Kaliteli Bir Uyku Çekmek, Şeker Yeme Alışkanlığını Kendiliğinden Azaltıyor Olabilir mi?

Uyku düzenini daha kaliteli bir hale getiren bir Sözlük yazarı, şeker yeme isteğinin de azaldığını fark etmiş. Deneyimini ayrıntılarıyla bir okuyalım.
Kaliteli Bir Uyku Çekmek, Şeker Yeme Alışkanlığını Kendiliğinden Azaltıyor Olabilir mi?
iStock

şekeri bırakmanın en önemli ayağı gece uykusu uyumak arkadaşlar. en kaliteli şekilde ama. nedir en kaliteli gece uykusu normları?

öncelikle mide boş olacak

yatağa girilen dakikadan en geç 5 saat öncesinde yeme işlemi bitmiş olmalı. bu konuda ayşegül çoruhlu şahane bilgiler veriyor, mutlaka bakın.

oda havalandırılmış olacak

havası ağır olan oda bedenin uyku süresindeki temizleme bakım onarım çalışmaları için gereken oksijeni sağlamayacaktır, halbuki oksijen uykuda en önemli üç malzemeden biri, belki en önemlisi (diğerleri boş mide ve ışıksızlık).

odanın ısısı hafif serin olmalı

dayanabildiğiniz kadar. zira serinlik bedenin kendini ısıtmasını sağlayacağından enerji harcanır, ısınmak için enerjiyi bulup yakacağı yağı bulamadıkça metabolizma ketonları yakacağından, uyku sürecimiz daha da güzel bir detoks olabilir. ayrıca kış şartları için söylüyorum ısı ne kadar yüksekse oksijen o kadar azalmış olacaktır, dayanabildiğiniz serinlikte uyumaya çalışın.

mutlaka ışıksız uyumak gerekiyor

mutlaka zifiri karanlık olmalı. eğer olamıyorsa yani dışarıdan ışık geliyorsa, perdeleri o ışığı olabildiğince karartacak cins kumaştan yaptırın veya ışığı olabildiğince kesmeye çalışın. eğer zifiri karanlıktan huzursuz oluyorsanız ve dışarıdan da ışık gelmiyorsa, en düşük mumluk renkli ampullerden kırmızı veya turuncu olanlarını kullanarak ışık sağlamak gerekiyor, o da mutlaka ama mutlaka göze doğrudan ulaşmamalı, gözlerle ışık kaynağı arasında mutlaka ışık geçirmez bir engel cisim bulunmalı. melatoninin salgılanmasındaki en önemli değişken ışıktır. odada bir iğne ucu kadar bile mavi ışık denilen soğuk renk ışık, beynin melatonin salgılamasını durdururmuş, çünkü beyin "aa sabah oluyor" mesajını alırmış o ışıkla. yapılmış en düşük mumlu ve kırmızı veya turuncu ışık veren ampul kullanımı, göze değmeyecek şekilde olmak şartıyla uygundur.

saat 23.00'te mutlaka uykuya dalmış olunmalı

eğer gece çalışan biri değilseniz yani (gece çalışıyorsanız mutlaka bir endokrin/metabolizma doktoruna başvurup bana yol göster deyin). melatoninin en fazla salgılandığı zaman aralığı saat 02:00-04:00. melatonin salgılandığında ondan faydalanabilmek için uyumuş olmak gerekiyor. en yüksek seviyede faydalanabilmek için de yukarıda saydıklarımla birlikte saate de uygun yaşamak ve bir alttaki maddeyi de yapmak gerekiyor:

her sabah gün doğumunu çıplak gözle izlemek

bu eylem biyolojik saatimizi, yani sirkadiyen ritmimizi en doğru şekilde yeniden kurmamız demekmiş. yani beynimizin kurması. beynimize "bu gece saat 22:00 gibi uyku getirmem lazım ki melatonin alacağız" dedirtirmiş.

önceki yıl yaz döneminde 6 gün kadar bu yukarıda yazdıklarımı bizzat uygulayabildim. benim kadar depresif, benim kadar enteresan beslenen, benim kadar dengesiz iştaha sahip, benim kadar tatlı manyağı bir insanda ne oldu dersiniz?

ne tatlı aşermeler kaldı,
ne aşırı iştah kaldı,
ne duygusal yeme atakları kaldı,
ne depresyon, kaygı, stres vs kaldı,
ne de enerjisizlik, yorgunluk kaldı...

mutlu kafa her şeye gerilmiyor, her şeyden kaygı duymadığı için de beyin "tehlike" mesajını pek almaz oluyor ve bu şekilde stres hormonları da azalıyor, dolayısıyla "hşşş tehlike var ya savaşacağız ya kaçacağız, enerji lazım kana şeker bas!!!" emrini de oluşturmuyor beynimiz.

buyrun insülin direnci ve pre-diyabetin şifâsı... her şeyin şifâsı...

gün içinde azıcık spor yapsak, güneşe çıksak, bol su içsek, magnezyum ve d vitaminimizi sıkı takip ederek eksiği gidersek (krom pikolinat konusunu da bi araştırın, o da önemli) bizim diyet yapmamıza gerek kalmaz. şekerden kurtulup sağlıklı yağları, doğal proteini ve yeşil yapraklı sebzeler ağırlıklı olarak doğal karbonhidratı (kompleks karbonhidratı) uygun oranlarda aldık mıydı var ya... offf! ne diyeti. haftada bir ufak kaçamakları bile hoş görür hale gelir bedenimiz...

kaynak, kaynak 2