Hitler'in Favori Bestecisi Olması Nedeniyle Çokça Yanlış Anlaşılan Müzisyen: Richard Wagner

Wagner'in hayatı, eserleri ve detaylı anketodlarıyla birlikte oldukça keyifli bir okumalık.

önden verelim: richard wagner - ride of the valkyries

tam adı wilhelm richard wagner'dir. 22 mayıs 1813'te, leipzig'de doğmuştur ve 13 şubat 1883'te, venedik, italya'da ölmüştür. opera ve müzikleriyle, batı'nın müzik keşifleri gidişatını genişleterek veya onlara karşı tepki vererek devrim yaratan alman besteci ve teorisyendir. başlıca çalışmaları arasında flying dutchman, tannhäuser, lohengrin, tristan und isolde, parsifal ve büyük tetralojisi, der ring des nibelungen vardır.

erken dönemi

wagner’in ilk yıllarında tanıştığı kadınlar, kendisinin sanatsal ve tiyatral arka planı için temel bir biçimlendiriciydi. kreuzschule ve nicholaischule'deki eğitim dönemlerinde, inatçı bir şekilde öğrenmeye çalışıyordu. sık sık konserlere, piyano dinletilerine, kompozisyonlara katılıyor ve william shakespeare, johann wolfgang von goetheve friedrich von schiller'in oyunlarını okuyordu.

öğrenci yaşamının çekiciliğinden etkilenen wagner, leipzig üniversitesi'ne kaydoldu ancak hazırlık okulunu tamamlamadığından ötürü okulda daha düşük ayrıcalıklara sahipti. kayıtsız bir hayat yaşıyor olmasına rağmen, kendisini kompozisyonlarına ciddiyetle odaklardı. okuldaki akademik tekniklere duyduğu hoşnutsuzluktan dolayı, altı ayını thomasschule kantoru theodor weinlig ile bir çalışma için harcadı. fakat asıl odaklandığı; ustaların, özellikle de beethoven'ın yaylı çalgılar dörtlüleri ve senfonileri üzerine yaptığı kişisel bir çalışmasıydı. symphony in c major'ü, 1833'te leipzig gewandhaus konserlerinde sahnelendi. o yıl üniversiteden ayrıldıktan sonraki yazını, carlo gozzi'nin fantastik hikayesinden esinlendiği ilk operası die feen'i (periler) oluşturduğu würzburg'da, opera eğitmeni olarak geçirdi. leipzig’deki opera şefliğini alamadı ama aşık olup 1836’da evleneceği tiyatro topluluğu aktrislerinden wilhelmine minna planer ile tanıştığı yer olan magdeburg’da bulunan bir tiyatroya şef oldu. tek kişlilik bir performans olan ikinci operası das liebesverbot (aşk yasağı), shakespeare'in measure for measure'unu (kısasa kısas) uyarladığı eserden sonra sunuldu.

1839’da, alacaklılarından kaçmak, üne kavuşmak ve zor durumunu düzeltmek için paris'e gitti, ancak paris’teki üç yılı, hiç beklediği gibi geçmeyecekti. etkili alman besteci giacomo meyerbeer’in tavsiyesine rağmen, opera için başvurduğu açık pozisyona seçilmedi. geçimini, paris'e gelen birçok alman sanatçının yaptığı gibi, müzikal gazetecilik ve korsan çalışmalarla sağladı. yine de, 1840'da rienzi'yi tamamlayabildi ve 1841’de, sonsuza dek gemisiyle yelken açmakla mahkum edilen bir kaptanın efsanesine dayanan, sahnelenen ilk operası olan der fliegende holländer’i (uçan hollandalı) hazırladı.

29 yaşındayken, 20 ekim 1842'de rienzi'nin başarıyla sahnelendiği dresden'e adeta zaferle geri döndü. sonraki yıl sergilenen uçan hollandalı operası daha az ilgi görmüştü çünkü izleyiciler, rienzi benzeri fransız-italyan drama geleneğine dayanan yeni bir opera bekliyordu. aynı yıl wagner, 1849 yılına kadar sürdüreceği saray operası şefliğine atandı. 19 ekim 1845'te tannhäuser (sonraki çalışmaları gibi, cermen efsanelerine dayanan), çok ilgi görmeden sahnelendi ancak kısa sürede istikrarlı bir çekiciliğe ulaştı. bundan sonraki her yeni çalışması, birçok eleştirmenin ısrarcı düşmanlığına rağmen halktaki popülaritesini artıracaktı.

dresden'deki opera yetkililerinin, wagner'in bir sonraki operası olan lohengrin'i wagner'in yönetmesini reddetmeleri sanatsal nedenlere dayanmıyordu; daha ziyade wagner’in öngördüğü idari ve sanatsal reformları ile aralarındaki çatışmadan kaynaklanıyordu. wagner'in amacı, operanın kontrolünü saraydan uzaklaştırmaktı ve eserleri bir dramatist ve besteci birliği tarafından seçilecek olan bir ulusal tiyatro yaratmaktı (bir sanatçı nasıl olmalı sorusunun yanıtı). sosyal dönüşüm fikirleriyle aklını meşgul eden wagner, daha sonra 1848-49 alman devrimiyle içli dışlı oldu. wagner, devrimi savunan birkaç makale yazdı ve 1849'da dresden ayaklanmasında aktif bir rol aldı. isyan başarısız olduğunda tutuklanması için bir emir çıkarıldı ve weimar'daki lohengrin'in ilk gösterisine katılamadan almanya'dan kaçtı. lohengrin, 28 ağustos 1850'de, arkadaşı franz liszt tarafından tamamlandı ve sahnelendi.

sürgünü

1858 yılına kadar zürih'te yaşadı. orada müzik besteledi ve makaleler yazdı (1855 yılında, londra filarmoni konserlerini yönetti). bir devrim sonrasındaki ideal insanın nasıl olması gerektiğini anlattığı operasal şiiri siegfrieds tod'u (siegfried'in ölümü), iskandinav mitlerinden esinlenerek yazdı (ubermensch denemeleri). ayrıca farklı nesirlerde die kunst und die revolution (sanat ve devrim), das kunstwerk der zukunft (geleceğin sanatı), eine mitteilung bir meine freunde (arkadaşlarımla iletişim) ve oper und drama (opera ve drama) gibi eserler hazırladı. 1852'ye kadar, siegfrieds tod şiirine üç yeni eser ekledi, hepsi birden der ring des nibelungen (nibelung'un yüzüğü) veya direkt der ring olarak adlandırıldı ve müzikal dramaların tetralojisine temel sağladı: das rheingold (ren altınları) ; die walküre (valkyrie); der junge siegfried (young siegfried), daha sonra sırasıyla basitçe siegfried, siegfrieds tod (siegfried'in ölümü) ve en sonra da götterdämmerung (tanrıların alacakaranlığı) olarak adlandırıldı.

der ring des nibelungen, wagner’in, düşüncelerini sosyal sorunlara yönlendirdiği dönemde, nihai yolunu bulduğu olgun stilini ve yöntemini ortaya koymaktadır. wagner, sosyalist bir devletin kurulmasını dört gözle beklerken, operanın seçkinler için yapay bir eğlence oluşunun ortadan kalkmasını ve halk için yeni bir tür müzikal sahne çalışmasının ortaya çıkmasını, özgür insanlığın kendi gerçekleştirdiği şeyi ifade etmesini öngörüyordu. bu yeni eser daha sonra “müzik tiyatrosu” olarak anılacaktı, ancak wagner bu terimi hiç kullanmamış ve “drama”yı tercih etmişti.

wagner’in yeni sanat formu, sürekli vokal-senfonik bir dokuya oturtulduğunda, tam ifadeyi müzikal drama olarak bulması gereken şiirsel bir drama olacaktı. bu doku, leitmotif olarak bilinen temel tematik fikirlerden oluşacaktı. bu müzikal figürler, doğal olarak karakterler tarafından söylenen etkileyici vokal ifadeleri olarak ortaya çıkacak ve orkestra tarafından dramatik ve psikolojik gelişimi ifade etmek için “anımsatıcı” olarak geliştirilecekti.

bu fikir, der ring des nibelungen'de tam şeklini aldı ancak leitmotifler, her zaman vokal ifadeler olarak ortaya çıkmadı. çoğu zaman orkestra tarafından dramadaki karakterleri, duyguları veya olayları canlandırmak için sunuldu. wagner, bu metodu kullanmasıyla yüksek bir öneme erişti: tarzı ölçülemez bir şekilde birleşti, derinleşti ve çalışmalarını baştan sona yoğun karakteristik müzikle doldurabildi. das rhinegold'daki anımsatmalar hariç, eski üsluptaki zayıf yönler ve biçimler tamamen ortadan kalktı ve onlarla birlikte "eski opera”'nın son izleri ortadan kalktı. 1857'ye kadar wagner'in stili, liszt'in ton şiirlerini ve yeni harmonik inceliklerini teşvik ederek zenginleşti ve das rhinegold, die walküre ve iki siegfried oyunlarını düzenledi. fakat o esnada, der ring des nibelungen üzerinde çalışmayı askıya aldı: bu zor tasarıyı, öngörülebilecek bir geleceğe monte etmenin imkansızlığı, kariyeri önünde bir çıkmaz anlamına geliyordu ve derhal üretilebilen “normal” bir çalışmayı projelendirmesi gerektiğini düşünmeye başladı. ayrıca wagner'in iyimser sosyal felsefesi, arthur schopenhauer'ın metafizik felsefesini keşfetmesiyle beslenen hisleri sebebiyle yerini, dünyadan ve yaşamdan uzaklaşan bir karamsarlığa bıraktı. bu schopenhauercı karamsarlığın belirgin sonucu, eşi minna'dan ayrılmasına yol açan mathilde wesendonk'a (zengin bir patronun karısı) karşı olan umutsuz aşkını işlediği tristan und isolde idi.

wesendonk meselesi yüzünden zürih'te yaşam çok utanç verici hale geldi ve wagner, tristan und isolde'yi venedik ve luzern'de tamamladı. eser, das rhinegold ve die walküre'de çoğunlukla drama eylemini açıklamak için kullandığı leitmotifleri kullanmasında yeni bir incelik ortaya koyuyordu. schopenhauer’ın sanatta "müzik üstünlüğü teorisi"nin etkisi, wagner'in müzikal drama’nın etkileyici dengesini müziğe daha fazla eğdirmesine neden oldu. leitmotifleri, dramatik kaynaklarıyla özdeşleştirilmekten vazgeçti, ancak daha büyük psikolojik karmaşıklıklarla özgürce birleştirmeye çalıştı.

sürgünden dönüş

1859'da wagner paris'e gitti ve ertesi yıl tannhäuser'in revize edilmiş versiyonunu düzenledi. 1861'de çıkan bir af, onun almanya'ya dönmesine olanak sağladı. önce, ilk defa lohengrin'i dinlediği yer olan viyana'ya gitti. yaklaşık bir yıl viyana'da kaldı, daha sonra şef olarak bir yolculuk yaptı ve tristan und isolde'nin öngörülen bir üretimini düzenliyordu. diğer sanatçılar, devrimci üsluba sahip yenilikçi bir eser olan tristan und isolde karşısında şaşkına uğradıkları için tristan und isolde'nin üzerine düşmeyen wagner, yeni anlayışına dahil ettiği ikinci bir "normal" çalışmaya, eski opera geleneklerinden bazılarını içeren komedi operası die meistersinger von nürnberg'e (nürnberg'in usta şarkıcıları) başladı. 1864'te, büyük ölçekte yaptığı harcamalar ve aldığı yüklü borçlar, maddi felaketine yol açtı. borcu yüzünden alacağı hapis cezası yüzünden viyana'dan kaçmak zorunda kaldı. stuttgart'a bir kuruşu olmadan, 51 yaşında, neredeyse geleceği olmayan bir adam olarak vardı.

ancak bir mucize, wagner'i kurtardı. büyüleyici kişiliği, tezahür eden dehası ve sanatsal bütünlüğü sayesinde her zaman sadık arkadaşlar edinmişti ve o esnada en yüksek etkiye sahip yeni bir arkadaşı, wagner'i kurtarmaya geldi. 1864 yılında, 18 yaşındaki bir genç olan ii. ludwig, bavyera tahtına oturdu. wagner’in sanatının fanatik bir hayranıydı ve der ring şiirini (mali sorunlara çözüm olması için bir yıl önce yayımlandı) okuduğunda büyülenmişti. wagner’i, münih’e davet etti.

kral onu bir villaya yerleştirdi ve sonraki altı yıl boyunca, tristan und isolde (1865), die meistersinger (1868), das rhinegold (1869) ve die walküre (1870) (ilk ikisi büyük wagner şefi hans von bülow tarafından) gibi wagner'in önemli eserlerinin başarılı münih prodüksiyonları yapıldı. ilk maaşını aldığında, borçlarını ödemek yerine daha da borç içine düşmüştü ve krallık hükümetine, fikirleriyle müdahale etmeye çalışıyordu. ek olarak, von bülow’nun eşi, liszt'in kızı cosima von bülow ile de sevgili olmuştu. cosima'nın, 1870'de boşanmadan ve aynı yıl wagner'le evlenmeden önce, isolde, eva ve siegfried adında üç çocuğu vardı. bütün bu nedenlerden dolayı wagner, 1865 yılında münih'i terk etmenin uygun olacağını düşündü, ancak kendisini luzern gölü'ndeki triebschen'e yerleştiren kralın dostluğunu asla kaybetmedi.

bayreuth'ta son yılları

1869'da wagner, göz ardı ettiği der ring eseri üzerinde çalışmaya başladı. kralla, tetralojinin ilk önce münih'te sahnelenmesi gerektiği konusunda hemfikir olmuştu, ancak wagner bu anlaşmayı yerine getirirken yeni bir tiyatro türünün inşa edilmesi gerektiğine kralı ikna etmişti. bavyera'daki bayreuth kasabasında uygun bir yer seçti ve ziyaret edenlerden fon toplamak için konserler düzenledi. planın desteklenmesi için toplumların oluşumunu teşvik etti ve 1872'de temel taşı atıldı (almanya'nın birleşmesi). wagner, 1874'te bayreuth'ta wahnfried (illüzyondan huzur) adını verdiği bir eve taşındı. çok büyük sanatsal, idari ve finansal zorluklara rağmen, büyük proje sonunda gerçekleştirildi. wahnfried’i wagner’e sunan kral, büyük miktarda para topladı ve daha sonra wagner'in borçlarını da ödedi. der ring, 13, 14, 16 ve 17 ağustos 1876 tarihlerinde, bayreuth'taki yeni festspielhaus'ta ilk başarılı performanslarını sergiledi.

wagner, hayatının geri kalanını wahnfried'te geçirdi, konserler vermek için 1877'de londra'yı ziyaret etti ve ardından italya'da da benzer konserler verdi. bu yıllarda, son eseri olan kutsal festival draması parsifal'i bestelemeye 1877'de başladı ve 1882'de bayreuth'ta sahneledi. 1865 yılında, karısına, kendi otobiyografisi olan mein leben'i (yaşamım), kendi anlatımını yazıya geçirmesiyle yazdırmaya başlamıştı. şöhretinin zirvesindeyken, dostu, düşmanı, etkilediği ve etkilendiği kişi olan friedrich nietzsche'den 17 yıl önce (wagner olayı), venedik'te kalp yetmezliğinden öldü ve kendi hazırladığı mezarda, wahnfried arazisine gömüldü. o zamandan beri, birinci ve ikinci dünya savaşlarının neden olduğu kesintiler dışında, festspielhaus'ta yıllık olarak wagner'in eserlerinin festivalleri düzenlenmekte ve müziğin en büyük devrimcisi olarak anılmaktadır.

başarıları ve etkileri

wagner’in kendi müzikal drama türünü tek başına yaratması, sanatının kapsamını göz önüne alarak fantastik bir başarıydı. metodu, karışmış malzeme kitlesinin emrinde, temel olarak seçilen efsanenin sayısız çelişkili versiyonunu, gergin bir dramatik şemaya yoğunlaştırmaktı. bu şemada, aiskhylos'un oresteia'sında olduğu gibi, sahne olayları seyrektir ama çok önemlidir; eylemin ana kısmı, karakterlerin motivasyonlarını çözmeye adanmıştır.

şiiri yaratırken, beethoven'ı inceleyerek öğrendiği inşa etme ustalığını kullanarak, psikolojik durumun her değişen nüansını yansıtmak için leitmotifleri tutarlı bir şekilde geliştirirken geniş taslakları açık tutmaya çalıştı. leitmotiflerin keyfi olgusal etiketler olarak eleştirilmesi, wagner'in yanlış anlaşıldığını gösterir. wagner, onlara “duygunun taşıyıcıları” adını verdi ve esasen duygusal karakterleri, esneklikleri ve wagner’in dönüştüren ve birleştiren kaynakları, dramatik sembollerin arkasındaki değişen duyguların ince ifadeleri olarak işlev görürler.

bu yöntemlerin sonucu, ayırt edici özelliğin üç ayrılmaz düzleminde çalışan (dramatik, sözlü ve müzikal) derin ve karmaşık bir sembolizm olduğu yeni bir sanat formuydu. bu sembolizmin hayati önemi giderek artmıştır. die meistersinger hariç, tüm olgun dönem eserlerinin ortak teması; romantik “aşk yoluyla kurtuluş” kavramıdır, ancak ilk operalarının üçünde katıksız olarak kullanılan bu unsur, daha sonraki müzikal dramalarda daha derin fikir kompleksleri için yalnızca bir katalizör haline geldi. der ring'te alman milliyetçiliği, uluslararası sosyalizm, schopenhauer felsefesi, budizm ve hristiyanlıkla ilgili en az beş iç içe açık anlam dizisi vardır. bir başka düzeyde, psikanalizin bazı temalarına yönelik kehanetli muameleler de vardır: cinsel engellemeden kaynaklanan güç kompleksi; ensest ve anne fiksasyonundan kaynaklanan oedipus kompleksi.

tristan und isolde, novalis ve rainer maria rilke gibi alman romantik şairler tarafından keşfedilen “gece” ve “ölüm” temalarından uzanan bir sembolizm çizgisinde durur. ayrıca, schopenhauercı olarak, yaşamın kötü bir yanılsama olduğu iddiası, iradenin feshi, erotik arzu ve ölüm arzusu arasındaki yakın ilişki gibi modern psikolojik keşiflerden motifler mevcuttur. die meistersinger ise, tanıdık temaların salt bilinçli bir düzlemde bilgi ve mizahla muamele edildiği bir çalışma olarak öne çıkar: gençliğin düşüncesizliği, zamana ayak uyduramama, aşkın coşkusu, müziğin bir sanat olarak değeri gibi. wagner’in son eseri olan parsifal'de sembolizm, daha önce hiç inmediği kadar derin bir düzeydedir. ilahi ve ilahi olmayan aşk kavramlarını birbirine bağlayıp dini bir konuda birleştiren bu kişisel muamelesi konusunda wagner, heretik olarak değerlendirilip çok eleştirildi. ancak psikoloji alanında yapılan daha sonraki araştırmaların ışığında, dini ve cinsel deneyim arasındaki ilişkiye dair içgörüsü, wagner'in yalnızca zamanından çok önde olduğunu gün gibi ortaya çıkarmıştır (freud ve jung sağolsun). masumiyet ve saflık, cinsel hoşgörü ve ıstırap, pişmanlık ve cinsel feragat temalarını derinlemesine inceleyen wagner, tüm eserleri içinde en vizyoner eseri olan parsifal'e bu temaları ince bir yoğunluk ve şefkat derinliği ile ilmek ilmek işler.

wagner’in etkisi, müzikal bir oyun yazarı ve besteci olarak çok güçlüydü. her ne kadar az sayıda besteci, kendi librettolarını sağlamada onu takip etmiş olsa da, neredeyse sonraki her besteci, çalışmalarına dramatik derinlik, süreklilik ve uyum sağlama konusunda wagner'in müziğe yaptığı devrimden yararlanmıştır.

wagner’in müzikal alandaki etkisi ise, bundan da geniş kapsamlıydı. çalışmalarının her birini kendine özgü bir duygusal dünyaya oturtabilmesi için çok geniş ve etkileyici bir kurgu geliştirdi ve bunu yaparken, alman müziğinin melodik ve harmonik tarzını, neredeyse bütün otoritelerin en yoğunluklu duygusallık seviyesi olarak kabul ettiği noktaya yükseltti. müzik tarihinin akıbeti, wagner'in keşifleri genişletmesi veya geleneklere karşı tepkisi nedeniyle hızla ilerlemiştir.

wagner ve antisemitizm

wagner'in anti-semitik duygular barındırdığı, müzikolojik araştırmalar alanında iyi bilinmektedir ve olup olmadığı tartışılmaz. wagner, musevi müzisyenlere karşı olan görüşlerini, yayımladığı makalelerde (özellikle das judentum in der musik, 1850) açıkça dile getiriyordu. bununla birlikte bir tartışma olarak kalan şey, wagner’in anti-semitizm’inin, kendi müzikal bestelerini ne ölçüde etkilediğidir.

bir yandan, pek çok kişi, wagner’in anti-semitizm’inin, müzikal yaratıcılığı için kişiliğinin diğer hiçbir özelliğinden daha önemli olmadığını iddia eder. wagner, kişisel ve müzikal talihsizliklerini bir sebebe kondurmak için yahudi popülasyonu gibi bir günah keçisine değinmiştir ancak wagner, avrupa'daki yahudilere yönelik yaygın bir öfke döneminde yaşadığı için, dramatik eserlerinin yahudi karşıtı nüansları içermesi, o dönem için alışılmadık bir durum değildir. bu düşüncedekilere göre bu unsurlar yüzeyseldir ve bunlar, bestecinin eserlerine nüfuz eden daha derin bir anti-semitizm ideolojisinin belirtileri olarak okunmamalıdır. buna karşılık diğer bir yandan ise, wagner’in eserlerinin çoğunun, kendi yahudi aleyhtarı düşüncelerinin bir örneği olduğu, müziğinin doğasının ve derinliğinin anlaşılması için anti-semitizmin wagner için vazgeçilmez olduğunu savunulur. bu bakış açısı, sadece wagner’in, adolf hitler’in en sevdiği besteci olarak konumunu açıklamakla kalmaz, aynı zamanda wagner’in müziğinin, israil’de gayri resmi olarak yasaklanmasını haklı göstermek için de kullanılır.

dini ve politik görüşleriyle ilgili süregelen tartışmalara rağmen wagner’in çalışmaları, 19. yüzyıldan beri hem yahudi, hem diğer inançlardan olan, hem de inanmayan müzisyenler tarafından toplumun haykırışı olarak kullanıldı. bazıları için wagner’in anti-semitizmi, besteci olarak başarısını azaltır hatta geçersiz kılar. ancak daha kalabalık bir topluluk için batı müziğinin tarihinde önemli bir yere sahip olmuş önemli bir kişinin naçizane hatası olarak görülür ve bu olumsuzluk, wagner'in sanatsal mirasına zarar veremez. michael faraday'in fizik ve kimya'da açtığı çığırın benzerini sanatta açan wagner, kim ne derse desin, gelmiş geçmiş en önemli dehalardan ve yeteneklerden birisidir.

final notu

woody allen, manhattan murder mystery filminde karakterlerinden birine şöyle dedirmiştir:

"wagner’in müziğini sevmiyorum; bende polonya’yı fethetme duygusu uyandırıyor."