Dünya Tarihinin Gördüğü Gelmiş Geçmiş En Kötü 10 Komutan

Hep iyi generalleri övecek değiliz ya, bu sefer de biraz kötüleri gömelim. Elbette bir sürü felaket generaller gördü bu dünya ama sivrilen 10 tanesi şöyle.

1. quintus servilius caepio

bu listenin tamamı roma komutanları ile doldurulabilir ancak bir tanesi mantığa meydan okuyan bir beceriksizlikle diğerlerinin üstüne çıkmayı başarmıştır. marcus licinius crassus, parthlar ile anlamsız bir savaş başlatan, kendi kendini yetiştiren bir fırsatçıydı ve publius quinctilius varus, teutoburg ormanı'nda üç lejyon kaybetti, ancak prokonsül quintus servilius caepio, arausio savaşı'ndaki eylemleriyle hepsinin üstesinden gelmeyi başardı. konsül gnaeus mallius maximus, caepio’nun emir aldığı subayıydı ancak caepio maximus’a itaat etmeyi reddetti. maximus, roma eyaleti transalpine galya'yı istila eden bir cermen kabilesinin şefi olan cimbri ile müzakerelerde bulunurken, caepio m.ö. 6 ekim 105 ’de cimbri'nin ordusuna aceleyle saldırdı. cimbri, caepio’nun kuvvetini imha etti ve başarılarından dolayı cesaretlenen ordusuyla maximus’un kampına saldırdı. maximus adamlarını harekete geçirmeyi başardı ama boşunaydı. romalılar tahminen 80.000 piyade ve 40.000 süvariyi kaybetti; savaştan zarar görmeden kaçmayı başarmasına rağmen caepio, roma vatandaşlığından çıkartıldı ve sürgün edildi. ancak caepio'nun hayatının geri kalanını lüks içinde yaşadığı biliniyor. eyalete ait 15,000 altın bir anda kaybolmuştu ve asla geri getirilmeyecekti. caepio korkunç bir general olabilirdi ama görünüşe göre olağanüstü bir hırsızdı.

2. gideon pillow

koltuk tarihçileri genellikle amerikan iç savaşı sırasında, birliğin maddi açıdan açık bir avantaj sağlamasına rağmen, konfederasyonun üstün komutanlara sahip olduğunu dile getirir. bu, doğuda doğru olmuş olabilir fakat batıda durum çok daha farklıydı. george h. thomas, phil sheridan ve william tecumseh sherman gibi seçkin komutanlar, ordularını konfederasyon'daki rakiplerine karşı en iyi şekilde kullandılar. ulysses s. grant ise, konfederasyon ordusu'nun generali gideon pillow'a karşı belmont muharebesi'nde iç savaş'a dahil oldu. pillow, muharebede grant'ten biraz daha fazla zayiat verdi ve bu da belmont muharebesi'ni pillow'un askeri kariyerinin en yüksek noktası yapmıştır. her iki tarafın sahip olduğu ordulara, birçok niteliksiz siyasi kişilerin atanmış olduğu bu savaşta pillow, tartışmasız iki tarafın da en kötüsüydü. meksika-amerika savaşı sırasında beceriksizliğini, başkan arkadaşı james k. polk sayesinde ilk kez atandığında da göstermişti. pillow, adamlarının camargo'daki tahkimatların yanlış tarafına girmesini emrettikten sonra, cerro gordo muharebesi'ndeki rolünü üstlendi ve kendisini üstün bir amerikan zaferinin yenik noktası yaptı. kendi başarısızlıklarının, ismini kirletmesine izin vermemiş olan pillow, amerikan komutanı winfield scott'un gazabına maruz kalan çeşitli gazetelere, contreras ve churubusco savaşları'ndaki eylemlerinin hayali ifadelerini sundu. savaşta pillow, meksika'ya ait bir top çalmak ve evindeki hangara getirmek istediği için mahkemeyle karşı karşıya kaldı ancak polk, pillow’ın durumuna müdahale etti ve onu kurtardı. scott, pillow'un kendisini '' doğruluk ile yanlışlık arasındaki seçimde tamamen seçimsiz bırakan tanıdığı tek kişi" olduğunu söylemiştir. ayrılma konuşması, pillow'un tennessee eyaletine ulaştığında, devlet milislerinin örgütlenmesine yardımcı oldu ve bir tugay ile konfederasyon'a katıldı. belmont'taki performansından sonra - ki pillow standartlarına göre muhteşem bir başarı idi - mississippi nehri üzerindeki önemli bir nokta olan fort donelson'un savunmasında görev aldı. grant kaleyi kuşatmaya aldı. ilk saldırıda grant’in birliklerini geri sürdükten sonra pillow, union hatlarından nashville’e geçmek yerine kaleye çekilerek, zaferin ağzından döndü. sonrasında destek alan birlik kuvvetlerinden pillow gece boyunca kaçtı. simon b. buckner'ı, kaleyi ve 15.000 konfedere birliğini teslim olmaya bıraktı. fort donelson'un kaybı, kentucky ve tennessee'ye birlik kuvvetlerinin önünü açtı ve batıda konfederasyon direnişinin sonunun başlangıcı oldu.

3. francisco solano lopez

paraguay'ı güney amerika haritası üzerinde bulun. paraguay olmayan kuzey ve güneydeki geniş toprak parçalarına sahip ülkeleri görüyor musunuz? francisco solano lópez, neredeyse hepsiyle savaşa girmeyi başardı. lópez, 19. yüzyılın ortalarında paraguay'ı modernize etmek için çok şey yapmış olan diktatör carlos antonio lópez'in oğluydu. yaşlı lópez, oğlunu bölgesel standartlara göre nispeten güçlü bir askeri kuvvetin sorumluluğu ile görevlendirdi ancak francisco’yu, bu gücü diplomatik meseleleri çözmek için kullanmaya karşı uyardı. bu uyarı, herhangi bir ebeveyn tavsiyesinden de öte olarak dikkate alınmalıydı. 1864 aralık'ına kadar paraguay brezilya ile savaş halindeydi ve arjantin'e, ordusunu onların topraklarından geçirerek brezilya'ya saldırmak istediğini bildirdi. arjantin, paraguay ordusunun topraklarından geçiş talebini reddettiğinde, lópez de o ülkeye savaş ilan etti. arjantin, brezilya ve uruguay’daki brezilya kukla hükümeti bir ittifak kurdu ve 1 mayıs 1865’te paraguay’a savaş ilan ettiler. üçlü ittifak savaşı paraguay'ı mahvetti. savaş öncesi nüfusunun yarısından fazlası ve paraguay’ın savaş çağındaki adamlarının yüzde 90’ı öldü. muhtemelen kafayı yiyen lópez, bazı aile üyeleri de dahil olmak üzere yüzlerce insanın idamını emretti. 1 mart 1870'de savaşta öldürüldü.

4. douglas haig

birinci dünya savaşı, isimlerini listeye eklemek için çok sayıda korkunç komutana yer etti. italya'nın beceriksiz luigi cadorna'sı, ordusu caporetto'da tamamen çökmeden önce isonzo'ya bir düzine saldırı düzenledi. avusturya'dan franz conrad von hötzendorf hangi ülkeyi işgal etmek istediğine karar veremedi ve bu yüzden alman genelkurmayı sonunda onun ordularını elinden aldı. ancak batı cephesi asıl başarısızlığın hayat bulacağı çok daha büyük bir yerdi ve ingiliz komutanı douglas haig bu fırsatı iyi değerlendirdi. haig önceki müttefik başarısızlıklarının, geçilmez bir kurşun duvarından başka bir şeye borçlandığına inanarak makineli tüfeklerin savaş alanı üzerindeki etkisini büyük ölçüde reddetmişti. böylece 1 temmuz 1916'da somme'deki ilk savaşta haig, adamlarına hücuma kalkmalarını emretti ve 20.000'i neredeyse hemen ölmeye cüret etti(saldırının ilk gününde 60.000 toplam ingiliz zayiatı vardı). tek bir günde, wellington dükü arthur wellesley'nin tüm yarımada savaşı boyunca verdiği kayıpların iki katını verdi. haig taktikleri değiştirmek için hiçbir neden görmedi. yıpratma savaşını, almanya'yı yenmek için en etkili strateji olarak görmeye devam etti ve ingilizler somme'de toplam 420.000 kişiyi kaybetti. haig sahneye bir sonraki büyük ingiliz saldırısında, anlamsız katliamlarla eş anlamlı hale gelen, 275.000 asker daha kaybettiği passchendaele'de çıktı. savaştan sonra, “eşekler tarafından yönetilen aslanlar” ifadesi, bariz nedenlerle gerektiği gibi ingiliz ordusuyla ilişkilendirildi.

5. erich ludendorff

birinci dünya savaşı'ndaki siperlerin diğer tarafında, almanya ordularına kumandanlık eden erich ludendorff vardı. ludendorff, kazanabileceği bir savaşı kaybeden generaller listesi için tarihin en büyük örneklerinden biridir. bu komutan, almanya'nın kendisini, kazanamayacağı bir başka savaşta bulmasını sağlamak için çok şey yaptı. 1937'de öldükten sonra bile, ikinci dünya savaşı'na almanya'nın girmesine katkı sağlayarak mezarın ötesinden kötü kumandanlık hanesine ekstra puan yazdırdı. i. dünya savaşı'nın açılış ayında, ludendorff ve paul von hindenburg, tannenberg'de ruslara karşı ezici bir zafer kazandı. bununla birlikte, ludendorff ve alman genelkurmay başkanı helmuth von moltke, almanya’nın iki cephede savaşmak için planladığı schlieffen planı’nı batı cephesi’ne saldıran orduyu zayıflatacak şekilde değiştirdi. büyük bir yan hareketle fransız savunmasının etrafını sarmak yerine, almanlar birinci marne savaşı'nda kazanıyor görünmesine rağmen siper savaşları ile durduruldular. birkaç göreceli küçük ilerlemeler dışında sonraki dört yıl boyunca orada çakılıp kaldılar. bu durum, henüz tarafsız olan bir ülkeyi kışkırtmak gibi bir şey yapmadıkları sürece, almanya için kabul edilir bir durumdu. oysa ludendorff, itilaf gemilerine karşı denizaltı saldırıları düzenletti ve amerika birleşik devletleri savaşa girdi. birleşik devletler'in savaşa girmesi, ludendorff'un batı cephesi'ndeki müttefiklere karşı kesin bir savaş için zamanını daha hızlı akmaya zorladı. ikinci somme savaşı, bir dizi başarılı alman saldırısının ilkiydi ancak ludendorff bu taktiksel zaferleri daha geniş bir stratejik plana eviremedi. nihayetinde, amerikalıların almanya'nın mermi üretebildiğinden daha hızlı asker üretebileceğini anlayan alman siyasi liderlerin müttefiklerle yaptığı son anlaşmayı reddetti. versailles antlaşması’nın sert şartları almanya’yı zayıflattığından ludendorff, weimar cumhuriyeti’nin ve ordularının savaş alanında mağlup edilmediğinin inancını artırarak etkili bir şekilde sabote etti. ludendorff “arkadan bıçaklanan almanya” efsanesi ile, adolf hitler'in yükselişini hızlandırmak için çok şey yaptı ve birahane darbesinin önemli bir katılımcısı oldu. insanlığın sürekli bir savaş durumunda var olduğu ve bunun neden iyi bir şey olduğu hakkında bir kitap yazmadan önce alman parlamentosunun ulusal sosyalist üyesi olarak görev yaptı. sonunda hitler'i reddetmesine rağmen, etrafında onu ciddiye alan kimse kalmamıştı.

6. george mcclellan

kağıt üzerinde gerçekten harika görünen generallerden biri. west point'teki sınıfından ikinci olarak mezun oldu (stonewall jackson, george h. gordon ve george pickett'in çok önünde). 1853-56 kırım savaşı sırasında gözlemci olarak çalışması, sanayileşmiş bir ordu için lojistiğin önemi hakkında ona bir fikir verdi. illinois central demiryolu için mühendislik şefi olarak geçirdiği yıllar, onu demiryolu taşımacılığının dönüştürücü niteliğinden haberdar etti. küçük mac, ordusunu iyi ve verimli bir şekilde yöneten, mutlu tutan mükemmel bir organizatör olduğunu kanıtlamıştı. ayrıca konfederasyon ordusunun büyüklüğü ve iyi generalleri için yukarıdan bakan söylemleri ile de dışarıya güçlü izlenim veriyordu ancak asla üstün bir güçle yüzleşmek istemediği için başta savaşa girmeyi reddetti. bu, açık bir şekilde tüm birlik ordusunun genel halinde sorun yaratacak bir durumdu. aylarca hareketsiz kaldıktan sonra mcclellan en sonunda başkan abraham lincoln tarafından harekete geçirildi. sonuçta ortaya çıkan yarımada seferi bir planlama harikasıydı ancak yürütmede bir sorun oldu. konfederasyonun başkenti richmond’a doğrudan karadan yürüyüş yapmaktan kaçan mcclellan, james ve york nehirleri arasındaki yarımadanın güneydoğu ucunda, fort monroe’da etkileyici bir amfibi ile 100.000 kişilik kuvvet eşliğinde karaya çıktı. saldırı derhal john bankhead magruder emri altındaki çok düşük bir güç tarafından kontrol altına alındı. magruder’in kuvveti, mcclellan'ın 10’da 1’i kadar olmasına rağmen, mcclellan bir ay süren çatışmalar sonunda ancak kuşatmayı kurabildi. 1862 mayısının sonunda, orgeneral joseph e. johnston ile kuvvetleri richmond'a gelmişti ve mcclellan, şehirdeki kilise çanlarının sesini duyacak kadar konfederasyon başkentine yakındı. johnston, richmond'ın altı mil doğusundaki seven pines muharebesi'nin ilk gününde yaralandı ve yerine robert e. lee geçti. lee, mcclellan’ın tavrını derhal kavradı ve yedi gün muharebeleri sırasında, birlik ordularını richmond’un kapısından çekip aldı. lincoln, mcclellan'ı ancak ikinci bull run muharebesi'ndeki yıkıcı birlik yenilgisinden sonra rahatlatıp eski durumuna getirebildi. bir kez daha, mcclellan paramparça olmuş bir birlik ordusunun moralini eski haline getirerek örgütsel sihirini çalıştı. antietam muharebesi'nde, mcclellan’ın -lincoln’ün dediği gibi- 'yavaşlar' ordusunun son hali, konfederasyon savunmasında muhtemelen savaşı sona erdirecek olan savunma açığından yararlanamadı ve savaş uzadı. organizasyonda başarılı olan bu general, sahada rezaletti. 1864 başkanlık seçimlerinde lincoln'e karşı bir demokrat olarak yarıştı. o yıl demokratik platformda kilit plan, uygun bir şekilde “kavga etmemek” idi ve mcclellan hezimete uğradı.

7. pierre baptiste silvestre de villeneuve

bir amiral, en kötü generallerin listesine nasıl girer? cevap; napolyon'u bir rus kışından daha fazla sinirlendiren yegane şey olarak. pierre de villeneuve, nil muharebesi'nde cesurca kaçarken liste için ilk puanını aldı. buradaki fransız filosunun yıkımından kaçmak için hattan ayrılan yalnızca iki fransız gemisinden biriydi. malta'ya çekildi ancak o ada ingilizlere düştüğünde yakalandı. kısa süre sonra serbest bırakıldı ve daha yetenekli fransız amiraller öldükleri ya da bir şekilde napolyon’un antipatisini çektikleri için villeneuve'ye en üst düzey komutalara giden bir yol açıldı. 1804 sonbaharında toulon'daki fransız filosundan sorumluydu ve horatio nelson komutası altındaki ingiliz donanmasını karayipler'e çekmekle görev aldı. villeneuve, daha sonra gizlice geri dönecek ve ingiltere topraklarının istilasına hazırlık aşaması olan ingiliz kanalının deniz egemenliğinin kurulmasına yardımcı olacaktı. emirlere itaatsizlik ederek, kanal’ın yerine önce cadiz’e yelken açtı ve nelson’ın filosu geri döndüğünde, napolyon’un kanal istilası planlarını etkili bir şekilde bozulmasına neden oldu. ingilizler, cádiz'deki limanı sayısal olarak daha düşük bir kuvvetle engellediler ve villeneuve, komutadan alınacağını öğrendikten sonra, nelson’ın filosuna hızla saldırdı. nelson’ın trafalgar muharebesi’ndeki zaferi öylesine kesindi ki, bir yüzyıldan fazla bir süre için yüksek denizlerde ingiliz üstünlüğünü tesis etmişti. villeneuve 20 gemi kaybetti, nelson ise hiçbir gemi kaybetmedi. nelson, trafalgar’daki savaşta öldürülmesine rağmen, villeneuve ondan yalnızca altı ay fazla yaşadı. ingilizler tarafından tekrar mahkum edildikten sonra villeneuve, napolyon’un gazabı ile yüzleşmek yerine intihar etti.

8. antonio lópez de santa anna

meksikalı general antonio lópez de santa anna muhtemelen herkesin alamo'yu hatırlamasını isterdi çünkü aslında o savaşı kazanmıştı. 13 günlük kuşatma sırasında, bir şekilde bütün bağlılıklarına ihanet etme ve taraflarını değiştirme dürtüsüyle hareket etmişti ve hangi taraf kazanırsa kazansın o tarafa bir şekilde hizmet etmişti ve her halükarda kazanan olacaktı. santa anna yalnızca kendisine sadakat gösterirdi. sadakat, santa anna’nın hayatının anlatımında akıcı bir tema olacaktır ve meksika’da iktidara gelmesi, müttefiklerine sürekli bir şekilde sızma ve ihanet etme ile nitelenmiştir. san jacinto savaşı'ndaki teksaslıların yenilgisinden sonra, santa anna ele geçirildi. meksika’ya döndüğü zaman abd’ye ajan olacağına söz verdi ve sınır dışı edildi. fransa ile yapılan pastry savaşı sırasındaki tutumuyla restore edilen prestijiyle, santa anna bir kez daha diktatör güç olduğunu iddia etti. 1845'te kendisini sürgüne gönderen abd başkanı james k. polk'a, meksika ile abd arasındaki savaşın patlak vermesi üzerine yine abd'nin ajanı olmayı teklif etti. bir abd gemisi onu meksika'ya götürdü. geldiğinde kimse şaşırmamıştı çünkü savaşta bunu hep yapardı. savaşta meksika birliklerinden sorumlu oldu. abd kuvvetleri tarafından winfield scott başkanlığında yönlendirilen santa anna tekrar sürgüne gönderildi. fransızlar, 1861'den sonra benito juárez'i safdışı edip meksika'ya imparator olarak maximilian'ı atadığında 70 yaşında olan santa anna, imparatorun ülkeden çıkartılmasına destek istemek adına abd'ye ulaştı. aynı zamanda da, genç imparatora hizmetlerini sunmak için maximilian ile irtibata geçti. bu noktada devam etmek için biraz akla sahip olan herkes, böyle bir anlaşmanın nasıl sonuçlanacağına dair oldukça iyi bir fikre sahipti ve yaşlanan general her iki tarafça da reddedildi.

9. william hull

charles lee'nin monmouth muharebesinde yaptığı konuşlandırma hatası,lin-manuel mirandatarafından ölümsüzleştirilmişti vebenedict arnold`’ın ismi hain davranışlarla eş anlamlı kullanılırdı. bununla birlikte kendileri, savaş alanında yaptıklarından ötürü askeri mahkemede mahkum edilmediler ve savaş alanında yetersiz kaldıkları için ölüm cezasına çarptırılmadılar. bu konum, amerikan tarihinin korkaklık ve görevden kaçınma konusunda bir tımarhaneye dönmesinden önce sipariş edilen tek subay olan william hull'a aitti. hull, devrim savaşı’nda ayrıcalıklı bir şekilde görev yapmıştı ve 1805’te michigan bölgesi valisi olarak atandı. 1812 savaşı başladığında, hull bir tugay komutanlığına atandı ve michigan’ın kuzey kısmını ve yukarı kanada’yı istila etmekle görevlendirildi. her iki konuda da başarısız olduğunu söylemek, davayı dramatik biçimde vurgulamak anlamına gelecektir. 60. yaş gününe yaklaşırken bir istilayı yönetmekte çekingenlik sergileyen hull, aynı zamanda kuzey amerika'da faaliyet gösteren en yetenekli komutanların ikisiyle de yüzleşme talihsizliği yaşadı. ingiliz orgeneral isaac brock, rakiplerinin hareketlerini ve tepkilerini önceden tahmin etme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahipti ve hull'ın boyunun ölçüsünü almaya çok uzak değildi. diğeri de brock ile müttefik olan, kıtanın gördüğü en zorlu kızılderili askeri kuvvetinin başı olan shawnee şefi tecumseh idi. hull bu kuvvetler içinde ilerlerken köşeye sıkışmıştı ve iyice korkmuşken brock, mackinac boğazı'nı ingilizlere karşı tutan fort michilimackinac'ı ele geçirdi. hull, dearborn kalesi'nin tahliyesini emrederek karşılık verdi ve garnizonun tamamı, kaleyi terk ettikten hemen sonra bir potawatomi savaş kabilesi tarafından katledildi. bu noktada, hull için işler daha da kötüye gitti. kanada'ya ilerlemesi, hull’un fort detroit’teki karargahından oldukça kısa bir mesafe uzaklığa sahip bir ingiliz pozisyonu olan fort malden’i alamadığında aniden durdu. hull, tecumseh’in son derece hareketli baskınları ile bir dizi taciz edici saldırının ardından geri çekildi. detroit’in güneyindeki brownstown’da tecumseh’in komutası altındaki iki düzine savaşçı, detroit’e yönelik bir tedarik zincirini ve eskortluk eden 200’den fazla amerikan militanını bastı. hull’ın sinirleri parçalanmıştı. bir fırsat bulan brock, fort detroit'e acil bir yürüyüş önerdi. 15 ağustos 1812 gecesi tecumseh, güçlerini detroit nehri boyunca ilerletti ve brock ertesi sabah onu izledi. ingiliz topları, kalenin kanada tarafından kapatılmasını sağlarken tecumseh, savaşçılarıyla bir geçit töreni yapıp orman boyunca hull'un kuvvetlerini temizleyerek yürüdü. hull, sayıca rakibe göre çok az olduğuna kendisini ikna etti (ama değildi) ve tek bir atış yapmadan fort detroit ile 2.000 kişilik garnizon teslim oldu. ingilizler kalenin, düzinelerce topun, uss adams gemisinin ve neredeyse tüm michigan bölgesinin kontrolünü ele geçirdi. hull, ingilizler tarafından esir alındı ve abd'ye döndükten sonra mahkemeye çıkarıldı. 11 suçtan suçlu bulundu. sadece başkan james madison onu savundu çünkü ordusunun adını böylesine önemli bir süreçte kirletmek istemiyordu ve onu idamdan kurtardı.

10. hasan tahsin paşa

"keşke yunan kazansaydı" diyen fesli vatan haini ve taraftarlarının en iyi 10 kumandan listesine tepeden giren paşa. messaria'da doğmuş bir arnavut'tu. yanya'daki bir yunan lisesinde okudu, akıcı şekilde yunanca biliyordu. 1870 yılında katrin'de jandarmalığa başladı, daha sonra astsubay olarak osmanlı ordusu'na katıldı. kısa süre sonra subay oldu, 1881 yılında yanya jandarma komutanı oldu. 1908-1910 yılları arasında yemen valisi olarak görev yaptı.

birinci balkan savaşı başladığı sırada selanik'teki 8. geçici kolordu komutanı olarak görev yapmaktaydı. prens konstantin komutasındaki yunan kuvvetleri, güneyden selanik şehrine ilerlemeye başladı. sarantaporon ve yenice muharebeleri'nde yunan kuvvetlerini durdurmaya çalıştıysa da yenildi. kuzeydoğu'dan da 7. bulgar tümeni'nin selanik'e yaklaşması üzerine yunan komutanlarıyla şehrin teslim için görüşmelere başladı. 8 kasım 1912'de selanik'i ve 26,000 osmanlı askerini yunan ordusuna teslim etti. bu sebepten dolayı vatan haini olarak gıyabında yargılandı ve idam edilmesine karar verildi.

yunanlar tarafından serbest bırakılmasından sonra, önce fransa'ya, sonra isviçre'ye sürgüne gitti. 1918 yılında lozan'da öldü ve oraya gömüldü. 1937 yılında mezarı selanik'e taşındı.

Atatürk'ün, Gemilerini İzmir Limanı'ndan Çekmeyen İngiliz Donanma Komutanına Verdiği Ayar