İngilizce Konuşurken Yapılmış En Büyük Salaklıklar
İngilizce konuşmaya çalışırken zaman zaman saçmalayabiliyoruz. Sözlük yazarları da yaşadıkları o saçma anları paylaşmışlar.
İngilizce Konuşurken Yapılmış En Büyük Salaklıklar
iStock.com

yabancı eleman:you are too smart..

ben:thank you, it's your smart..

+ hello sir, i am calling you on behalf of mr.topal
-mr who?
+topal
-could you please spell it?
+yes sir :

"t" as train
"o" as oslo
"p" as prince
"a" as arthur

and

"l" as lüleburgaz...

yillar evvel calistigim sirkette yurt disi ile telefon konusan elemanin "nasil olur kimse size faks cekmedi mi" demeye calisarak "nobadi faks yu?" demesi sanirim bu kategoride sayilabilinir.

yer:abd 'de bir manav;

-can i have eneynas plz?
+eneynas?what is it?
-eneynas lady, back there!(elimle işaret edip sinirli triplere giriyorum o sıra)
kadın döner arkasındaki vitrine bakarak;
+do you mean pineapple?
hassiktir..ananas ın ingilizcesi pineapple dı lan..
-yes pineapple plz.. ehi ehi..
iç ses;
lan bide kadına trip atıyosun,ananas senin neyine hayvan yürü evine..

work and travel ile yurtdışına giden bir arkadaş, otelde çalışmaktadır.

biri çağırır ve "iron (ütü)" ister.
bizimki gider, ayran getirir.

bunu gören adam sinirlenir,
eliyle bir şeyi ütülermiş gibi yaparak "iron! iron!" der.
bizimki ayranı çalkalar.

çok iyi ingilizce bilen bir is arkadasim, müsterilerimizden birine portakal'i anlatmak için portugal der ve olaylar gelisir.

orta okulda ders sırasında..

-neydi pantalon ingilizce de,sen söyle bakayım
-pentılın

sabahin korundeki derse aksamdan kalma vaziyette ve 15 dakika gec girilir. amerikali hocaya gayet dogal bir sekilde ve turkce:

-hocam, kusura bakmayin dersi boldum
denilir. oturduktan sonra yapilan salaklik farkedilir(?) ve yanda oturan koreli elemana:
-ulan herifle turkce konustuk iyi mi!*
denilir.

boston yoresinden derlenmistir.

bir teşekkür sekansı:

-thank you!
-what does it mean, i thank you!

yıllaar önce antalyada motorlu bir turist yaklaşır, "how can i go to kortuleli" diye sorar.. dümdüz git demek isteyen ben adamın gözlerini içine bakarım ve şöyle derim: "go away!"

biraz fıkra tadında bir olaydır başıma gelen.turist bir çiftle karşılaşılmıştır.er kişi çok yakışıklıdır ve kucağında bebek taşımaktadır.nereye gideceklerini bilmez bakışlarını farkeden iyilik meleği heroin yanlarına yanaşır ve küçük bir sohbetten sonra birlikte beşiktaş minibüsü beklenmeye başlanır.bu sırada adamın kucağındaki bebeğin cinsiyeti anlaşılamadığından anneyle aşağıdaki şekilde bir diaolg geçer

heroin-he's really sweet
anne-i think you were trying to say she is
heroin(gayet yüzsüzce)-no,i was talking about your husband.

hatun kişinin kıskanç bakışları ve yakışıklı turistin küçük kahkahasıve iltifattan memnun gülümsemesi eşliğinde oradan kaçılır.bu bir salaklık mıdır?
evli bir adama karısının yanında söylenince-evet

turistle barda kavga çıktığında ayıranlardan da cesaret alarak

' who are you '

demek...

benim bir keresinde "tapu and kadastro" demişliğim vardır. valla kimse üstüme gelmesin, anca o kadar çevirebilmişim. yine de büyük bir alkışı hak ettiğimi düşünüyorum. varsa, çay da alırım.

ingilizce kursu hocasına "do you know how i met your mother?" diyerek kısa süren bir gerginliğe sebep olmak.

yıllar önce bir gün, bir sohbetimsi esnasında amerikalı sorar:

- what's the meaning of "lower" in turkish?
genç svrgn heyecana gark olur, düşünmeden ve yalan yanlış :
- alt, aşağı
yaşlı amerikalı yeni öğrendiği türkçe kelimeyi ezberleme arzusuyla yüksek sesle tekrarlamaya başlar :
- al taşağı, al taşağı, al taşağı.

o : "how's the weather like in istanbul?"
ben : "oooo it's raining snow..."

müzik cdleri satan bir dükkana girip "skin var mı?" gibi aptal bir soru soruşum
ve adamın o boş bakışı.

ya "var" deseydi?

havaalanına indiğimde"what's up?" dediklerinde yukarıya bakmak, en büyük salaklığım olmuş olabilir.

"we are about to finish zaten" gibi bir cümle kurulması... "zaten" kelimesi de cuk oturdu yani...

bu söz, arkadaşım tarafından, tatil köyünde bir rus animatöre sarf edilmiştir...