F-35 Alamayan Türkiye İçin AB Yapımı Eurofighter Typhoon Uçaklar Bir Çözüm Olabilir mi?

F-35 alternatifi arayışları devam ediyor... Tasarımı Fransız Dassault Rafale, İsveçli Saab Gripen ve Rus MiG 1.44 uçakları temel alınarak yapılan AB savaş uçağı bu alternatiflerden biri olabilir mi? İnceleyelim.
F-35 Alamayan Türkiye İçin AB Yapımı Eurofighter Typhoon Uçaklar Bir Çözüm Olabilir mi?

öncelikle biraz geri gelelim ve f-35 projesine bakalım

f-35 projesinde ilk teslimatımızı 21 haziran 2018'de yaptık. f-35 üyesi ülkelerden birisi olmamıza rağmen türkiye f-35'i epey geç almış bir ülke. bunun temel sebebi dönemin ssm'sinin f-35 kesin siparişini sürekli ertelemesi. ssm f-35 uçaklarının sürekli güncellendiğinden ötürü ve sorunların da giderek azalıp optimal bir ürünün ortaya çıkmasından ötürü uçağın kesin siparişini 2-3 yıl geciktirdi. aslında lot 8'de ilk uçağımızı alacaktık, fakat lot 10'a kaydırdık ilk 2 uçağı.

hvkk için üretilen ilk f-35


bu olayların ardından s-400 alımı f-35 programımızdan çıkarılmamıza sebep oldu. buna tek sebep diyemeyiz, fakat önemli bir sebep olduğunu göz ardı edemeyiz. f-35 programından çıkılmasının ardından günümüze kadar f-15, f-16, f/a-18, ef-2000, rafale, gripen, su-35, su-57, mig-29/35++ gibi birçok uçak türk basının gündemine girdi. fakat 2018'den 2022'ye geçen 4 yılda türkiye tarafından resmi olarak bir adım atılmadı. bu dönemde türk devlet ve hükümet yetkilileri hep f-35 programına dönüşün ve f-35 uçaklarını almanın bir yolunu denediler. fakat 2022 itibariyle türkiye abd'ye resmi olarak 40 adet f-16c/d block 70 uçağının tedarikini ve 80 adet uçağın block 70'e modernizasyon kitini talep etti. fakat bu alım da bir türlü anlaşılmayan noktalar mevcut.

f-16 block 70


öncelikle 40 adet f-16 block 70 tedariki bizim 24'lü uçak tedarik yapısına pek uymuyor

eğer 2 filo uçak tedarik edeceksek bunun 48 olmasını bekliyordum. hadi eski nato standartlarından, yeni genel kabul filo uçak sayısının 20'ye düştüğünü kabul edelim. peki neden 80 adet viper modernizasyon kiti tedarik ediyoruz? eldeki block 50+'ları da kesinlikle modernize etmemiz lazım. onlar eldeki cft'li ve en modern uçaklar. kaldı 51 kit. bu 51 kit ne bizim block 50 filosuna, ne de block 40 filosuna yeterli değil. ha 80 kitin hepsini f-16 block 50 filosuna uygulayıp, block 50+ filosunu neden klasik konfigürasyonda bırakalım, onu da anlamış değilim. f-16 block 50+ demek türk hava kuvvetleri için şu an tanker uçak kabiliyeti ile uzun menziller, derinlikli saldırılar demektir. diğer f-16 tipi uçaklar ile aynı silah yükü ve kanat altı yakıt tanklarına sahip olduklarında bile, cftli f-16 uçağı cft'siz f-16'ya göre 3000lb daha fazla yakıta sahip olur. bu fark çok önemli çünkü şu anki doktrinajımızın odak noktası libya meselesi ve doğu akdeniz görev sahası düşünüldüğünde, hvkk envanterinde daha fazla sayıda cft'li f-16 olması gerekebilir. f-16 block 50+'ların fark yaratan cft'leri bu yüzden eğer abd'den f-16v tedariki olacaksa o sayının en azından 72 f-16v, 100 modernizasyon kiti olması + f-16 block 30 ve 40 filosu için özgür faz-2 modernizasyon projesinin de ivedilikle hayata geçirilmesi gerekiyor.

F-16 Block 50+'ların fark yaratan CFT'leri

burada insanlar hep temel olgu olarak şunu savunuyor: yahu yunan hava kuvvetlerinden güçlü değil miyiz, veya 40 f-16v, 80 mod kiti kurtarmıyor mu? haklısınız fakat şöyle bir olgu var, biz yunanistan gibi tek hedefe angaje olmuş bir ülke değiliz. örnek veriyorum yunanistan 100 savaş uçağının 90'ını türkiye'ye karşı konuşlandırabilir. fakat bizim bulunduğumuz konjonktür yüzde olarak bu kadar tek hedefe angaje olmamızı engelliyor. örnek verelim;

türkiye'nin 4 cephesi de hareketli hava sahalarına sahip. bugün batı yakasında f-16v modernizasyonu ve rafale tedarikleri ile güçlenen bir yunan hava kuvvetlerini görmekteyiz. biraz güneyimize indiğimizde her ne kadar lojistik, personel ve kritik mühimmat problemi yaşayan bir ülke olsa da sayıca epey kalabalık ve baş ağrıtan mısır hava kuvvetleri mevcut. biraz daha doğuda f-16ı soufa, f-15 advanced eagle tabanlı f-15ı raam, ve f-35ı adir filolu neredeyse mükemmele yakın israil hava kuvvetlerini görmekteyiz. suriyede ise rusyaya ait su-35, mig-31 gibi birçok tehlikeli savaş uçağını ve s300, s400 gibi çok kapsamlı hava savunma sistemlerini görmekteyiz. öte yandan son 2-3 yıldır çin ile arasını giderek güçlendiren ve bunun karşılığında j-10 ve rusyadan su-35 talep etmeye başlayan iran'ı görmekteyiz. türk hava kuvvetlerinin temposu 100. yılı olan 2011'den itibaren giderek artmakta. bunlar sadece basit örnekler.

ve son zamanda eurofighter typhoon uçakları konuşuluyor...

peki eurofighter uçakları, türk hava kuvvetlerinin f-35'lerin gelmeyişiyle yaşadığı eksikliği kapatır mı?

bu soruya cevabım koca bir evet ve koca bir hayır. bu tamamen nereden baktığınıza göre değişir... biraz inceleyelim. eurofighter typhoon bize ne katar, ne götürür?

öncelikle eurofighter'ın hikayesine bakalım. eurofighter typhoon uçakları 4.5 nesil tanımını rafale ile dünya literatürüne sokan, aslında ilk üretimi modelleriyle arafta kalmış uçaklardır. başladığı dönemlerde abd'nin teen series uçaklarından daha geç üretilmeye başlanmış, fakat f-22 öncesinde de görücüye çıkan uçaklardır. eurofighter'ın veya belki rafale'nin de en büyük dezavantajlarından biri de budur.

eurofighter'ın hikayesi sovyetler'in batıya gösterdiği modern uçaklara avrupa üretimi uçakların ,örneği jaguar ve tornado gibi, pek karşılık verememesiyle başlar. bu dönem avrupanın asli koruması abd hava ve deniz kuvvetlerine kalmış, avrupanın elindeki f-104, f-5, ve ilk nesil f-16'lar görece zayıf kalmıştır. eurofighter ilk olarak başlangıçta tornado üretimi devam ederken jaguar ve harrier'ın yerini alması için stovl ve hafif saldırı uçağı olarak geliştirilmeye başlanmıştır. fakat tornado'nun adv versiyonunun beklenen kabiliyeti gösterememesi uçağın f-15'in küçüğü ve çeviğini tasarlamaya itmiştir. bu dönem ecf projesi olarak başlatılan projeyi ilk olarak ingilizler ve almanlar başlatmış, ardından fransızlarda dassault ile kapıyı kırarcasına projeye girmişlerdir. ingiliz ve alman kanadı felsefede f-15'in daha ufak, çevik ve avrupalı bir dengini yaratmak, ayrıca hızla gelişmekte olan teknolojileri ve yenilikçi yaklaşımları da kullanarak bu tayyareyle gerçek bir 4.5 nesil savaş uçağının anlamını tüm dünyaya göstermek istiyordu. fransız kanadı ise afrika sömürgelerinden ötürü f-16 f-18 gibi çok rollü bir uçak yapısını savunuyordu. malumunuz fransa projeden ayrıldı ve ek olarak projeye italya ve ispanya da katıldı. artık eap (experimental aircraft programme ) olarak adlandırılan proje ilk uçuşunu 8 ağustos 1986'da yaptı. eurofighter'ın atası eap ilk uçuş sonrası eap hakkında olumlu dönüşler alınınca hükümetler ortak bir işbirliği/maaliyet konsorsiyumu kurmak istedi. fakat almanlar başta olmak üzere italyan ve ispanyollar buna yanaşmadı. bundan ötürü daha çok herkesin eşit söz hakkının olduğu ama iş payının büyük bir çoğunluğunu ingiltere'nin oluşturduğu bir uçak ortaya çıktı.


türkiye'nin eurofighter ile olan münasebeti 1980'li yıllarda başladı

1970'li yılların sonunda f-16 a/b block 15 avrupa ortak üretim programına türkiye katılmak istemişti. fakat o dönem abd tarafından uygulanan silah ambargosu bu ortak üretim projesine katılmamızı engellemişti. ilerleyen yıllarda silah ambargosunun kalkmasıyla türkiye f-16 block 30/40 tipi 160 uçağın tedariki için abd ile peace onyx ı projesi kapsamında anlaşmıştı. 1984 yılında ise ilginç bir şekilde türkiye-avrupa ortak üretim uçağı olan eurofighter projesine ortak olarak çağrılmıştır. fakat o dönemki mali zorluklar ve zaten yüksek sayıda f-16 siparişi verilmiş olması bizim projeye girmemize engel olmuştur. türkiye'nin ikinci pazarlık dönemi ise 1990'lı yıllarda gelmiştir. almanya'nın siparişleri soğuk savaş sonrası ciddi şekilde düşürmesi, bunu gören diğer ortak ülkelerin de sayıyı düşürmesi tekrardan kapıyı türkiyeye aralamıştır. fakat 1990'lı yıllarda türkiye'nin yaşadığı ekonomik kriz, avrupanın özellikle pkk konusundaki tavrı, casa cn-235 tedarikinde yaşanan problemler türkiye'nin eurofighter'a sıcak bakmasını engellemiştir. türkiye bu dönem f-16 peace onyx ii ve f-4 modernizasyon projeleriyle yoluna devam etmiştir. eurofighter'ın üçüncü kapıyı çalışı ise 2003-2004 yıllarından sonradır. yunanistan'ın eurofighter tedariki yapmaya çalışması fakat atina olimpiyat oyunlarının getirdiği ağır ekonomik yük yüzünden yapamayışı kapıyı tekrardan türkiyeye açmıştır. burada eurofighter türkiye'ye belki sunabileceği en cazip teklifleri burada sunmuştur. eğer yüksek adetli sipariş geçilirse sanayi ortaklığı, test ve entegrasyon kolaylığı gibi birçok unsuru teklif etmiştir. fakat türkiye bu dönem kararını f-35 jsf'nin daha gelecek vadeden bir uçak olmasından ve ayriyeten f-35'in daha çok yönlü bir uçak olmasından ötürü f-35'i seçmiştir. eurofighter ile olan son selamlaşmamız ise 2007 yılından itibaren olmuştur. bu dönemlerde italya sıkı bir pazarlık ile türkiyeye teklifler getirmiştir. fakat türk tarafı bu dönem sonunda milli muharip uçak projesini başlatmış, ssik yetkilileri bizzat eurofighter planının tamamen sonlandırıldığını belirtmiştir. yine ek olarak 30 adet f-16 block 50+ tedariki ve ccip projesi o dönem yürütülmüştür.

peki bu kadar köprünün altından sular aktıysa bizim iş nasıl olacak?

2010'lu yıllarda kapanan bu defter bizim f-35 programından çıkarılmamızla birlikte tekrardan alevlendirmiştir. bize gelip giden eurofighter'lar, verilen demeçler, brifingler derken eurofighter bizde tekrardan gündem olmuştur. ki yunanistanın avrupalı rafale ile bize cevap vermesinden sonra bizim de avrupalı tayfun ile yunanistana cevap vermemiz çok da anormal olmayan bir durumdur.

gelgelelim eurofighter'ın 2022 sonrası bizle olan ilişkisine

eurofighter aslında bize hem çok şey katar, hem de çok şey götürür... peki bize ne katar eurofighter?

öncelikli olarak eurofighter typhoon uçakları bize modern bir 4.5 nesil uçağı envantere almamızı sağlar. ek olarak bize captor-e gibi çok güçlü bir aesa radarı tedarik etmemizi sağlar. captor-e aesa radarı f-35'in radarı hariç f-15ex'in radarıyla birlikte sınıfının en iyi havadan havaya radarıdır. ki ingilizlerin kendisi için özel üreteceği captor e mk2 f-15ex'in an apg 82'sinden daha güçlü bir radar. captor-e aesa radar dikkat ettiyseniz havadan havaya dedim.


havadan yere demedim, bu eurofighter'ın zayıflıklarından birisi. bunu ilerde tekrar ele alacağım. eurofighter typhoon uçaklarının "game changer" larından birisi de ramjet itkili meteor füzeleri. meteor füzesi meteor füzeleri ramjet motor yapısından ötürü kontrol edilebilir bir itki sistemine sahip.


bundan ötürü nato kanadında bulunan amraam, sparrow ve mıca rf gibi diğer füzelere karşı daha kabiliyetli ve uzun menzilli bir sistem. meteor füzesi motor ve yakıt sisteminin getirdiği avantajdan ötürü diğer füzelere göre daha hızlı, daha yüksek menzilli ve daha keskin dönüş manevraları yapabilen bir füze. ayrıca no escape zone aralığı da diğer füzelere göre daha yüksek. yunan rafaleden meteor atıyorsa, bizim de tayfundan meteor atmamız hiç fena fikir değil.

hazır havadan havaya girmişken, eurofighter uçakları bize rafale uçaklarına göre daha iyi dogfight performansı verebilecek bir uçak. uçağın önünde bulunan geniş ve yüksek açılı canardlar rafale uçaklarına göre tayfunun yüksek hız, yüksek irtifada daha kabiliyetli olmasını sağlıyor. carrier/uçak gemisi tabanlı bir tasarıma sahip olan rafale ise her deniz kuvveti savaş uçağı gibi düşük hızlarda ve düşük irtifada daha iyi performansa sahip. fakat it dalaşlarının yüksek irtifada başlayıp alçak irtifada bittiğinden tayfun uçakları first look, first shot, first kill prensibini daha etkin kullanır. typhoonun bir diğer avantaju ise yine f-35'in gen iii kaskından sonra en gelişmiş kasklardan biri olan striker ii hmd sistemini kullanmasıdır. striker ii kaska monteli nişangah sistemi rafale uçakları bir türlü aktif hmd yapısına geçmemiştir.


eurofighter'ın özellikle tranche 3 ve tranche 4'tekilerininin bir diğer avantajı ise dass elektronik harp suitidir. dass sistemi rafale uçaklarına göre daha kapsamlı bir yapıya sahip ve dass'ın kullandığı ürünler daha teknolojik. dass'ın mws (füze ikaz sistemi) hem uv, hem milimetrik dalga radarından hem ıır radarların birlikte kullanılmasından oluşuyor. bu şekilde uçağa gelen bir füze rafale uçaklarına göre daha uzaktan ve daha aktif bir şekilde tespit edilebiliyor. örneğin bozuk bir hava şartında veya yoğun elektronik harp altında spectranın tek kaynaklı ölçümleri yanılabilirken, dass sistemi bu konuda daha dirençli. ayrıca uçağın otopilot mekanizması da rafale a göre daha iyi. tehdide göre otomatik esm / ecm uygularken, pilotun bölgeden güvenle çıkması için en uygun manevraları hud veya kaska yansıtıyor. keza ingiliz eflerinde towed decoy ve lazer ikaz sistemleri de bulunuyor.

dass eh suiti


peki eurofighter bizden ne götürür?

eurofighter'ın en büyük handikapı bizim için lojistik ve bakım olur. hvkk ve tsk genel çerçevesi düşünülünce avrupa ile yürütülen projelerin çoğundan memnun kalmadık. örneğin casa cn-235m, eryx tanksavarları, milan tanksavar projesi, cougar helikopterleri vs vs derken t129 atak projesi ve a400m atlas hariç memnun olduğumuz projenin olmayışı tsk'nın avrupa konusunda biraz mesafeli yaklaşmasına sebep oluyor. ayrıca türkiye'nin eurofighter ortaklarıyla aramız ne kadar iyi. herkes bize almanyayı örnek gösterecek de, italya ve ingiltereyle aramız cidden iyi mi? veya ilişkilerin 3-5 yıl öncesine dönmeyeceğinin ne garantisi var, 2013'te ada üstünde bizim f-16lar ile ingiliz typhoonları neredeyse gkry yüzünden karşı karşıya geldi. bizim tedarik edeceğimiz ve lojistik bakım açısından epey problemli olan bu uçağı tedarik etmenin ardından lojistik ve bakımını yapmak epey riskli bir olay. biz hava kuvveti tanımını dünyaya çok farklı şekilde tanıtmış bir ülkeyiz. belki hvkk hariç dünyada lojistiğe bu kadar önem veren ülke yoktur. abartmıyorum bizimkiler hava harp okulunun önündeki 200 metrelik yoldan uçak indirip kaldırır. böyle bir lojistik var bizde. biz bu mantıkla f-16 ile her istediğimizi yaptık. aynı konu iha sistemleri için de geçerli. 100 hp motora sahip anka ve tb2 ile asimetrik birçok savaş yürüttük. ukrayna, karadağ, libya ve suriyede çok farklı şekilde yaptık. yunanistan bu asimetriye rafale ve f-35 ile cevap verebilir ama biz lojistik bakım ve operasyonun müşterekliğinden kesinlikle ama kesinlikle vazgeçmemeliyiz. eğer bir uçak alıyorsak mutlaka bakım onarım prosedürlerinde bizim kendi emeğimiz olmalı, bu uçaklar aktif bir şekilde 401. ve 132. filoda uçup bizim mühimmat entegrasyonumuza, silah ve taktikler eğitimimize, hava harp doktrinlerimize entegre edebileceğimiz bir şeyler olmalı. ef konsorsiyumu tranche 3/4 ile bunların hepsini halledebileceğini söylese de biz f-102 delta dagger sonrası hiç delta uçak işletmedik, cn-235'de vs olanlar ortada. sözlüğün diğer havacıları da avrupa uçaklarının lojistik ve bakımına bu yönden çok atıf yaptı. bugün eurofighter konsorsiyumu bize tranche 4 uçaklarını yukarda anlattığım şekilde kullanabilmemize izin verecekse, kimse f-35in yüzüne bakmasın, ver ordan 80-100 adet sipariş. ama ef konsorsiyumu ne kadar bu dediğim kıstasa gelecek bu da çok mühim

ikinci olarak bizim mühimmatlarımızın hepsi abd kökenli. envanterde bulunan bütün mühimmatlar ya abd üretimi veya abd mühimmatlarının muadil üretimi. örneğin üretilen gökdoğan amraam muadili, som jassm muadlii, kgk jsow muadili, hgk jdam muadili vs vs. envanterde hiç asraam, iris-t veya taurus füzesinin veya spearın muadilini görebiliyor muyuz, bunları entegre etmek istesek bile çok fazla para ve zaman harcayacağız. sertifiye olan mühimmatlar da soğuk savaşın ilk dönemlerinde nato'dan ötürü sertifiye edilmiş aim-120b, aim-9l/m gibi mühimmatlar. ben envanterimdeki yeni ve modern aim-9x sidewinder veya bozdoğan füzesini atamıyorsam ya entegre edeceğim ki bu durum hem para hem diplomasi hem vakit gerektiriyor, ya da eurofighter'ın yeni nesil mühimmatları asraam, iris-t, meteor vs alacağım. bu ne kadar mantıklı ve sürdürülebilir, ki burada avrupadan bahsediyoruz, cidden bilemiyorum

son olarak ef-2000'in üretim hatları ukrayna savaşı sonrası epey doldu. kuveyt'in, katar'ın, ispanya ve almanya'nın siparişleri mevcut. bu kadar sipariş varken biz sipariş versek ne zaman teslim edilecek? hadi ikinci el alıp modernize edelim desek yine italya, ispanya, almanya modernizasyon hatlarını doldurmuş durumda. kuveyt adamlar ilk siparişini 2016'da verdi, ilk uçak 2021'de geldi. ki kuveyt sipariş verdiğinde alman ve italyan siparişleri ortada daha yoktu. biz bugün sipariş versek en erken 2028'de envantere girecek bir uçaktan bahsediyoruz. türkiye abd'nin nazını çekmekten cidden yorulmuş bir ülke. eurofighter burada bizim için önemli bir seçenek olabilir. çünkü abd f-16v de vermiyorsa biraz harekete geçmemiz gerekiyor, yukarda anlattığım bölgenin kızışmasından ötürü. gönül ister ki mmuyu yapalım, fakat mmu'nun envantere girmesi epey vakit alacak. mmu ile ilgili şöyle detaylı bir şeyler karalamıştım, bakabilirsiniz:


burada eurofigter tedariki bizim için epey zorlu bir konu. herkesin farklı düşünmesi, farklı uçaklar, farklı doktrinler derken dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz. ne diyelim, bu gidişle mmu'nun türk göklerini gürüldettiği günü beklemek dilekleriyle...