Manchester United, Jose Morurinho'yu Neden Kovdu?

Yakın dönem Avrupa futbolunun simge isimlerinden biri olan Jose Mourinho'nun görevine, takımının geçtiğimiz gün aldığı 1-3'lük Liverpool mağlubiyeti ardından son verildi. Peki ne oldu da kovuldu Mourinho?
Manchester United, Jose Morurinho'yu Neden Kovdu?


mourinho, 2014/2015 sezonunda chelsea'yi şampiyon yaparken 73 golle şampiyon yapmıştı

73 gol o zaman için yeterliydi ama manchester city geçen yıl 106 golle şampiyon oldu. bu sene liverpool ve city 100 golü ya aşar, ya etrafında gezinirler. başarı isteyen takımlar için güvenli alan diye bir şey kalmadı artık. jürgen klopp (liverpool) ve pep guardiola'nın (manchester city) takımıyla karşılaşan hiçbir takım güvende değil. dişli rakiplerde bile bir anda 3 farklı skoru yakalayabiliyorlar. evet yenilmez değiller ama mentalite olarak yenemeyecekleri hiçbir takım da yok. çünkü takımlarını makineye dönüştürdüler. çok adamla hücum ederek savunma yapmak gibi oksimoron bir olgu gelişti ve bunu en iyi onlar uyguladılar.

futbolun evrildiği bu noktayı mourinho da ısrarla inkar etti

inatla güvenli, 4 sabit savunmacı ve 2 kesicili, sürprize yer olmayan, serbestliğin ve doğaçlamanın neredeyse esamesinin okunmadığı sonuç odaklı anlayışı ile geçmişin izlerini takip etmek istedi. daha 2 hafta önce "takımda kuduz köpek yok. saldıran, basan oyuncumuz yok" demişti. bu bile halen geçmişte yaşadığının bir itirafıydı. çünkü her takımında böyle oyuncuları vardı. ilk chelsea döneminde john terry, didier drogba; inter'de javier zannetti ve dejan stankoviç; real madrid'de pepe ve sergio ramos. başka isimler de sayılabilir. evet şu an manu'da böyle biri yok ama sorun şu ki, artık böyle futbolculara ihtiyaç yok. liverpool'a bak. takım halinde saldırıyorlar. rakibi sertlikle ve hırsla değil, hücum ederek, doğru şekilde yayılarak ve sabırla boşluk arayarak sindiriyorlar. mourinho da bu yönde değişmek yerine, sonuç odaklı ve güvenli oyununun birkaç koşan, basan oyuncu ile daha iyi hale geleceğini düşündü. nihayetinde henüz 2 gün önceki maçta liverpool karşısında kalesinde 36 şut görerek 3-1 yenildi. yani o sağlam sanılan duvarı da un ufak ettiler.

Maçın özeti


ancak ben esas manu'nun durumunu merakla takip edeceğim

şu an öyle bir algı oluşturuldu ki, mourinho gelmeden önce manu lige ambargo koymuş, şampiyonlar ligi'ni silip süpürüyordu da mourinho bu takımı bu hale getirdi gibi yazılıp çiziliyor. alex ferguson sonrası zaten beşincilik mücadelesi veren bir takım olmuşlardı. mourinho da düzeltemedi bu durumu. 2 yılda -majör olmasa da- 3 kupa ile bıraktı takımı.

mourinho'nun dinlenmeye, özeleştiriye ve yeniliğe ihtiyacı var. yetenekleri ve zekası olduğu gibi duruyor. eğer bu ayrılış kibrini törpülerse ve yenilenmeye ikna olursa yeniden en iyilerin yanına dönebilir. eğer bunu yapmayacaksa, terk edemediği anlayışının halen geçer akçe olduğu bir ligde kariyerini sürdürebilir. ben yenilenmesini ve değişmesini, gelişmesini isterim. umarım bunu yapabilir.

manu'da ise problemin mourinho olmadığını hep beraber izleyeceğiz. daha çok beşincilik mücadelesi verecek bu takım.


Mourinho'nun bu duruma nasıl geldiğine geçmişinin bir özetiyle bakalım

mourinho, futbolda bir dönemin pazarlamasıyla, taktiksel dehasıyla, akıl oyunlarıyla, oyuncu ve kulüp yönetimiyle tartışmasız en başarılı teknik direktörüdür. ancak günümüz futbolu ve jenerasyonlarının hızlı değişimine ayak uyduramamış ve kendini dönüştürememiştir. (dönüşemeyenler kulübü başkanı için (bkz: arsene wenger) )

kendini en alttan yetiştirmiş önce küçük portekiz takımlarında yardımcı hocalık yapmış sonra sporting'de sir bobby robson'ın yanında ardından uzunca bir dönem (bkz: louis van gaal) ile yardımcı hoca olarak porto ve barcelona macerası yaşamıştır. sonra ilk ciddi deneyimini çok çok kısa süre de olsa benfica ile yaşamıştır.

ancak bir çoğumuz mourinho adını ilk kez porto'nun başındayken duyduk ki orada çoğunluğu portekizli olan ve önündeki 10 yıl çizgi üstü oyuncuları avrupa devlerinde oynayacak potansiyeldeki bir oyuncu grubuna sahip olacaktı.(bkz: deco) (bkz: maniche) (bkz: ricardo carvalho) (bkz: nuno valente) (bkz: bosingwa). 2002-2004 arası bu kadroyla önce uefa kupası, sonra şampiyonlar ligi şampiyonu oldu ve bir anda tüm avrupanın gözdesi, "genç hoca" olarak anılmaya başladı ki sonrasında roman abramovich hem chelseayi hem mou'yu aldı.

sonrası bilindik macera... chelsea ile ciddi paralar harcayıp yeniden yapılanmaya girdi ve lig şampiyonlukları üst üste geldi ki o zaman karşısında en iyi dönemlerinde bir arsenal ile sir alex fergusonlu bir manchester united vardı. üst üste gelen başarılar (bkz: the special one) övgülerini beraberinde getiriyordu ki o zamanlar kesinlikle bunu fazlasıyla hak etmişti. ancak prime dönemleri henüz bitmemiş olan mou rotayı italya, seria a tarafına kırıyordu.

inter dönemi elinde yine cok güçlü bir kadro vardı ki pek çoklarına göre o dönemlerin en underrated bırakılmış oyuncusu (bkz: wesley sneijder) önderliğinde inter ve mou tam anlamıyla birbirlerine cuk oturmuştu. şahsi görüşüm futbol izleyicisi olduğum günden beri izlediğim en korkunç taktik mücadelesinin (bkz: 28 nisan 2010 barcelona inter maçı) olduğudur. inter, barcelona'ya savunma ve taktik dersi verip ucl dışına atarken, tüm dünya mourinho'nun önünde saygıyla eğiliyor ve dünyanın en iyisi olduğunu kabul ediyordu ki o yıl inter finali de kazanarak muazzam bir başarıya imza attı. işte kanımca bu mourinho'nun son gösterişli zaferiydi. inter macerasından sonra bir daha asla o prime seviyesine çıkamadı.


mourinho'nun yolu artık dünyada zirve noktaya çıkabilmiş her futbol insanının yolunun düşmek zorunda olduğu en büyük meydan okumaya düşmüştü. yeni adres dünyanın en çok baskıya maruz kalacağınız, tarihin en büyüğü real madrid olacaktı. herkes cristiano ronaldo ve mourinho'nun iki portekizli olarak yenilmez bir formül olacağından emindi. fakat öyle olmadı. her ne kadar real, barcelona hegemonyasını kırıp lig şampiyonu olsa da o dönem futbolcularla arasındaki krizler ve şampiyonlar ligindeki yarı-final fobileri hayal kırıklıklarını da beraberinde getirdi öyle ki mou'nun real'i tt arenada galatasaray karşısında 5 tempolarına maruz kaldığında bir şeylerin yolunda olmadığı çok açıktı (tabi o maç galatasaray kadrosunun da üst düzey olduğunun ve mükemmel bir futbol oynadığının hakkını vermek gerek) ve mou'nun real'deki başarıları eskiye kıyasla parıltıdan çok uzaktı.

mourinho, real madrid sonrası atılan her adım geriye doğru atılmış bir adımdır genel inanışıyla birlikte evine yani chelsea'ye dönüyordu. ancak artık ne o eski chelsea vardı ne de o zaman ki futbolcu jenerasyonu. mou yine premier ligin zirvesine çıktı ama belki de kariyerinin en büyük yenilgisini de burada aldı. çünkü efsane the special one oyuncuları tarafından saygı görmüyor, dünya basınında her gün oyuncularıyla mou arasındaki çatışmadan bahsediliyordu. artık belliydi ki mou'nun yöntemleri yeni jenerasyona işlemiyordu. ve o gün gelip çattı mou, chelsea'den ayrıldığı gün chelsea 16. sıradaydı. belki de en büyük yarayı en sevdiği yerde almıştı mou.

machester united serüveni başlarken öncekilerinin aksine herkesin aklında şüpheler vardı ve bunlar yüksek sesle dile getiriliyordu. mou burada hiç bir zaman parıltı yakalayamadı ve uefa kupası zaferiyle yetinmek zorunda kaldı ki united taraftarı city tarafından bu kadar ezik duruma düşürülmekten bıkmış sabrı taşmaya müsait bir haldeyken taraftarla da eski bir mavi olarak kimyası hiç tam anlamıyla tutmadı. özellikle son sezonunda istediği transferlerin yapılmaması, aldığı oyunculardan verim alamaması (bkz: alexis sanchez) da mourinho'nun sonunu getirdi.

o artık kulüpsüz. artık çoğuna göre klopp, guardiola, sarri, zidane vs. gibi yeni çağın özellerinin yanında modası geçmiş bir the old one (eski olan). şimdi ya porto günlerine dönüp en baştan yeni jenerasyonla nasıl kendini harmanlayacağının formülünü bulacak ya da sadece bir savunma hocası olarak kalıp kendi kalibresinin altındaki başarılarla yetinecek. kendi adıma umarım ilki olur ve biz tekrar yenilenmiş ve taze bir oyun formülüyle özel birini izlemeye devam ederiz.

Bonus: Jürgen Klopp laneti


Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'nin Şimdiki Kadrosuyla Başarılı Olması Neden Zor?