Hristiyanlıkla Epey Benzer Yönü Bulunan Hz. İsa Öncesi Roma İnanışı: Sol Invictus

St. Nicholas'ın Sol Invictus'tan, 25 Aralık'ta kutlanan Noel'in ise güneş tanrısının yenilmezliği bayramından geldiğini söylesek? İşte size ufkunuzu açacak tarihi bilgiler.
Hristiyanlıkla Epey Benzer Yönü Bulunan Hz. İsa Öncesi Roma İnanışı: Sol Invictus

sol invictus… köklerini antik mısır’dan, aydınlığın tanrısı “horus” ve karanlığın tanrısı “set” arasındaki kavgadan alan hristiyanlık öncesi roma inanışıdır (merak eden ve hala izlemeyen varsa zeitgeist isimli belgeseli izlemelerini öneririm). sol invictus resimlerde de görebileceğiniz üzere başında parıldayan güneş haresi ile simgelenir. roma imparatorluğu hristiyanlığa geçmeden önce romalılar arasında çok fazla taraftarı olan bir inanıştır.

roma imparatoru (bkz: constantinus) (aynı zamanda bir imparatorluk başkenti olan istanbul'un kurucusudur) o yıllarda (300'lerin başı) henüz doğu ve batı roma'yı birleştirememiş ve bir fetret devrindeki imparatorlukta imparatorluğun diğer varisleri arasında büyük bir çekişme ve savaş içerisindeydi. bu rakiplerinin en önemlisi maxentius'u milvia köprüsü'nde 312 yılında ağır biçimde mağlup etti.

Milvia Köprüsü Savaşı

bu sürece giden yolda kendisine isevilerin tanrısı'nın işaret gönderdiğini, gökte bir haç gördüğünü söyleyerek ordusundaki dağılan motivasyonunu toparladı. esasında bu güven yetersiz gelebilirdi ancak maxentius'un ordusu inanılmaz beceriksiz işlere imza attı ve mağlup oldu. neyse konu bu değil...

şimdi ister bu olaya ilahi bir işaret diyelim ister de roma toplumunda iseviliğin güçlendiğini fark eden zeki constantinus'un siyasi bir hamlesi, kazandığı bu zafer ona roma'yı yeniden birleştirmenin ve tarihte eşine ender görülebilecek bir güce erişmenin kapılarını ardına kadar açmıştı. söz konusu gücünü toparladıktan sonra hristiyanlığı roma'nın resmi dini ilan etmiş hatta (bkz: ariusçuluk) gibi teslisi reddeden hristiyanlık yaklaşımlarını da yasaklamıştır (meşhur (bkz: iznik konsili)).

bu olaydan sonra roma'da hristiyanlık inanılmaz bir hızla güçlenmiş, büyük ve kitleler halinde destek bulmuştur. bazı isa öncesi inançlara ait figürler (poseidon, pan vb.) şeytani ilan edilmiştir.

Pan

bununla birlikte constantinus tam olarak anladığımız anlamda hristiyanlığa inanmış olmayacak ki, imparatorluğun o yıllarda karmaşık dini yapılarından biri olan öğelerden bazılarını rafa kaldıramamıştır.

antik roma'da apollon'a tapınmanın yerini almış olan ve 275 yılından itibaren kutlanmaya başlanan güneş tanrısının yenilmezliği (bkz: sol invictus) bayramı aralık ayının 25'inde kutlanmaktaydı. bu dini inanış o kadar güçlüydü ki bir çırpıda kaldırılıp atılamadı, sol invictus oldu size st. nicolas, güneşin yeniden güç kazanması ve gün dönümünü müjdeleyen 25 aralık da oldu size isa'nın doğumu. başka bir deyişle, şu meşhur noel bayramı aslında gün dönümü ve aydınlığın karanlığa galip gelmesinin binlerce yıllık geleneksel kutlamasından başka bir şey değildir. sol invictus ise hristiyanlığın benimsenmesinden sonra bile hafızalarda isa'nın rakibi olarak kaldı.

iznik konsili’nden sonra teslis inancı ile tanrısallaşan isa’ya toplumun daha çabuk adapte olmasını sağlamak amacı ile isa’ya da sol invictus’u çağrıştıran motifler adapte edildi… kiliselerde gördüğünüz isa’nın başındaki hareler, veya çarmıha gerilme öncesinde başına takılan meşhur dikenli tel isa’nın sol invictus’u çağrıştırması için oluşturulan imajına dair metaforlardır (bu arada isa’nın esasında yaşadıysa bile resmedilen görüntüden oldukça uzak kara kuru biri olma ihtimalinin ne kadar güçlü olduğunu da unutmayalım).

gördüğünüz üzere ne gadan da sol invictus bir erkek…


neyse efenim roma hristiyanlığının erken örneklerinden biri olan ayasofya, constantin’in kubbesi altında “yendim seni süleyman!” narası ile hatırlanması kadar; sol invictus’un isa’ya dönüştüğü ilk örneklerden birisi olması itibarı ile de bu anlamda önem arz eder. 

tabi terazinin bir kefesinde işler böyle devam ederken diğer kefesindeki materyalist insanlar, bilimadamları, sanatçılar kökenlerini doğmalardan almayan, bilimsel gerçeklerden alan (gün dönümü, nil deltasının sulanması vs.) sol invictus’tan vazgeçmemiş, simgesel olarak bağlanmışlardır. zaman içinde özgür düşüncenin, aydınlanmanın ve bilime inancın simgesi haline gelmiştir sol invictus.

gel gelelim yıllaaar yıllaar, hatta yüzyıllar sonra sol invictus osmanlı topraklarında yine, yeniden hayat bulmuştur. meşhur (bkz: özgürlük anıtı), mısır valisi said paşa’nın siparişi ile alman asıllı bir protestan olan frédéric auguste bartholdi tarafından süveyş kanalı/mısır’a konulmak amacı ile inşa edilmiştir. yukarıda bahsettiğim hikayeden haberdar olan heykeltraş tıpkı kilise’nin kalbine mikelanjın efsanevi freski adem’in yaratılışı’nı çakması gibi, tek tanrılı inancın kalbine sol invictus’u saplamak istemiştir, ancak halkta böyle bir mesajın infial yaratabileceği gerekçesi ile asla tasarlanan yere dikilmemiştir.

elinde karanlığa karşı aydınlanmayı simgeleyen meşalesi ile, diğer elinde bilgiyi temsil eden kitabı ile ve gafasındaki güneş tacı ile hatta hatta taçtan çıkan ve süleyman tapınağının 7 kulesini simgeleyen 7 adet hare ile ahanda ne gadan da sol invictus bir özgürlük anıtı;


sonraları yeni amerikan iç savaşı sonrası savaşı kesin bir zafer kazanan anglosakson libertanlar, yeni dünya düzenini ve ülkelerinin özgürlükler ülkesi olacağını tescillemek istemiş olacaklar ki fransızlardan bu heykeli satın almışlardır. ancak constantin’in süleyman'ı yenmesinin aksine heykeltraş constantin’i yenememiş olacak ki sadece heykel ayasofya kubbesinin içine sığabilecek büyüklüktedir. 

bu handikapı ise amarigalılar heykeli heykelden büyük bir kaide üzerine oturtarak çözmüşlerdir. ayasofya’nın 55 metrelik kubbe yüksekliğine karşın heykel ise 46 metre kaide ile 93 metre yüksekliktedir. uzun yıllardır da özgürlüğün, aydınlanmanın, bilimin simgesi olarak bünyesinde bulunduğu ülkenin sembolü konumunda...


öte yanda ise ayasofya yeniden açıldı… horus ve set’in savaşı… on binlerce yıllık ay tanrısı ve güneş tanrısı’nın savaşında belki de yeni bir sayfa açıldı…