Güzel Sesli Erkek Çocukların Sesi Bozulmasın Diye Hadım Edilmesi: Castrato

15. ve 16. yüzyıllarda Roman Katolik kilisesinin başlattığı korkunç bir uygulama Castrato.
Güzel Sesli Erkek Çocukların Sesi Bozulmasın Diye Hadım Edilmesi: Castrato

zavallı castratoların müsebbibi aziz pavlus ve onun şu lafı oluyor. "mullier taceat in ecclesia". yani diyor ki "kadınlarınızın kilisede sessiz olmasını sağlayın". bu lafı emir telakki eden katolik kilisesi kadın sesini yasaklıyor. yasaklıyor yasaklamasına ama bir taraftan da kilisede icra edilecek dinî müzikler için tiz sese ihtiyacı var. çözümü hemen buluyor: erkek çocukları ve kadın sesi inceliğine sahip erkekleri -yani günümüzde en ünlüleri philippe jaroussky, andreas scholl ve bizden de kaan buldular olan kontratenorları- kilise korolarında istihdam ediyor. fakat bu çözümün pek de işe yaramadığı kısa süre içinde anlaşılıyor. çünkü erkek çocukların sesi, kamışa su yürüyünce kalınlaşırken, kontratenorların sesi de yeterince güçlü bulunmuyor. işte böylece o zalim yöntem devreye giriyor: kastrasyon!

testisleri avuçlayıp sıkarak ezmek gibi vahşi yöntemlerden başlayıp spermatik kolonların kesilerek testislerin çıkarılmasına kadar türlü yöntemi var kastrasyonun. gırtlağın büyümesininin sorumlusu olan testesteron artışını önlemek için yapılan bu cerrahi işlemin nasıl gerçekleştirildiğini gözünüzde canlandırmanız için alın size 1700'lere ait bir kastrasyon kaydı:

"5 ya da 7 yaş civarlarında olan erkek çocuğu, uzuvlarının gevşeyip yumuşası için sıcak bir küvete yatırıldı. çocuğa kuvvetli bir içecek içirildi ve şahdamarına sıkıca bastırıldı. iyice bitkin hale getirildikten sonra pek acı vermeden organları bıçakla çıkarıldı."


okurken bile tüyleri diken diken eden bu işlemin, çoğunlukla berber cerrahlarca (bkz: barber surgeon) icra edildiğini düşünürseniz zavallı castrato'ların dramı daha da katmerlenir. 17. yy kayıtlarına göre yılda 4000'den fazla çocuk bu işkenceye maruz kalmış ne yazık ki. bir ana baba nasıl olur da küçücük çocuğunu böylesi bir vahşete kurban eder sorusunun cevabı bütünüyle "duygusal". castratoluğun en yaygın olduğu 15. ve 18. yüzyıllarda italya'da küçük bir soylu azınlık dışında halk yoksullukla ve hastalıkla mücadele etmektedir. böylesi bir ortamda çocuğunu kilise korosunda castrato kadrosuna sokmak, kpss kazanıp bakanlıkta iş bulmaktan daha evladır. çünkü böylece sadece çocuğun bakım masraflarından kurtulup geleceği garanti edilmiş olmuyor, aynı zamanda çocuğun kazanacağı parayla bütün aile de kurtulmuş oluyor. mesela arşiv kayıtlarına göre roma'daki santa maria maggiore bazilikası'nda görevli bir kastratın yıllık maaşı 190 venedik dukası'. hatta olur da operaya transfer olur ve bir de primadonnalığa terfi ederse sezon başına 400-450 dukaya kadar çıkıyor ücretleri. 1 venedik dukası'nın günümüzde aşağı yukarı 150 dolara tekabül ettiğini düşünürsek primadonna castratoların 67.500 dolar aldığı ortaya çıkıyor. noel, paskalya gibi önemli günlerde ise ücretleri 8 kata kadar çıkıyor.

işte bütün bu "duygusal" motivasyonlar ebeveynleri tarlayı tapanı satıp çocuğunu castrato yapmaya sevkediyor. torununu castroto yapıp müzik eğitimi alması için iki üzüm bağını satan bile var ki bu torun sonradan gelmiş geçmiş en meşhur kastratlardan biri oluyor: (bkz: caffarelli) ha ama şurası da oldukça ilginç bir durum ki, castrotoya meraklı aileler yoksullardan ziyade orta sınıf aileler. hatta caffarelli'nin en büyük rakibi olan farinelli, soylu bir ailenin evladı!

Farinelli

neyse şimdi bütün bu ekonomik açıklamaları bir tarafa bırakıp asıl soruya gelelim: hadım edilmiş şarkıcılar olan castratoların kuşları hiç mi ötmüyor? adı üstünde hadım edilmiş, nasıl ötsün ki demeyin; zira bu konu göründüğünden daha karmaşık. yukarıda kastrasyonun nasıl yapıldığını anlatmıştık; kastratların testisi çıkarılıyor ama diğer takım taklavat yerinde duruyor. bu anlamda pers ve osmanlı hareminde görevli olan hadımlara göre daha şanslılar. çünkü bunlara tam kastrasyon uygulayıp penislerini de kesiyorlar. italya'nın şarkıcı hadımları ise kısırlar ama penisleri yerindedir. ha bu penis işlevsel mi, orası biraz tartışmalı. mesela hadım edilmiş birinin erekte olduğunun gözlemlendiğine ilişkin şöylesi ilginç kayıtlar var: "observed erection in a prepubertally castrated skopec during the examination." nitekim 80'lerde yapılan araştırmalarda, hadım işleminin 5 ila 7 yaşları arasında yapılması durumunda kalıcı kısırlık ve iktidarsızlığa yol açacağı, 9-12 yaşlarında yapıldığında ise iktidarsızlığa neden olmayacağı ve penisin erekte olabileceği ortaya konmuş.

sonuç olarak; aktif ya da pasif olsun, castratoların bir şekilde cinsel yaşamı var ve üstelik üreme de ihtimalleri yok. fakat yaşadıkları dönemin dini anlayışı, cinselliğe sadece üreme amaçlı bakıyor ve bu amaca yönelik olmayan her türlü cinselliği yasaklıyor. mesela papa sixtus v, doğrudan hadımları hedef alarak şöyle diyor: "hadımlarla evlenen kadınlar, iffetlerini kaybeder ve hayvani şehvetin esiriyle azgınlaşıp seks düşkünü olurlar. bu utanç verici evlilik mazeretinin arkasına sığınan günahkâr rezillerin ruhları lanetlenecektir"

tabi bunca lanetlemeler boşuna, arzunun önünde dağ olsan duramazsın sixtus efendi! nitekim duramamış da ve castratolar seslerinden ziyade seksapellikleriyle ortaya çıkmışlar. üstelik hem erkekler hem de kadınlar tarafından arzulanmışlar. kadınların castrato tercihinin altında yatan en önemli unsur, hamile kalma riskleri olmadan alabildiğine özgürce seks yapma imkanları. erkeklerin castrato tercihine ilişkin en ilginç anlatılardan biri balcaz'ın 1830 tarihli sarrasine adlı kısa romanı. romanın erkek kahramanı sarrasine, italya'nın ünlü primaddonnası olan iri göğüslü, ince boyunlu, beyaz tenli la zambinella'ya delice aşıktır. sevdiceğinin pek de düşündüğü gibi olmadığını öğrendiği an hayli dramatiktir: "kadın mı? ne kadını? italya sahnelerinde bir kadın asla yer alamaz!"

ılık küvete yatırılıp daha çocukken burdizo pensleriyle hadım edilen arzu nesnesi ve şarkı söyleme makinesi castratolar, aydınlanma dönemiyle birlikte sona yaklaşırlar. mesela ünlü aydınlanma filozofu rousseau, castratoların babalarını "doğayı servete feda eden acımasızlar" olarak tanımlar. artık o eski "meleksi ve seksi" şarkıcılar gitmiş, yerine "sefil, sakat, tiksindirici, sapkın ve ucube canavarlar" gelmiştir. 1600'lerde sadece roma'daki şapel korolarında yaklaşık 120 kastrat varken 1800'lere gelindiğinde bu rakam tek hanelere kadar düşer. zaten aileler de eskisi kadar fakir değildir ve çocuklarının çükünü kestirmeye pek de ihtiyaçları yoktur. castrato mesleğinin ölüm vuruşunu ise papa onuncu pius yapar ve 1903'te castratoluğu resmi olarak yasaklar.

kastrasyon anksiyetesini ziyadesiyle tetikleyen bu uzun yazıyı sistine şapel'inin son hadım şarkıcısı, sesi kaydedilmiş tek kastrato olan angelo di roma (roma'nın meleği) lakaplı alessandro moreschi'nin sesiyle bitirelim:


not: bu yazıda şu makaleden ve kaynakçasından bolca yararlanıldı: kezban adam, "konstantinopolis'ten italya'ya hadım şarkıcılar: kastratlar", partisyon müzik ve düşünce dergisi, sayı 4, 2015, s.7-24.

Osmanlı Dönemi Harem Ağalarıyla İlgili Sizi Şaşırtacak Enteresan Bilgiler