İnternetten Yıllar Önce Sosyal Medyayı Tanımlayan Ünlü İletişim Kuramcısı: Marshall McLuhan

1911-1980 yılları arasında dünyaya konuk olmuş McLuhan'ın öğretileri günümüz sosyal medyasını ve insan iletişimini hala aydınlatmakta. "Marshall McLuhan kimdir?" diyorsanız vakit kaybetmeden aşağı alalım sizi.
İnternetten Yıllar Önce Sosyal Medyayı Tanımlayan Ünlü İletişim Kuramcısı: Marshall McLuhan


Marshall McLuhan, 1911 Kanada, Edmonton doğumlu. 1933'te Manitoba İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans ve yüksek lisans yaptı. 


1936'da ise İngiltere'ye giderek Cambridge Üniversitesi'nde Orta Çağ ve Rönesans Edebiyatı bölümünde doktora yaptı.

Daha sonra Kanada'ya dönerek Toronto Üniversitesi'nde önce öğretim üyesi, sonra da profesör oldu. Burada edebiyat ve iletişim üzerine çalışmalar yaptığını söyleyebiliriz. Zaten kendisi de büyük bir iletişim kuramcısı olarak tanındı.

İlk büyük çıkışı: 1960'larda öne sürdüğü "Global Köy" terimi, internet devrinin bir çeşit öngörümüydü.

Cambridge Üniversitesi yıllarında.

Bu kavram, kitle iletişim araçlarının kullanımını toplumun tüketimiyle hızla yayılarak, dünyayı küresel bir köye dönüştüreceğini açıklamak üzere üretilmişti.

1960'ların sonunda "araç mesajdır (the medium is the message)" adlı çalışması ile ünü zirveye çıktı. 

Teknolojinin değerini vurgulayan bu eser, aynı zamanda içeriğin, kendisi olduğuna dayalı mesajlar sunmuştur. McLuhan’a göre araç, insanın bir uzantısıdır. 

Geleneksel ve yeni medya arasındaki geçişleri "pozitif bir küreselleşme" olarak yorumlayan McLuhan'ın teorileri günümüz internet ve medya dünyasını da önceden görmüştü.

Sosyal yapıların ve iletişim ağlarının genişlemesiyle farklı yerlerde aynı anda bulunmanın mümkün olabildiğinden bahsediyordu. Şimdiki Instagram ve Twitter dolaşımını düşünürsek haklı çıktığını yadsınamaz. Global Köy terimi bunu doğruluyor.

McLuhan'ın düşünceleri toplumun her kesiminden ilgi görmüş ve dünyanın her yerinde dergilere kapak olmuştu. Çalışmaları birçok farklı dile çevrilerek akademik çevrelerde etki yaratmış durumda.

1980 yılında hayatını kaybeden bu büyük kuramcının çalışmaları, hayatı ve insanlar arasındaki iletişimi anlamlandırmak için anahtar rol oynuyor.

Sözlük yazarlarının kendisi ve görüşlerini derinleştiren başlıca yorumları şu şekilde

mcluhan, kitle iletişim araçlarını görme ve dokunma duyuları üzerinden değerlendirmiştir. duyusal denge ve iletişim bağlantısı kurar. televizyona dokunmayı, duyguların takas oyunu olarak yorumlar. ona göre televizyon sadece görsel değil dokunma duyusuna da hitap eder. mcluhan'ın tv teorisi bu değerlendirmelerle şekillenir. buna göre mcluhan, televizyona mekanik bir sıfat yükler ve insan-makine bağlantısı kurar. televizyon, telefon, telgraf, radyo gibi iletişim araçlarını, insanın sinir sisteminden tüm gezegeni kuşatabilecek bir genişleme alanı olarak yorumlar. elektronik sensörlerin, ışıklı tabelaların dünyayı küresel bir köye dönüştürdüğünü söyler. bununla birlikte, televizyonun araçsal mekaniği üzerinde yoğunlaşarak, televizyondakilerin dış gerçekliğin bir kopyası değil, o gerçekliğin sembolleştirilmesi olarak değerlendirir.

ancak mcluhan, diğer iletişim bilimcilerinin aksine, televizyonun despot etkileri olduğunu savunmaz. ona göre her medya aracının kendine özgü bir etkisi vardır. burada mcluhan, sinema ile televizyonu kıyaslayarak konuyu aydınlatır. ona göre medya araçları sıcak ve soğuk medyalar olmak üzere ikiye ayrılır. sinema bir sıcak medyadır. televizyon ise soğuk bir medya aracıdır. sinema filmi, seyirciyi geniş açılı görüntülerle kendi büyüsüne çeker. fakat seyirciyi pasifleştirir, seyirci her şeyiyle sinemaya teslim olur. bu sebeple sıcak bir medyumdur sinema. sinema seyircisi filmi sessizce izler. televizyonda ise sınırlı görüntüler vardır ve seyirci aktiftir bu sebeple televizyon soğuk bir medyadır. televizyon, dışarıyı içeriye, içeriyi de dışarıya taşımaktadır.

ancak günümüzde mcluhan'ın bu 60 yıllık teorileri yeniden değerlendirilmektedir. zira artık televizyon da, sinema gibi sıcak bir medyaya dönüşmüştür. (iptv vs....) seyirci artık televizyon karşısında hiç olmadığı kadar aktiftir. her neyse, bu başka bir tartışma konusu. tekrar mcluhan'a dönersek, medya araçlarının giderek yaygınlaşmasıyla, ona göre insanlar birbirlerinin işlerine karışmaya başlamış ve doğal iletişim kaybolmuştur. mcluhan, batı'nın aydınlanmasının ve rasyonelleşmesinin matbaanın icadından sonra basılı eserlerin artmasıyla gerçekleştiğini söyler. aynı zamanda insanların yazı ile birlikte yabancılaştığını da belirtir. mcluhan aracın mesajının ne olduğuyla değil, mesajın nasıl verildiğiyle ilgilenir. çünkü araçların sahip oldukları ifade biçimleri, mesajı ve içeriği belirlemektedir. dolayısıyla mcluhan, mesajı araçla özdeşleştirir.

tarihi 4 döneme ayıran mcluhan, bu dönemleri, kabile çağı, edebiyat çağı, basım çağı ve elektronik çağ olarak ayırır. ona göre insanlar telgrafın icadıyla elektronik çağ'a geçtiler. basın çağı ise endüstriyel devrimin öncüsü oldu. ancak basım çağı mcluhan'a göre toplumu parçaladı, okuyucular tek başlarına vakit geçirerek toplumdan soyutlaştılar. sözel kültürler gutenberg ile yazılı kültüre dönüştü. mcluhan, yazı ile birlikte alfabe ile insanların, batı'nın mandacı bir kimliğe büründüğünü söyler. elektronik medya ile ise insanlar dünyayı yeniden yorumladılar ve birleştiler. ve ona göre elektronik çağın başlangıcıyla insanlar kabile çağına geri döndüler. ancak bu elektronik çağda ona göre, gizlilik diye bir şey kalmamıştır. özetlemek gerekirse, mcluhan, teknolojinin insanın uzantısı olduğunu söyler. yani global elektronik çağını bizim sinir sistemimizin bir uzantısı olarak değerlendirir.

mcluhan, biz, önce aletlerimize şekil veririz, aletlerimiz de bize şekil verir der.

(bkz: kadife karanlık)

kendisi "kıyıya vurmadıkları sürece balıklar suyun farkında değildirler" diyerek insan ve teknoloji ilişkisini metaforik biçimde tanımlamıştır. teknolojik determinist olmakla suçlanan mcluhan bu sözüyle önemli mesajlar vermiştir aslında. insanlar teknolojiyi ancak sonuçlarını gördükten sonra anlayabilirler. ancak teknolojiyi anlamak için acele etmekte fayda vardır...

demek istemektedir ki mcluhan; teknolojinin esiri olmamak için onu zaptetmeli ve önce onu keşfetmeli, nimetlerinden yararlanmalıyız. mcluhan aynı zamanda postmodern kurama esin kaynağı olmuş, baudrillard'ı etkilemiştir. ayrıca woody allen'ın annie hall filminin bir sahnesinde yer almış popüler bir medya kuramcısıdır.

McLuhan'ın Annie Hall sahnesi

marshall mcluhan'a göre söylenenin önemi yoktur, önemli olan nasıl iletildiğidir. burdan yola çıkarak mcluhan, matbaanın bulunmasıyla beraber insanlar lineer bir hayata adım attıklarını ve daha sonra bu lineerliğin endüstri devrimini ortaya çıkarmış oldugunu savunur. ayrıca milliyetçiliğin de matbaanın bulunmasına bağlı oldugunu; insanların kiliselerde latince vaazlar dinlemek yerine kendi dillerinde ibadet etmeye başlayıp yan kilisedekilerden farklı olduklarını anladıklarını, böylece ayrışmanın ve gruplaşmanın başladıgını söyler.
ona göre teknoloji zihinsel güçlerimizin uzantısıdır.

kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3

Bu içerik de ilginizi çekebilir

DAHA FAZLA İÇERİK