Neden Bu Kadar Kaza Olduğunu Anlamanızı Sağlayacak Otobüs Firmaları Gerçekleri

Daha önce sektörün içinde bulunmuş bir Ekşi Sözlük yazarı, son dönemde neden bu kadar çok kaza haberi duyduğumuzu, bir otobüs şoförünün 1 haftasının nasıl geçtiğini anlatarak açıklamış.
Neden Bu Kadar Kaza Olduğunu Anlamanızı Sağlayacak Otobüs Firmaları Gerçekleri


bu yazıda sizlere bir otobüs şoförünün yaklaşık bir haftasını anlatacağım

sektörün içinde belli bir dönem kaldım. otobüs kullandım yani. hem şehirlerarası, hem de turizm. fakat bu aşağıda yazmış olduğum kişi ve firma tamamen hayal ürünüdür, ben dolmuş şoförü olarak çalışmadım. başlayalım.
...

ben x firmasında otobüs şoförü olarak göreve başlamak istiyorum. ehliyetim, psikoteknik belgem, src 1-2-3-4 hepsi tamam. dijital takograf kartımı da çıkarıp şoför arayan firmaya doğru yola çıkıyorum. referans üzerine gidiyorum, şehirler arası çalışan yan komşum ahmet abi referansım. fakat öncesinde şehir içinde dolmuş şoförlüğü yaptım. uzun yol tecrübem yok. baş şoför beni görüyor ve pek bir soru sormadan beni işe alıyor. göreve hazırım.

akşam saat 17:00 istanbul seferi için beni çağırıyorlar ve belirtilen saatten önce otogara gelip yola gideceğim şoför ile tanışıyorum. adam arabanın sorumlu şoförü olduğu için bana biraz yukarıdan bakıyor ama neyse, sonuçta o kıdemli. derken bu şoför benim ehliyet numarasını alıp trafik çıkış tutanağına yazıyor ve beraber çıkışa gidiyoruz polise. polis gerekli incelemeleri yaptıktan sonra bize çıkış veriyor ve tekrar otobüsün yanına gelip son hazırlıkları tamamlıyoruz. fakat bir sorun var içimi kemiren, ben hem bu otobüsü pek bilmiyorum hem de yolu. acemi olduğumu düşünmesinler diye pek sesimi çıkarmıyorum, muavin biliyordur ya da navigasyondan bakarım.

sabahtan beri uyumadım ve hareket saati gelince sorumlu şoför direksiyonda otogardan çıkıyoruz. ben dikkatli bir şekilde adamı izliyorum. umarım direksiyona geçince hata yapmam. derken saat gece yarısını buluyor ve sorumlu şoför "moladan sonra sen geç direksiyona" diyor. ben denileni yapıyorum ve iyi kötü gitmem gereken yere kadar gidiyorum. bir yerde kaybolduk fakat yolcular yardım edince doğru yola döndük. iyice uyku bastı sabaha karşı ve kendimden geçmemek için elimden geleni yapıyorum. şükür hedefe varıyoruz.

otogara girince bir yerlerde bir şeyler yiyip ilk ofise hesap vermeye, sonra ikram satan yere, daha sonrasında bozuk bir tv'yi yaptırmak için başka bir yere gidiyoruz. öğlen oluyor ve bu sefer öğlen yemeğine oturuyoruz. yemekten sonra sorumlu şoför yatağa ben ise bagaja kıvrılıp yatıyoruz. etraftan geçen otobüs sesinden, sıcaktan ve sinekten uyunmuyor. yarı uykulu halde 2-3 saat uyuyup kalkıyoruz ve tekrar sefere çıkmak için otobüsü yıkıyoruz. kollarımda derman kalmıyor. derken tekrar gömlekleri giyip perona çekiyoruz otobüsü.

yolcular biniyor, her şey tamamlanıyor ve çıkış yapıyoruz yine. direksiyonda ben varım fakat sorumlu şoför yanımdan ayrılmıyor. ekstra yolcu ve kargo peşinde koşturuyor. adama uyu diyorum fakat o hâlâ para derdinde. bir yandan da bana yol tarif ediyor. gece yarısına yaklaşırken beni uyku basıyor ve sorumlu şoförü arıyorum, adam bana "daha kullanım süren var, hep böyle mi olacak" deyip sinirli bir şekilde geliyor. direksiyona geçip sürüyor fakat bende moral sıfır. uyku tutmuyor bu sefer. yine iyi kötü bir iki saat sallanan, sesten durulmayan bagajda uyuyorum. derken izmir garajına giriyoruz fakat yeni sefer üç saat sonra.. lanet olsun..

iyi kötü hazırlanıp tekrar yola çıkıyoruz. fakat ehliyet süresi doğal olarak bitiyor ve dijital takograf uyarıyı veriyor. sorumlu şoför kayınbiraderinin ehliyetini takıp yola devam ediyor. bana da o ehliyetle biraz gitmemi söylüyor... bu hengamede yolda lastik patlıyor. lastikçi gelene kadar bekliyoruz ve bir saatimiz gidiyor. çıkıyoruz yine düşüyoruz yollara.

hedefe varana kadar canım çıkıyor, uyumamak için elimden geleni yapıyorum ama hayaller gördüğüm doğru. bir ara önümde at arabası var diye düşünüp frene bir basmışım, herkes ne oluyor falan diye sordu. köpek çıktı falan dedim ama uyandım kendime geldim. çok korktum çok.

böyle iyi kötü gidiyoruz fakat haftalık tatil gelip çatıyor. 6 gündür araba üzerinde geziyorum, yeter. sorumlu şoför, başka bir şoför buluyor fakat o şoför gelmeyince ortada kalıyoruz. kendisi arabadan inmiyor ve trafik çıkışına başka birinin adını yazarak gidiyoruz. yoldan binecek diye de yalan söylüyoruz fakat giden biziz yine. resmen ceset gibiyim artık, adama diyorum, işi bırakacağım ya da şoför bul. iki gün sonra gelen şoför benden kötü, adam hiçbir şey bilmiyor ama umurumda mı, değil. ben inip eve gidiyorum ve sadece iki gün evde kaldıktan sonra tekrar otobüse çıkıyorum. sorumlu şoför haftalık tatilini başkasının ehliyetini tam gün kullanarak halletmiş, yeni hafta arabada yine. bir avuç hap kullanıyor, geçen harem otogardan çıktıktan sonra yavuz sultan selim köprüsüne giderken gişelere giriyorduk.. "ilaçlar beni uyutuyor" dedi ve kalkıp ruh gibi yatağa gitti..

esenler garajından bodrum seferi var gündüz fakat gece yine antalya'ya döneceğiz, köy otobüsü gibi her yere girip çıkıyoruz ve basa basa anca yetişiyoruz. bodrum garajında görevli trafik polisi çıkış vermiyor bize fakat çok önemli değil. o sadece sorumluluk almıyor fakat otobüs yine çıkıyor. çok sorun olursa firma orada bulunan başka iki şoför ile çıkışı aldırır. hatta ehliyeti olan muavin var, onlar da alır. derken çıkıyoruz yine ama neredeyse 24 saat uyumadım. fethiye otogarda adamı uyandırıyorum ama adam gözler kan çanağı gibi geliyor, geçiyor direksiyona fakat ben uyuyabilir miyim? psikolojim bozuluyor yatakta, çakıl sesi duyarsam bil ki gidiyoruz diye düşünüyorum. hiç uyumadan iniyoruz antalya'ya. bir sıcak, sormayın, bagajda uyunmuyor. akşam tekrar sefere çıkıyoruz.... sabaha karşı çığlık sesleri ile gözümü açıyorum...
...

her firma bu şekilde çalışmıyor ya da hiçbir kimseyi kötülemiyorum da fakat genel olarak işler bu şekilde yürüyor

trafik ekipleri işin farkında ve elinden geleni yapıyor. gerçekten bir dakika fazla sürüş var diye çıkış vermiyor polis ama yine kılıf hazır. çıkıyor o otobüs. alın size örnek; esenler otogarı çok dikkatli bu konuda fakat ne yapıyorlar biliyor musunuz? otobüsteki yolcuları indirip boş çıkış diye arka kapıdan çıkartıyorlar, sonra alibeyköy terminale servisler yolcuyu getiriyor ve yola devam ediliyor. yaşayan vardır içimizde. ikinci bir şok daha size buyurun; x bir firma yoldan gelen otobüsü antalya'da turist işine gönderiyor aynı şoförlerle. adam istanbul'dan geliyor bir de transfer yapıyor. akşam tekrar yola gidiyor.

bu işin pisliklerini size daha yazacağım. tek şoför yola giden, yatağa kadın atıp diğer şoföre sür diyen, hasta olup yola gönderilen, yolda işi bırakıp arabayı terk eden, muavine otobüs veren... neler neler... şoförlerle alkol muayenesi yapılıyor fakat başka maddeler için yapılmıyor. bir idrara bakar, yapın bakalım. muavin yok otobüste, diğer şoför muavinlik yapıyor. sistem yok, muavine parasını şoför veriyor ve muavin bu parayı aldıktan sonra ortalıktan kayboluyor. işin gücün yok muavin ara o saatten sonra.

bu işleri önlemek için ilk önce ciddi bir yazılımsal sisteme geçilmeli. antalya'da odeon tur diye bir firma şoförlerle birer çip vermişti ve hangi şoför kullanıyor ise tespit edebiliyordu. devlet yapsın bu sistemi. daha ilerisi polisin yönettiği merkezi bir sistem olabilir. trafik çıkış tutanaklarını yolda trafik ekipleri kontrol etmiyor ama etmeli. kim çıkış almış, nereye gidiyor gibi. varış noktaları yanlış yazılıyor örneğin. polis bakıyor toplam iki şoförün 6 saat süresi var, nasıl gidiyorsunuz 12 saatlik yola diyebilir. diyor zaten. ama ofis ne yapıyor? sisteme örneğin kütahya diye düşüyor. polis bakıyor ki hmm yeter diyor.

öneriler maalesef saçma gelebilir fakat varsa sizin okuyalım, belki bir şeyleri değiştiririz. takdirinize bırakıyorum.

benim önerim şu; her otogarda trafik ekipleri var ve bu ekipler otobüslere ve şoförlere çıkış vermekle görevli. şoförler ehliyet ibrazı ile birlikte bu polisten barkodlu bir çıkış kartı almalı, yani şoför kendine sefer açtırmalı. kayıtsız, yoldan binen ya da sonradan gelen şoför kesinlikle hareket saatinden önce gidip o sefer için kaydını yaptırıp ve kartını alıp seferini açtırmalı. bu kart yolda trafik denetleme ekipleri tarafından sorgulanmalı. çıkış saati, şoför adı soyadı, varış noktası gibi bilgiler kart üzerinde yazmalı kesinlikle.

kart yine aynı şekilde son varış noktasında polise kimlik ile teslim edilmeli ve o sefer kapatılmalı. polisler barkodu okutup sisteme girişini yapmalı. bu sayede kaçak kullanım, kullanım süresi, haftalık tatil gibi şeylerin önüne geçilmiş olur. işi istanbul'da bitmiş bir şoför üzerinden, antalya otogarında ehliyet numarası ile çıkış alması imkansız hale gelir. bir otobüste iki şoför için çıkış kartı yoksa otobüs sefere çıkarılmamalı.

şimdi "tutanak var zaten" diyecek olanlar vardır, fakat şoförler tutanak üstünde istediği gibi oynuyor, yol denetleme ekipleri bu tutanaklara bakmıyor ve varış noktasında bu tutanak yırtılıp atılıyor genelde. benim bahsetmiş olduğum tamamen merkezi denetleme sistemi gibi bir şey.

polis: "mds'de ve sürücü 24 raporuna göre saat 19:32'de otogara girmişsin, sabah 10:26 sefer açtırmış, 10:45 sürüşe başlamışsın. şimdi saat 21:43, süren yetmeyecek varacağın noktaya, şirket başka sürücü göndersin, senin misafir sürücü kartı ile antalya'ya yolluyorum, bu süre haftalık tatilden sayılmaz, gittiğin yerden çıkış alabilirsin ya da şirketinin belirlediği bir otelde istirahatini burada yapabilirsin.