

radyo incelemeleri

bu tür sinyalleri arayacak projeler, dünya dışı zeka arayışı (seti) olarak bilinir. ilk modern seti deneyi, amerikalı astronom frank drake’in 1960’da gerçekleştirdiği project ozma’ydı. drake, yakındaki güneş benzeri yıldızlardan gelen sinyalleri ortaya çıkarmak için bir radyo teleskopu (aslında büyük bir anten) kullandı. 1961'de drake, şu anda samanyolu galaksisindeki sinyal gelen dünyaları tahmin eden, drake denklemi olarak bilinen şeyi önerdi. bu sayı, yaşanabilir gezegenlerin sıklığını, akıllı yaşamın doğacağı yaşanabilir gezegenlerin oranını ve gelişmiş toplumların sinyalleri ileteceği sürenin uzunluğunu tanımlayan terimlerin bütünüdür. bu terimlerin birçoğunun bilinmemesi nedeniyle drake denklemi, dünya dışı zekanın tespit edilmesindeki problemlerin tanımlanmasında, daha önceden ne zaman olacağının tahmin edilmesinden daha faydalıdır.


1970'lerin ortalarına kadar seti programlarında kullanılan teknoloji, ulusal havacılık ve uzay idaresi'nin seti projelerine başlaması için yeterince ilerlemişti ancak abd kongresi'nin savurgan hükümet harcamaları konusundaki endişeleri, bu programları 1993’te sona erdirilmesine neden olmuştur. hükümet tarafından askıya alınsa da kişisel bağışlar ile sürdürülen seti programları, 1995'te başlayan ve 2004'te sona eren project phoenix ile devam etti. phoenix, çoğu güneş'e benzer büyüklükte ve parlak olan yaklaşık 1000 yakın yıldız sistemini (dünya'nın 150 ışık yılı mesafesinde) yeniden inceledi. araştırma, porto riko'daki arecibo rasathanesi'ndeki 305 metrelik radyo teleskopu da dahil olmak üzere birçok radyo teleskopuyla yapıldı ve kaliforniya'daki seti enstitüsü tarafından yönetildi.

project serendip v (2009'da berkeley'deki california üniversitesi tarafından başlatıldı) ve avustralya'nın southern serendip (1998'de macarthur'daki western sydney üniversitesi tarafından başlatıldı) gibi diğer radyo seti incelemeleri, gökyüzünün büyük izlerini taradı ancak sinyallerin gelebileceği yönler hakkında hiçbir varsayımda bulunamadı. bu tür gökyüzü araştırmaları genellikle tek tek yıldızların hedefli aramalarından daha az hassastır ancak zaten geleneksel şekilde astronomik gözlemler yapmakla meşgul olan teleskoplar üzerinde “geri tepme”ye neden olup, çok uzun arama süresi ile karşı karşıya kalıyorlardı. buna karşılık, project phoenix gibi hedefli aramalar özel teleskop erişimi gerektirirdi.


2007 yılında, seti enstitüsü ve berkeley'deki kaliforniya üniversitesi tarafından ortaklaşa oluşturulan ve 24 saat seti gözlemleri için tasarlanan yeni bir araç, kuzeydoğu kaliforniya'da faaliyete geçti. allen telescope array (ata, önde gelen amerikan teknoloji uzmanı paul allen'dan adını alır) 42 küçük (6 metre çapında, 20 feet yüksekliğinde) antene sahipti. tamamlandığında ata, 350 antene sahip olacak ve diğer dünyalardan gelen yayınlar için yapılan deneylerde yüzlerce kat daha hızlı olacaktır.

2016 yılında başlayarak breakthrough listen projesi, en yakındaki bir milyon yıldızı, 100 galaksiyi ve samanyolu galaksisi'ni, parkes'taki ve green bank'teki teleskoplar ile 10 yıllığına incelemeye aldı. aynı yıl, dünyanın en büyük tek çanak radyo teleskobu olan çin'deki 500 metrelik çanak yüzeyine sahip radyo teleskobu vücut buldu ve dünya dışı zeka'yı hedeflerinden biri seçerek araştırmaya başladı.

1999'dan bu yana, serendip projesi tarafından toplanan verilerin bir kısmı (ve 2016'dan bu yana, breakthrough listen), ücretsiz bir ekran koruyucu olarak seti@home. tarafından web'de kamuya açıldı. ekran koruyucu, verileri arar ve sonuçları berkeley'e geri gönderir. ekran koruyucu birkaç milyon kişi tarafından kullanıldığından, çeşitli sinyal türlerini aramak için muazzam hesaplama gücüne sahiptir. evsel işlemden elde edilen sonuçlar, tespit edilen sinyallerin bir defadan fazla görünüp görünmediğini ispatlamak için sonraki gözlemlerle karşılaştırılarak, daha fazla onay çalışması yapılmasını sağlamaktadır.

neredeyse seti'nin tüm radyo aramalarında, 1,420 megahertz civarındaki mikrodalga bandına ayarlanmış alıcılar kullanılmıştır. bu, hidrojenden kaynaklanan doğal emisyon sıklığıdır ve radyo kadranında teknik olarak yetkin herhangi bir medeniyet tarafından tanınacak bir noktadır. deneyler, pulsarlar ve yıldızlararası gaz gibi nesneler tarafından doğal olarak üretilen geniş bant radyo emisyonlarından farklı olabilecek dar bant sinyallerini (tipik olarak 1 hertz genişliğinde veya daha az) avlar. seti için kullanılan alıcılar, milyonlarca dar bantlı kanallarda radyo enerjisini aynı anda ölçebilen gelişmiş dijital cihazlar içerir.


optik seti

seti'nin ışık nabızları araştırması, berkeley'deki california üniversitesi, lick gözlemevi ve harvard üniversitesi gibi bir dizi kurumda hala devam etmektedir. berkeley ve lick deneyleri, yakındaki yıldız sistemlerini araştırmakta ve harvard, massachusetts'ten görülebilen tüm gökyüzünü taramaktadır. hassas fotomultipler tüpleri, geleneksel ayna teleskoplarına takılmıştır ve bir nanosaniye veya daha az süren ışık flaşlarını arayacak şekilde yapılandırılmıştır. sebebi ise, bu tür flaşların, diğer dünyalara işaret etmek için kasıtlı bir çaba içinde yüksek güçlü darbeli lazerler kullanan dünya dışı toplumlar tarafından üretilebilme ihtimalidir. lazerin enerjisini kısa bir darbeye konsantre ederek ileten medeniyet, sinyalin doğal ışığının, kendi güneşini anlık olarak gölgede bırakmasını sağlayabilir.

sonuçlar ve iki yönlü iletişim

seti deneylerinde henüz onaylanmış bir dünya dışı sinyal bulunamamıştır. bir yayının dünyasal mı yoksa dünya dışı mı olduğunu hızlıca belirleyemeyen erken araştırmalar sıklıkla aday sinyalleri bulurdu. bunlardan en ünlüsü, 1977'de ohio state üniversitesi'nde bir seti deneyi ile ölçülen “wow” sinyaliydi. sonraki gözlemler bu sinyali tekrar bulamadı ve bu yüzden wow sinyali ve diğer benzer tespitler, dünya dışı olmak için iyi bir aday olarak kabul edilmez.
seti deneylerinin çoğu, sinyalleri uzaya iletmez. yakındaki dünya dışı zekaya olan mesafe yüzlerce veya binlerce ışık yılı olabileceğinden, iki yönlü iletişim sıkıcı ve uzun süreli olacaktır. bu nedenle seti deneyleri, kasıtlı olarak iletilebilecek veya dünya dışı medeniyetlerden yanlışlıkla gönderilen dalgaların sonucu olabilecek sinyalleri bulmaya odaklanmaktadır.