Hayat Pahalılığı Artarken Farklı Sektörlerden Esnafların Yaşadığı Durumlara Örnekler

Enflasyon ve alım gücünün düşmesi gibi sorunlar uzun süredir can sıkarken ticaretle uğraşan insanların neler yaptığını okuyalım bir muhasebecinin kaleminden.
Hayat Pahalılığı Artarken Farklı Sektörlerden Esnafların Yaşadığı Durumlara Örnekler
iStock

bir muhasebeci olarak önceleri evrak (fatura, makbuz, fiş, z raporu vs) toplamaya çıktığım zaman bir evrak çantası tıka basa dolardı, sığmayanları poşete koyardım. şimdi ise evrak çantasının yarısı boş kalıyor. çünkü esnaf satamıyor, satamadığı için yenisini alamıyor. ben de size son bir ayda birkaç farklı sektörde mükelleflerin gözüme çarpan, duyduğum durumlarını, şikayetlerini anlatacağım.

1. halı ticareti yapan bir şirkete malûm sitelerden birinde "3-4 yıl deneyimli, 25 yaş civarı, erkek ön muhasebeci" ilanı verdik. maaş da tecrübeye göre asgari ücret ile 7 bin arasında olacaktı. 2 gün içinde yüzden fazla başvuru geldi.

başvurular arasında sigortacı olup, muhasebenin m'sini bilmeyen, yaklaşık 700 kilometre mesafedeki şehirde ikamet eden muhasebeci, 40 yaşını geçmiş muhasebeci, tarih öğretmeni, üniversite öğrencileri, hiçbir işte tecrübesi olmayan vasıfsızlar gibi, istihdamı imkansıza yakın adaylar vardı. insanların günlüklerini, gizli itiraflarını okumuş gibi huzursuz oldum. kabul edilemeyeceklerini bildikleri halde şanslarını denemişler. aslında bu şans deneme değil de çaresizlik.


2. şehrin en işlek caddesinde, kadın kıyafeti satan mağaza sahibinin cümlesini dokunmadan aktarıyorum: "ben 20 yıldır buradayım, yılda iki bayram adam akıllı iş yaparız. bayramlardan önceki 2 hafta boyunca gece 3'e, 4'e kadar burada kalırız. müşteriye yetişemeyiz, eşim ve kardeşim bu dönemlerde yardıma gelir. bu sene gelmelerine gerek kalmadı. çünkü alışveriş yapan yok. cadde önceki bayram haftalarında olduğu gibi aşırı kalabalık hem hava güzel hem de korona unutuldu. kalabalık sadece gezmek için çıkıyor. insanların ellerinde poşet bile yok"


3. gayet iyi bir lokasyonda tekel bayi işleten mükellefin "günde iki şişe içki satmak için hayvan gibi buzdolabını çalıştırıyoruz" diye isyan ederken gözlerindeki ışığı süpermen görse, "bana da öğretsene" derdi. "sigara satışları nasıl?" diye sorunca, "tütüne başlamayı düşünüyorum" dedi. düzenli olarak her gün kutu kola içen müşterisi varmış. bu adama bedava kutu pepsi veya 1 litrelik coca cola şişesi verseniz almazmış. illa kutu coca cola olacakmış. bu adam sodaya geçiş yapmış.


4. iddaa bayisi mükellefin ise işi diğerlerine nazaran iyiydi. zaten onlar da gelir gizleme, sallama gibi bir şey olamaz. iddaa makinesinden kuponlarla ilgili haftalık döküm veriliyor. oradan kaç kupon yapıldığı, kaç kuponun iptal edildiği, kaç lira ödeme yapıldığı, kaç lira stopaj kesildiği bilgileri yazıyor. heyecan isteği mi artan kolay yoldan para kazanma isteği mi bilemiyorum ama işleri normal esnafa göre çok iyi.


5. avm'de faaliyet gösteren, isim vermemin doğru olmayacağı, bir lüks giyim mağazasında, hafta sonu gezisinde tek alışverişte, tek faturada 3 asgari ücret ödemesi -onu da kredi kartıyla hem de tek çekim- yapan insanlar olduğunu bilmek, önceleri garip gelse de insan alışıyor.

bir yanda lüks tüketimin azalmadan belki de artarak yoluna devam etmesi, diğer yanda temel ihtiyaçların törpülenmesi, bir yanda çaresizce iş arayan insanlar, diğer yanda umutla belki de son parasıyla iddaa oynayan insanlar. benim kendi, küçük örneklem kitlemden anlatacaklarım bu kadar. bu kadar ancak diğer şehirlerde, diğer sektörlerde, diğer hayatlarda çok fark olduğunu sanmıyorum, sanmaktan ziyade eminim.