Michelin Yıldızı Almasına Kesin Gözüyle Bakılan İstanbul Restoranı: TURK Fatih Tutak

Türkiye'nin en önemli şeflerinden Fatih Tutak'ın Michelin Yıldızı adayı fine dining restoranı TURK Fatih Tutak'ı deneyimleyen bir Ekşi Sözlük yazarının anlatımı.
Michelin Yıldızı Almasına Kesin Gözüyle Bakılan İstanbul Restoranı: TURK Fatih Tutak

michelin yıldızı alabilecek yerlere ziyaretim esnasında 3 hafta önceden rezervasyon yaptırarak sonunda deneyimleyebildim turk fatih tutak'ı.

fatih tutak'ı daha evvelden vedat milor'un bir program çekimi vesilesiyle tanımıştım. öncesinde bana inanılmaz nobran bir tip gibi gelse de, yemek tutkusunu anlatırken ağlaması yürekleri eritmişti. mekanını görünce, taşlar yerine oturdu.


restoranı, restorandan ziyade bir tapınağa benziyor

yıllarca asya'da çalışmasının bir etkisi olsa gerek. her şey en ufak ayrıntısına kadar düşünülmüş. rezervasyon yapılan kişi sayısına göre masalara sandalye konmuş. mini bencinden mendilinin dokusuna, tabakların dizaynından mekanın logosuna kadar hiçbir şey asla tesadüf değil. şimdiye kadar gittiğim restoranlarda bir yıldız alır mı, almaz mı diye düşünüyordum ama turk fatih tutak için iki, hatta üç alır mı diye düşünüyorum.


yemeğe gelirsek

restoranda sadece tadım menüsü servis ediliyor. fiyat 2200 tl + %12 servis ücreti. muazzam ötesi kokteylleri var. kokteylsiz kalkmanız yazık olur. 10 aşamalı bir menü veriliyor. en sonunda da mutfak turu yapıp aşçılarla tanışıyorsunuz

menü, iştah açıcı turşu suyu ve erikle başlıyor. muazzam bir turşu suyu.

ardından kemik iliğinin içine konmuş tereyağı ve üstünde 2 bin metrede üretilen bitlis hizan balı getiriyorlar. kemik iliği tadını da net bir şekilde alıyorsunuz. yanında ayvalık'tan bir zeytinyağı getirdiler. ekmeği neye banacağımı şaşırdım. üçü de muazzamdı. ilk favorim buydu.


tt midye. kabuğu yenilebilir bir midye bu. kabuğun içeriğini hatırlamıyorum ama görünüşü midye, kabuğuyla yiyorsunuz. 100 tane olsa hepsini yerdim o kadar hafif ve lezzetliydi. ikinci favorim.


yumurta, kapya biberi ve isli yoğurt. sevmedim diyemem. gerek servis, gerek görünüş olarak bana çok deneysel geldi.

uskumru altında patlıcan üstünde havyar. yuvarlak, 20 cm yükseklikte ortası hafif çukur bir taş tabağın üstünde servis ediliyor. malzemeyi çatalla yiyip, kalanı kaşıkla içiyorsunuz. çığ bir balığı bırak yemeyi, ayılıp bayılarak yiyeceğim aklıma gelmezdi.


sakız enginar, tarhana (sos şeklinde) yabanı sarımsak ve kızartılmış çıtır enginarın olduğu iki tabak geldi. üçüncü net favorim. yeme şeklini tarif ediyorlar ama ikinci tabağı birinci tabağa karıştırırsanız çok daha lezzetli oluyor.

levrek, çıtır patates topları ve gene patatesten elde edilmiş bir jelle örtülmüş üstüne alabalık havyarlı bir sos döküyorlar. bu dördüncü net favorim. çok enteresan bir şey yaşadım bu yemekte. yıllar önce yaşadığım bir afrika ülkesinde yediğim balığın kokusu ve dolayısıyla oradaki anılarım aklıma geldi. bir yemek bir insanı ağlatabilirmiş, tecrübe ettiğime çok memnun oldum.


arada ikram olarak bir mantı geldi. bir alametifarikası yoktu bana göre ve doygunluk esnasında geldiği için de biraz tıkadı.

süt kuzusu, koz domates. uykuluk ve mantarın bulunduğu iki tabak geliyor. gittiğim tüm fine dining restoranlarında ette aradığımı bulamamış olmam ya ocakbaşı tutkunu olmamdan ya da sebzeyi daha çok sevdiğimden kaynaklı olabilir emin değilim. süt kuzusu meh, mantarlar orgazmik, uykuluk benlik değildi.


beyaz peynir üstüne bilmem kaç sene dinlendirilmiş rakıyı üstüne parfüm gibi fıs fıs sıktılar. yanında dondurma ve üstünde zeytinyağıyla ikinci bir tabak geldi. tıka basa doyduğum için bu iki tabak beni çok mutlu etti. peynir, tatlı bir peynirdi. dondurma ile zeytinyağının bu kadar yakışabildiğine çok şaşırdım. beşinci favorimdi bu iki tabak.

ardından mutfak turu ve orda ikram edilen her şey "tatlı son" olarak yazılmış menüye. son derece sarhoş olmamdan dolayı gezdiğimi çok net hatırlamıyorum ama pastacı çocuk çok kibar ve sıcakkanlıydı.


karar notumda buranın tek michelin yıldızı alacağını asla düşünmüyorum. iki garanti, üç şaşırtmayan bir sonuç olacaktır. fatih tutak'ı ağlatan yemek tutkusunu anlamak güç olmuyor. fırsatı olanlara bu deneyimi tavsiye ediyorum kesinlikle.