İnsan Gözünde Bulunan Ancak Öteki Göz ile Telafi Edilen Kör Nokta

Kör nokta kavramına genelde araçların aynalarının göremediği noktalardan hakimiz ancak asıl kör nokta gözlerimizde.
İnsan Gözünde Bulunan Ancak Öteki Göz ile Telafi Edilen Kör Nokta

kör nokta, retinada optik diske (göz sinir başları) denk gelen küçük alana verilen ad. bu alanda fotoreseptör bulunmadığından görüntü algılaması yapılamamaktadır.
 

bir gözünüz için kendi kör noktanızı aşağıdaki şu deney ile tespit edebilirsiniz

sağ gözünüzü kapatın ve sağ taraftaki siyah noktaya sol gözünüz ile bakın. yaklaşık 30-35 cm uzaktan resmi yavaşça kendinize doğru yaklaştırın. belli bir mesafede sol taraftaki taralı yuvarlak daire tamamen kör noktanız üzerine düşecek ve ortadan kaybolacaktır. resmi daha da yaklaştırırsanız daire yeniden ortaya çıkacaktır. daire ortadan kaybolduğunda onun yerine siyah bir boşluk ya da delik görmediğinize dikkat edin. bu bölge zemindeki açık gri renk ile kapatılır ve bu fenomene boşluk doldurma denir.

peki günlük hayatımızda kör nokta neden dikkatimizi çekmez? 

bunun bir nedeni iki gözümüzle görüş yaptığımızda ilgilidir. taralı daire kaybolduktan sonra diğer gözümüzü açar isek daire yeniden ortaya çıkar. bunun nedeni her iki göz de açık olduğunda iki kör noktanın üst üste çakışmamasıdır. bir göz diğer gözün kör noktasını görüş ile telafi eder.


v s ramachandran’a göre boşluk doldurma, tamamlama fenomeni ile beynin bu bölgede piksel piksel görsel imgeyi yeniden oluşturduğunu sanarak tuzağa düşmemeliyiz. çünkü bu fikir, görmenin tüm amacını saptırır. netice itibarıyla bu tür boşluk doldurmadan yararlanacak iç zihinsel ekranı seyreden bir homunkulus yoktur. retina reseptörleri arasındaki minicik boşlukların beyin tarafından doldurulduğunu söyleyemeyiz. bu terim, ışık veya başka bir bilginin göze ulaşmadığı bir görsel boşluk bölgesinde bireyin bir şeyler gördüğünü ifade etmek için kullanılır. muhtemelen boşluk doldurma kör noktanın üstesinden gelmek amacıyla evrimleşmiştir. ki tek neden bu değildir muhtemelen. daha çok görüntüde çarpıklıklara neden olabilecek boşlukları birleştirme ve yüzey oluşturma amaçlı çok genel bir yeteneğin göstergesi olabilir. bir çitin arkasında duran tavşanı dilimlenmiş olarak değil bütün olarak görmemiz gibi mesela.


bu ara nottan sonra kör nokta ile boşluk doldurmanın sınırlarını görebilmek adına pek çok deney gerçekleştirilmiştir

yukarıdaki taralı dairenin üstüne ve altına birer çizgi konmuştur mesela. ve kör noktada bu görme alanı, iki çizginin birleştirilmesi ile doldurulmuştur.
bu fenomende muhtemelen görsel sistemdeki anlamlandırma bölgeleri, hesap yapar ve iki farklı çizginin tam da kör noktanın iki tarafında tesadüfen yer alamayacağını düşünür ve bu olasılığı aşırı düşük görüp bu çizgilerin tek bir çizgi olduğuna dair sinyal gönderir. ya da o bölgeden bilgi gelmediği için bu bölge gördüğümüz dış dünyaya ait görsel alandan atılmıştır.
bazen bu çizgiler üzerine sayılar sıralanarak deney tekrarlanmıştır. kör noktanın olduğu alanda bu sayıların ardışık olarak tamamlanıp tamamlanmayacağına bakılmıştır. bir şekilde sayılara benzer desen örüntüsü görülse de sayılar ardışık olarak tamamlanmamıştır (birinci çizgi üzerinde 1,2,3, -boşluk doldurma alanı 4,5- ve daha sonra ikinci çizgi üzerinde 6,7,8 gibi şeyler). basit düz yüzeyler veya desen örüntüleri tamamlanırken muhtemelen kompleks görüntüler tamamlanmayacaktır. gerçek dünyada ya da doğal hayatta yüzeyler desenlidir ancak genellikle üzerinde sayılar bulunmaz.

netice itibarıyla bu doldurma işleminin sınırları bulunuyor gibi görünmekte. bunu ispatlayan ramachandra’nın bir başka örneği ise adam asma örneği.  kafasını kopartmak istediğiniz :) ilgili kişinin üç metre kadar önünde durun ve sağ gözünüzü kapatın ve o kişinin başı sizin kör noktanız üzerine düşene dek başınızı onun başından yatay eksende sağa doğru yavaşça çevirmeye başlayın. bu kritik mesafede başı kaybolmalıdır. söylentiye göre bu bilimsel bilgiye vakıf olan kral 2. charles, sarayındaki hanımların başını yok ederek çok eğlenceli dakikalar geçirmiştir. görüldüğü üzere görme sistemi, insan yüzü gibi karmaşık bir desen veya örüntüyü doldurma işlemi gerçekleştirememektedir.

kör noktayı bir karenin köşesine denk getirdiğimizde ne olur peki? yukarıdaki resimde taralı alana bir kare ve onun köşesini denk getirecek şekilde bir resim ekleyelim. diğer üç köşeye dikkat ederek görme sistemimiz kayıp köşeyi tamamlar mı? bu deneyi yapar isek gerçekten de köşenin kaybolduğunu ve karenin ısırılmış gibi göründüğünü göreceksiniz. görünen o ki kör nokta etrafında boşlukları tamamlayan sinirsel mekanizma köşelerle başa çıkamamaktadır.
doldurulabilen ve doldurulamayan şeylerin doğal bir sınırı var gibi duruyor.
homojen renkler ve düz çizgiler gibi basit desenlerle başa çıkabilen sistem bir köşenin tamamlanması ile başa çıkamamaktadır.

daniel dennett’e göre bu tamamlama işlemi, aslında beynin o bölgede görme reseptörü olmadığı için bilgi alamadığı ve bilgi gelmediğinin farkında olmadığı için sadece bilgi aldığı çevre bölgelerin algılanıp o bölgenin algılanmamasıdır. işte bu durum doldurma gibi görünmektedir. halbuki sistem, olmayan bilginin farkında değildir ve o kısım toplam görme alanından atılmıştır. tıpkı sol tarafını ihmal eden ihmal hastaları gibi. onlar da dünyanın yarısını ihmal ettiklerinin farkında değildir. onların gördüğü yerden algı bir bütündür.

bir başka açıklama ise şudur ki doğduğumuzdan beri bir kör noktamız vardır ve bu süreç içinde bir beceri kazanmış olabiliriz farkında olmadan. 

peki ya ani bir hastalık veya kaza sonucu görsel korteksimizin bir parçasını kaybedersek ne olur? yani görme alanımızda skotoma (görmenin olmadığı boşluk) oluşursa? birçok migren hastasında geçici boşluklar ve o boşluklar üzerinde görsel sanrılar oluşur ancak kontrollü deney kalıcı ve ani skotoma oluşan hastalar ile olmalı gibi duruyor. bu konu charles bonnet sendromu ile yakından ilişkili. detaylar ilgili başlık altında olacak.

kaynak: v s ramachandran’ın kitabından derlenmiştir.