Fidel Castro'nun Casus Sevgilisi Marita Lorenz'in İlginçliklerle Dolu Hayatı

Fidel Castro'yu öldürmesi için görevlendirilen ancak sonrasında bambaşka olaylar yaşayan Marita Lorenz'in hayat hikayesi gerçekten ilgi çekici.
Fidel Castro'nun Casus Sevgilisi Marita Lorenz'in İlginçliklerle Dolu Hayatı

dünyada marita lorenz kadar ilginç hayat yaşayan az sayıda insan vardır. ikinci dünya savaşı'nın kaosunun ortasında nazi almanyası'nda doğdu ve casusluk dünyasına çok aşina olan bir ailede büyüdü. karayipler'in mata hari'si olarak adlandırılan lorenz, fidel castro'ya yapılan bir suikast girişiminin merkezinde yer aldı, castro'nun onlarca yıldır kesintili olarak sevgilisiydi ve başkan kennedy'nin suikastından hemen önce lee harvey oswald ile tanıştığını iddia etti. aynı zamanda venezuela'nın devrilmiş diktatöründen ve küçük bir new york gangsterinden birer çocuğu vardı. hayatı macera, casusluk ve inanılmaz virajlarla doluydu.

1959 yılının şubat ayında 19 yaşındaki marita, babasının kaptanlık yaptığı lüks yolcu gemilerinden birinde havana'ya seyahat ederken çalışıyordu. gemi limana geldiğinde, küba'nın çiçeği burnunda lideri fidel castro tarafından karşılandı. marita başlangıçta gemiye yaklaşan silahlı ve sakallı adamları görünce korkmuştu ama bu his hızla yerini daha değişik duygulara bıraktı. 33 yaşındaki castro, marita'yı tenkeye aldı, duyguları karşılıklıydı. castro, marita'nın ilk sevgilisiydi ve aylarca süren ilişkileri ile onlarca yıllık aşkları, marita'da şehvet ve entrika duygularını harekete geçirecekti. marita ilk karşılaşmalarını şöyle anlatır:

"güvertede duruyordum ve uzaktan bir teknenin bize doğru geldiğini görebiliyordum. tekne, hepsi aynı tip sakal kesimine sahip olan yaklaşık 27 adamla doluydu. biri diğerlerinden boy olarak daha uzundu. pruvada duruyordu ve bir tüfeği vardı. uzun boylu olan, 'gemiye gelmek istiyorum' diye bağırdı. kim olduğunu sordum ve dişleri açık bir şekilde gülmeye başladı. yo soy cuba, dedi. comandante fidel castro."


sonrasında sevgili oldular ve ekim 1959'da marita, fidel castro'nun çocuğuna yedi aylık hamileydi. 1993 yılında vanity fair ile yaptığı röportajda marita, bir uyuşturucu ile uyutulduğunu ve saatler sonra bir hastane yatağında uyandığını iddia etti. ayrıca bebeğin iyi olduğunu ve yanından götürüldüğünü söyledi. ancak 1959'da farklı bir hikaye anlatmıştı; 1959'daki olaydan sonra new york'a dönmüş ve bir hastanede, havana'da yaptığı kürtaj nedeniyle tedavi görmüştü.

marita hala fidel ile olan andre isimli oğlunun hayatta olduğunu ve küba'ya yaptığı bir ziyarette onunla buluşabildiğini iddia ediyor:

"andre içeri girdi. dikkat kesildim ve tanrım, canlı. bu gerçek. tanrım, o benim oğlum. benim ağzım var onda, gözleri benimkilerle aynı. tanrım, fidel'in burnunu almış. fark ettiğim ilk şey; tıpkı fidel gibi beyaz tenli oluşu ve kıvırcık saçlarıydı. ve ağlamaya başladım. o bir doktor, bir çocuk doktoru olmuş. dedim ki, güzel. güzel bir iş yaptın fidel."

bebek olayından sonra abd'ye dönen lorenz'i, sonunda cia yetkilileri ikna etmeyi başarmıştı. bir aşıktan bir casusa dönüştüğündeki ilk görevi ise, "eski sevgilini öldür" olmuştu. castro'yu zehirlemesi için cia tarafından lorenz'e haplar ve ne yapması gerektiği hakkında bilgi verildi, küba'ya geri yollandı.

marita ise küba'ya geldiğinde, görevini yerine getirecek yüreği olmadığını fark etti. bir krem kavanozuna yerleştirdiği hapları imha etti. aklı ile kalbinin giriştiği savaşta kalbine yenik düşerek, hayatını sona erdirmek yerine castro ile tutkulu bir gece geçirmeyi tercih etti. bazı casus meslektaşları; lorenz, görevini planlandığı gibi yapmış olsaydı domuzlar körfezi çıkarması'na asla gerek kalmayacağını iddia ederler.

new york daily news ile 1977'de yapılan röportajda lorenz bomba gibi bir iddiada bulunmuştu. ona göre, florida everglades'teki anti-castro cia grubu operation 40 ("suikast ekibi" olarak nitelendirdi) ile çalışırken, lee harvey oswald adlı bir adamla bu kampta tanışmıştı. oswald, başkan john f. kennedy suikastı için kısa bir süre sonra tarihe geçecek bir adamdı.

1960 yılında, özellikle kennedy'yi domuzlar körfezi başarısızlığı nedeniyle suçlayan cia üyeleri arasında hem fidel castro'ya hem de başkan kennedy'ye karşı birçok olumsuz duygu vardı. lorenz, bu olaylardan sonra dallas'a gizli bir yolculuğun planlandığını ve grubunun iki gün boyunca süren üç otomobilli bir konvoydan ayrıldığını iddia etti. lorenz, görevin gerçekte ne olduğunu öğrenmeden önce gruptan ayrıldığını ve evine gittiğini de ekledi. kısa süre sonra kendisi bir uçaktayken başkan'ın dallas'ta vurulduğunu duymuştu.

marita'nın, operation 40 ekibinin kennedy suikastını planladığını ve gerçekleştirdiğini iddia eden ifadesine mütemadiyen itiraz edildi. yolculuktaki yoldaşlarından frank sturgis, vanity fair ile yaptığı bir röportajda şunları söyledi: "lorenz arabada hangi insanlar olduğunu yanlış söyledi, saçma. marita'nın söylediği her şeyin yalan olduğunu söylemiyorum ama marita para ve ün için her şeyi yapacak birisi.”

lorenz'in kızı monica'ya göre, annesinin görevlerinden biri, yeni devrilen venezuela diktatörü marcos pérez jiménez'i içeriyordu. ikili mart 1961'de miami'de bir araya geldikten sonra, pérez jiménez marita'yı kendisinin metresi olana kadar takip etti ve sürekli kur yaptı.

marita, pérez jiménez ile bir ay kaldıktan sonra kızları monica'ya hamile kaldı. birkaç yıl boyunca jimenez, elinden geldiği her şekilde onlara baktı ve huzurlu bir hayat sürdüler ve marita, perez hakkında sürekli istihbarat sağladı. ancak monica oldukça gençken yasal bir anlaşmazlıktan sonra, lorenz parasız kaldı ve pérez jiménez'in milyonlarca dolarlık servetinin tek bir kuruşunu bile görmedi. mayıs 1963'te başkan kennedy'nin suikastından altı ay sonra lorenz, kızının babası eski diktatör marcos pérez jiménez ile temasa geçmek için venezuela'ya gitmeye karar verdi. pérez jiménez o sırada hapisteydi ve marita onun yanındaki hapishane hücresine atıldı.

hapisten serbest bırakıldıktan sonra anne ile kızına iki yerel istihbarat ajanı tarafından bir gezi turu teklif edildi. lorenz ve monica, vaat edilen tur yerine amazon yağmur ormanlarının ortasına uçakla götürülüp terk edildiler. kendisi ve kızı, dokuz ay boyunca bir amazon kabilesi ile yaşamıştı. anlattığı vahşi öykülerdeki detaylar, birçok kimse tarafından doğru olarak değerlendirilir çünkü verdiği ayrıntılar kabileler ile eşleşmektedir.

marita, u-boot kaptanı bir alman baba ve nazi karşıtı duyguları barındıran, fransız ve ingiliz askerleri tarafından ikinci dünya savaşı sırasında ingiltere'ye casusluk yapmak üzere işe alınan amerikalı bir annenin kızı olarak almanya'da doğdu. bu casusluk faaliyetleri nedeniyle aile 1944'te bergen-belsen toplama kampına alındı. babası da savaş esiri olarak tutulurken, 5 yaşındaki marita da dahil olmak üzere çocuklar, kamptaki çocuklar koğuşuna götürüldü. şanslıydılar ki bir şekilde bütün aile hayatta kaldı ve savaş bittikten hemen sonra amerika birleşik devletleri'ne taşındılar.

mayıs 1963'te marita'nın annesi alice ve meslektaşı alex rorke, marita ve fidel'in ilk karşılaşması hakkında bir hikaye yayımladılar. marita, daha öncesinde fidel castro'nun kendisine tecavüz ettiğini hiçbir şekilde iddia etmese de, hikaye mümkün olan en sansasyonel şekilde yazılmış ve "fidel castro genç kızıma tecavüz etti" başlığı ile yayımlanmıştı.

hikaye, amerikan halkı arasında anti-castro hissi yaratmak için tasarlanan o dönemdeki birçok olaydan biriydi ve marita'nın annesi, bunu kızının içinde de yaratmaya çalışıyordu. bu yazıda annesi alice ve rorke, castro'yu marita'ya tecavüz, kaçırma ve zorla uyuşturucu kullandırma da dahil olmak üzere çok sayıda "insanlık dışı suçla" suçluyordu. alice ve rorke, marita'yı fidel'den uzaklaştırmak konusunda oldukça kararlıydılar ve onu cia için fidel castro'ya karşı çalışmaya ikna etmenin önemli bir parçası oldular.

1981'e gelindiğinde marita, çocuklarının güvenliği konusunda gittikçe daha fazla endişelenmeye başladı çünkü bir zamanlar ahbap olup sonrasında arkasından iş çevirip casusluk yaptığı tüm tehlikeli erkeklerden korunmaya ihtiyaç duyuyordu.

korunma isteği, onu new york'taki küba büyükelçiliği'ne götürdü. fidel’in kendisine asla kötülük yapmayacağına emindi. büyükelçilikten, havana'ya bir yolculuk talep etti ve havana'ya gitti. havana'ya gittiğinde marita, onlarca yıl önce kaybettiğini düşündüğü oğluyla tanıştığını iddia etti. birçok kişi aslında fidel ile bir çocuğu olduğunu inkar etse de, kız kardeşi valerie, marita'yı hava alanından alırken şok geçirmiş gibi gördüğünü ve sürekli oğlu hakkında konuştuğunu söylüyor.

cia'den ayrıldıktan sonra marita, new york'ta görev yaptı ve fbi ile emniyet müdürlüğü için muhbir olarak çalıştı. 1969'da mark adında bir oğlu dünyaya geldi. oğluna başta babasının eski bir new york polis şefi olduğunu söylemişti.

daha sonra marita, oğlunun babası hakkındaki hikayeyi değiştirdi çünkü ailesinin ve arkadaşlarının çoğu gerçeği zaten biliyor gibiydi. mark'ın gerçek babası, florida'da hapishanede olan küçük zamanlı gangster eddie levy idi. marita, mark'a babasına bir polis memuru olduğunu söylemenin, hapse giren bir babadan daha iyi bir seçenek olduğunu düşünmüştü.

birçok ilginç olayla ve önemli kişilerle hayatı kesişen marita lorenz, 2019'da hayata gözlerini yumdu.