Friedrich Nietzsche'den Hayat Dersi Niteliğinde Muhteşem Alıntılar

Ünlü Alman filozof Fredrich Nietzsche'den ders niteliğinde sözler.
Friedrich Nietzsche'den Hayat Dersi Niteliğinde Muhteşem Alıntılar

"insan oğlu hayatta o kadar acı çeker ki; canlılar arasında yalnız o, gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır."

"sabit fikir; sahibini hapseder...."

"benim hayalimdeki aşk; iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey."

"her alışkanlık; elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar."

"bu da dâhil bütün genellemeler yanlıştır."

"dünyanın en yüksek tahtına da çıksanız; oturacağınız yer, kendi kıçınızın üstüdür!"

"her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze alsın. çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar."

"kötü belleğin iyi tarafı; aynı şeylerden birçok kez ilk kez gibi yararlanmaktır."

"neden'i olan; nasıl'a katlanır..."

"niceleri kendi zincirlerini çözemezler de; dostlarının azatçısıdırlar..."

"insan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun,dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna!sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir..."

"dünyada hiçbir şey insanı 'kin besleme duygusu' kadar yıpratmaz."

"insan bütün bir yıl sustu mu; gevezeliği unutur, ama konuşmayı öğrenir."

"yorgun dustugumuzde, cok uzun zaman once fethettigimiz dusunceler bize saldiriya gecer."

''yukseldikce ucma bilmeyenlere daha kucuk gorunmemiz kacinilmazdir''

"zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar"

''bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla, kendinden hoşlanmaktır.''

"küçük insan, özellikle de şair, nasıl da gayretle suçlar yaşamı, sözcüklerde! dinleyin, ama tüm o suçlamalardaki şehveti duymazlık etmeyin!"
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)

"bir köle misin? o halde bir dost olamazsın. bir tiran mısın? o halde dostların olamaz.
çok uzun süredir bir köle ve bir tiran gizliydi kadında. bu yüzden kadın henüz yatkın değildir dostluğa; sadece aşkı bilir o.

sevmediği her şeye karşı adaletsizlik ve körlük vardır, kadının aşkında. kadının bilinçli aşkında bile hâlâ fırtına ve yıldırım ve gece vardır, ışığın yanı başında.
kadın henüz yatkın değildir dostluğa; kadın hâlâ kedidir, kuştur. ya da, olsa olsa, inektir."
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)

"merhamet, düzenli bir biçimde kendi gücü konusunda bir yanılgı içindedir: kadın, aşkın her şeye kadir olduğuna inanır; bu, kadının gerçek bir batıl inancıdır. ah, aşkı bilenler, onun nasıl yoksul, nasıl çaresiz, zorla elde edilmiş ve yanıltıcı olduğunu sonunda öğrenmişlerdir: en iyi, en derin aşklar bile böyledir. aşk kurtarmaktan çok mahveder."
(bkz: wagner olayı)

"hakiki her müzik, özgün her müzik bir kuğunun şarkısıdır."
(bkz: wagner olayı)

"hepimizin ruhunda bilgiye, 'istem'e, değerlere, sözlere, kalıplaşmış kurallara karşı yönelmiş bir şeyler vardır. fizyolojik açıdan incelendiğinde, bizler ikiyüzlüyüz. modern ruhun bir tanısı."
(bkz: wagner olayı)

"her insan kendi içinde, içini özlemle ve melankoliyle dolduran bir sınır -kendi yeteneklerinin olduğu kadar ahlaki istemenin de sınırını- keşfetme eğilimindedir; ve insan tıpkı günahkarlık duygusunun içinden çıkıp kutsal olana erişmeyi özlediği gibi, aynı şekilde entelektüel bir varlık olarak içindeki dehayı görmek için şiddetli bir istek duyar. tüm gerçek kültürlerin kaynağı budur."
(bkz: eğitimci olarak schopenhauer)

ekstra:

"toplumsal hastalıkları iyileştirmek için ihtiyaç duyulan şey, mülkiyetin zor kullanılarak yeniden dağıtımı değil, aklın tedrici dönüşümüdür. adalet duygusu herkeste daha fazla artmalı, şiddet içgüdüsüyse daha da zayıflamalı."

"yaşam, bizi yaralayan ve incitenler de dahil olmak üzere, bizi biz yapan her şeyi yakıp küle dönüştürmektir. insan topluluğuna ilişkin en derin içgörüleri kazanmamızı ise ancak ve ancak büyük acı deneyimi sağlayabilir."

"bilgi eylemi öldürür, eylem de bir yanılsama maskesi gerektirir. bu ise hamlet'in öğretisidir; yoksa çok fazla düşünen ve sanki, olanakların çokluğu yüzünden bir türlü eyleme geçemeyen hayalperest sıradan insanın ucuz bilgeliği değil."

"devletin kökenleri şiddet içerir ve kanlıdır; çünkü ilk hakkı vermek iktidarın doğasında yatar ve gerçekte küstah, gasp edici, şiddet içermeyen hiçbir hak yoktur."

"yeni gürültüler yaratanların değil, yeni değerler yaratanların etrafında döner dünya; ama sessizce."

"eğer son derece rafine zulüm sistemleri değillerse, tüm dinler aslında nedir?"

"insanlar, insan ıstırabının temel nedenlerinin farkına vardıklarında sanata ihtiyaç duyarlar."

"mistik açıklamaların derin olduğu varsayılır. gerçekte ise yüzeysel bile değillerdir."

"erkeklere özgü kendini hor görme hastalığının tek çaresi, zeki bir kadın tarafından sevilmektir."

"unutkanlar şanslıdır; çünkü hatalarının derdini çekmezler."

"kötü yazarların her zaman olması gerekir; çünkü onlar gelişmemiş, olgunlaşmamış yaş gruplarının beğenilerine hitap eder. tıpkı daha olgun olan gruplar gibi, bu olgunlaşmamış grupların da ihtiyaçları vardır. eğer insan ömrü daha uzun olsaydı, olgun bireyler sayıca olgun olmayanlardan daha üstün olacak ya da en azından onlar kadar çok olacaklardı; ama bilindiği gibi, çoğu insan fazlasıyla genç bir yaşta ölmekte, yani, her zaman gelişmemiş ve kötü bir beğeniye sahip daha çok, daha fazla kişi vardır. bunun da ötesinde, bu sonuncular, gençliğin büyük bir çoğunluğu ile birlikte, kendi ihtiyaçlarının karşılanması için can atmakta ve kötü yazarları ortaya çıkmaya zorlamaktadır."

"biz düşünenler için tanrı iğrenç bir yanıt, bir nezaketsizlik örneğidir; bize getirilen iğrenç bir yasaklamadır: 'düşünmeyeceksin!'"

"herkes, sonunda dans eden bir yıldız doğuracağı bir kaos yaşamalıdır."

"inanca en çok ihtiyaç duyulduğu ve ona en fazla tamah edildiği zaman, iradenin eksik olduğu zamanlardır. çünkü irade, hükmetme hissi gibi, bağımsızlık ve gücün kararlı bir işaretidir. kişi ne kadar az hükmedebiliyorsa, tanrı, kral, toplumsal sınıf, doktor, peder, dogma veya toplum vicdanı gibi acilen hükmeden, hatta şiddetle hükmeden birisine ihtiyaç duyar."

"hiçbir toplum sözleşmesi, erkeklerin ve kadınların eşitsizliğini ve ilişkilerindeki kaçınılmaz adaletsizliği düzeltemez."

"her insanı yargılamak için geçerli olan doğru ölçü, onun aslında hiç var olmaması gereken, varoluşunun bedelini çok yönlü acılar ve ölümle ödeyen bir varlık olduğudur. ne beklenebilir böyle bir varlıktan? hepimiz ölmeye mahkum günahkarlar değil miyiz? doğmuş olmamızın bedelini önce yaşamla, sonra da ölümle ödüyoruz."

"sevgi adına yapılan her şey her zaman iyi ile kötünün ötesinde bir yerdedir."

"insanın kim olduğu, becerileri azalınca, neler yapabildiğini gösteremez duruma gelince anlaşılır."

"evlilik bir hapishane değil, içinde daha yüce bir şeylerin yetiştirildiği bir bahçe olmalıdır. belki de evliliğinizi kurtarmanın tek yolu onu bitirmektir."

"acı çekmeyi reddediyor, kendi acına bir saat bile katlanamıyorsan, çekebileceğin bütün sıkıntıları önlemeye çalışıyorsan; acıyı, hoşnutsuzluğu nefret edilecek, kötücül, yok edilmesi gereken şeyler olarak algılıyor, bunları yaşantının kusurları gibi görüyorsan, o zaman rahatlık dinine inanıyorsun demektir. siz rahatlık düşkünleri, insan mutluluğuyla ilgili ne az şey bilirsiniz. mutluluk mutsuzluğun kardeşi, hatta ikizidir. bu ikisi ya bir arada büyür ya da sizin yaşantınızda olduğu gibi hiç büyümez; hep küçük kalır."

"her acı, her mutsuzluk bir haksızlık, bir kusur düşüncesiyle bozulmuştur."

"belki daha düşük düzeydeki; ama daha incelikli ve daha hafif türlerdeki varlıklarda olduğu gibi kadınlarda da gönlümüzü rahatlatan bir şey buluruz. kafaları her zaman eğlenceyle, gelip geçici heveslerle ve giysilerle dolu olan yaratıklarla karşılaşmak ne büyük bir zevktir! onlar, yaşamları sınırsız sorumluluklarla dolu, baştan aşağıya gerginlik içinde yaşayan ciddi erkek ruhlarını büyülerler."

"eski bir efsaneye göre kral midas çok uzun bir süre dionysos'un refakatçisi bilge silen'i ormanda kovalamış ama bir türlü yakalayamamış. sonunda ele geçirmeyi başarınca da sormuş ona, 'insan için en iyi, en yeğlenecek şey nedir' diye. hiç kımıldamadan susup durmuş cin öylece. sonunda kralın zorlamasıyla konuşmuş, keskin kahkahalar koyvererek: 'zavallı günübirlikçi canlılar, tesadüfün ve zahmetin çocukları! ne diye zorlarsın beni, hiç duymamanın en yararlı olduğu şeyi söylemeye? senin için en iyisi, hiç ulaşamayacağın bir şey: hiç doğmamış olmak, var olmamak, hiçlik olmak.'"

"gününün üçte ikisini kendisine ayırmayan herhangi biri, kim olursa olsun; ister devlet adamı, ister işadamı, ister resmi görevli, ister bilgin olsun, esasen bir köledir."

"biz en çok, görünmeyen ellerce bükülür ve eziyet görürüz."

"bazı şeyleri bugüne kadarki nedenlerin dışındaki nedenlerden dolayı yapmalıyız. farklı düşünmeyi öğrenmeliyiz. çok geç bile olsa, sonunda çok daha fazlasını elde etmek için; farklı hissetmek için."

"budalalıkları, safsataları, boş inançları yok edin."

"kişi yalanlar aracılığıyla ideal bir dünya icat ettiği ölçüde, gerçekliği değerinden, anlamından, hakikiliğinden yoksun bırakır."

"felsefeci, insanlığın tüm gelişiminin vicdanına sahip en kapsamlı sorumluluğu taşıyan kişidir."

"düz olan her şey yalan söyler. her hakikat eğridir, zamanın kendisiyse bir döngüdür."

"bugüne kadar asla bir üstinsan olmamıştır."

"insan, yarattığı şeye saygı duyan 'hürmetkar hayvan'dır."

"kölelik kültürün özüdür."

"insanın her yeni ilerlemesi yeni bir köleleştirmeye dayanır."

"en azların harcıdır bağımsızlık, güçlü olanın ayrıcalığıdır."

"ahlak, yaşam fenomeninin ortaya çıktığı tahakküm ilişkileri öğretisidir."

"insanlar, insan ıstırabının temel nedenlerinin farkına vardıklarında sanata ihtiyaç duyarlar."

"önünde sonunda hastalığı alt etmemizi mümkün kılacak tek yol, acı ve ıstırabın zorunluluğunun, yaşamın temel bileşenleri olarak onaylanmasından geçer."

"adalet, şu ya da bu kişiden daha önemli olan bir şeyi korumak için iyinin ve kötünün dar perspektifinin ötesinden bakan panoramik bir gücün işlevidir."

"özgür insan iyi ya da kötü olabilir; ama özgür olamayan insan, doğaya karşı bir onursuzluk, bir utançtır."

"yalvarırım size kardeşlerim, yeryüzüne bağlı kalın; inanmayın size dünyaötesi umutlardan söz edenlere!"

"her şey her an oluşmaktadır. tıpkı mutlak hakikatler olmadığı gibi, ezeli ve ebedi olgular da yoktur."

"insan denen küçük solucanın kibirliliği dünya sahnesindeki en komik şeydir."

"tüm yüce şeyler, bir kendini alt etme edimiyle kendi yıkımlarına yol açarlar."

"müzik olmadan, hayat hata olurdu."

"insan yaşamının tüm saatleri içinde sonuncusunu en önemlisi olarak göz önüne alan, genelde bu yeryüzü yaşamının sonunu önceden haber veren, bildiren ve bütün canlıları tragedyanın beşinci sahnesinde yaşamaya mahkum eden din, her yeni aşılamaya, dikmeye, gözüpek araştırmaya, özgür isteğe düşmandır; din bilinmeyene doğru her uçuşa karşı koyar; çünkü orada seveceği ve umacağı hiçbir şey ama hiçbir şey yoktur."

"günlük yaşamlarını fazlasıyla boş ve monoton bulan insanlar kolayca dindar olurlar. bu anlaşılabilir ve affedilebilir bir şeydir. şu şartla ki, günlük yaşamları boş ve monoton bir şekilde geçmeyen insanlardan dindarlık talep etme hakları yoktur."

"dindarlık, yaşam dürtüsünün olağanüstü maskesidir! en yüce etik bilgeliğin sunulduğu tamamlanmış bir düş dünyasına kendini feda etmektir. ona uzaktan bulutlarla kaplanmış halde tapınmak için hakikatten kaçıştır. gizemli olduğu için gerçeklikle uzlaşmadır. bizler tanrı olmadığımız için, gizemini yitirmiş olana karşı nefrettir. büyük bir hazla kendini tozların içine yere atmaktır, talihsizlik içinde talihin verdiği huzurdur. en değerli ifadesiyle insanın üst düzeyde kendinden feragatidir. yaşamla ilgili iyileştirici unsurlar olarak yaşamın korkunçlukları ve korku unsurlarının yüceltilmesi ve ilahileştirilmesi! yaşamı küçümserken sevinç içinde yaşam! yadsırken istencin zaferi!"

"sonsuz bir hiçlikteymiş gibi yolumuzu kaybetmedik mi? boş uzayın esintisini hissetmiyor muyuz? etraf soğumadı mı? tanrı öldü. tanrı ölü kalacak. ve biz onu öldürdük."

"bach’ın müziği tanrı’nın dünya’yı yarattığı anda orada bulunduğumuz hissini veriyor insana."

düzeltme: imla