Öldükten Sonra Mezarlarına Huzur Verilmeyen Tarihteki Önemli Şahsiyetler

Tarihteki bazı önemli insanların mezarlarına öldükten sonra hiç huzur verilmemiş.
Öldükten Sonra Mezarlarına Huzur Verilmeyen Tarihteki Önemli Şahsiyetler


formosus

en azından ölümüyle insan, hayatın işkencelerinden ve hakaretlerinden kaçmayı ümit edebilir. ancak bazıları için, gerçek kızgınlıklar başlayana kadardır bu huzur. formosus'un korkunç vakasını ele alalım. latin katolik kilisesi ile çalkantılı bir geçmişi olmasına rağmen formosus, bir noktada kilise ile iletişim kurmayı başardı, 891'de papa seçildi ve 896'daki ölümüne kadar papa olarak görev yaptı. dokuz ay kadar sonra yeni papa vi. stephen, formosus'un eski vaazlarında ve uyguladığı aforozlarda suç olduğunu iddia etti ve formosus'u yargılamaya karar verdi. stephen’ın motivasyonları tamamen net değildir, ancak bazı tarihçiler ve kristolojistler, kendi yanlışlarını örtmek için yaptığını iddia ederler. sebep ne olursa olsun, ortaya çıkan şey papalık tarihindeki en tuhaf olaylardan biriydi. formosus'un cesedi çıkartıldı ve kadavra, synod'da sahte bir yargılamaya maruz kaldı. formosus'un iletişim kurup kendini savunamayacağını akıl edebilmiş oğlancı din adamları, ceset adına yanıt veren körpe bir diyakozu avukat atadılar ve sonuç olarak formosus suçlu bulundu. papa olarak seçilmesinin geçersiz olduğu ilan edildi, parmak uçları ile vücudunun birçok bölümü kesildi ve cesedi daha sonra tiber nehri'ne atıldı. tabiri caizse son gülen formosus olmuştu. cesedin yargılanması, stephen’ın hapsedilmesi ve ölümüyle sonuçlanan bir ayaklanmaya neden oldu. formosus'un kesilen bölümleri daha sonra eski haline eklendi ve aziz petrus bazilikası'na yeniden gömüldü.


i. dmitry

sıradaki isim ise, "yanlış" dmitry. bu garip hikaye, korkunç ivan'ın en küçük oğlu olan dmitry ivanoviç ile başlıyor. 1591'de ivanoviç'in sekiz yaşındayken gizemli ölümünden sonra, taht iddiasını belirten birkaç kişi dmitry'miş gibi davrandı. bu kişiler, sahte dmitryler olarak tanındılar ve sayıları bir hayli fazladır. bunlardan ilkinin, grigory bogdanovich otrepyev olduğuna inanılıyordu. polonya asillerinin yardımını içeren çeşitli politik oyunlar sayesinde, 1605 yılında çar ilan edildi. ancak, kısmen kendisine eşlik eden polonyalılara yönelik tercihli muamelesi nedeniyle kısa süre içinde desteğini kaybetti ve ertesi yıl öldürüldü. ve işler gerçekten çirkinleşmeye başladı. efsaneye göre, bedeni topraktan çıkarıldı, kamuoyuna teşhir edildi ve çeşitli istismara uğradı. o da yetmedi yakıldığı, küllerinin bir topa yerleştirildiği ve polonya yönüne ateş edildiği bildirildi. yıllar sonra, hunter s. thompson da külleri için böyle bir gönderim talep etmesine rağmen, reddedilmişti.


friedrich wilhelm murnau

sağken çektiği filmleri ile değindiği macabre türüyle benzer sona sahip bir yapımcı cesedi de vardır. korku klasiği nosferatu eine symphonie des grauens*'in yönetmeni f.w. murnau macabre ile haşır neşir olsa da, kendi ölümünü takip edecek olayları öngörmesi pek muhtemel değildi. 1931'de bir trafik kazasında öldükten sonra, berlin yakınlarındaki stahnsdorf güney-batı mezarlığı'na gömüldü. bununla birlikte mezar alanı birçok kez tahrip edildi. ardından 2015 yılında kafatası kayboldu. mezardaki mum kalıntıları, satanistlerin sorumlu olduğunun iddia edilmesine neden oldu. kafası hala kayıp.


charlie chaplin

oyuncu ve yönetmen charlie chaplin’in cesedinin çalınmasındaki sebep hemen anlaşılıyordu: açgözlülük. ölümünden birkaç ay sonra komedi efsanesinin cesedi, 1978'de isviçre mezarlığından çıkarıldı ve fidye için saklandı. chaplin’in karısı oona, hırsızların talep ettiği 600.000 $'ı ödemeyi reddetti. polis suçluları aramaya devam etti. başka bir fidye talebi beklenirken, polis hırsızları ortaya çıkarmak için büyük bir operasyon başlattı. oona’nın telefonu dinlendi ve bölgedeki 200 telefon kulübesinin tümü izlendi. iki tamirci tutuklanırken görev başarılı oldu ve chaplin’in cesedi mısır tarlasındaki bir mezardan kurtarıldı.


valois'li catherine

ingiliz kralı v. henry'nin dul eşi, 1437'deki ölümünden sonra westminster abbey'ye yerleştirildi ve gömüldü. sonraki krallardan olan vii. henry, bu şapelin yerini değiştirmeye karar verdiğinde catherine'in korunmuş vücudu, henry v'in mezarının yanındaki açık tabutun içine konuldu. catherine'in cesedi, 200 yıldan uzun bir süre sonra, aşk arayışlarıyla tanınan ingiliz günlükçü samuel pepys'in dikkatini çektiği zaman hala sergileniyordu. bugüne kadarki en ürkütücü doğum günü hediyelerinden biri olarak 1669'da, 36 yaşındaki pepys'in, catherine’in cesedini öpmesine izin verildi. pepys'in günlüğü olayı şöyle tarif eder: “belini sıkıca kavradım ve dudaklarını öptüm.” neyse ki catherine sonradan, bir sunak altına tabutla gömüldüğünde bu gibi muamelelerden kurtuldu.


gram parsons

başka bir garip vaka ise, the byrds ve the flying burrito brothers ile sahne alan müzisyen gram parsons ile ilgilidir. bir keresinde menajeri phil kaufman'a, öldükten sonra joshua tree ulusal parkı'nda yakılmak istediğini söylemişti. parsons 1973’te aşırı dozdan öldükten sonra kaufman, parsons’un cesedini ele geçirip arzusunu yerine getirmeye çalıştı. o ve michael martin, bir cenaze arabasıyla los angeles uluslararası havaalanı'na gittiler ve yetkilileri, cesedi farklı bir havaalanına özel bir uçakla taşımaları gerektiği konusunda ikna ettiler. ikili parsons’un cesedini başarıyla taşıdılar ve sonra parka götürdüler. orada parsons’un cesedini tabutla beraber ateşe verdiler ancak yetkililer gelmeden önce ceset tamamen yanmamıştı ve parsons daha sonra new orleans'a gömüldü. kaufman ve martin ise para cezasına çarptırıldı.


eva peron

ve tabii evita perón var. inanılmaz hayatını, inanılmaz bir ölüm takip etti. yoksulluk içinde büyüdü, daha sonra albay juan perón ile evlendi ve eşinin 1946'da arjantin cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasına yardım etti. 1952 yılında henüz 32 yaşındayken ölmesinden evvel kitleler tarafından hayran olunan bir kadın olarak siyasi bir güç üstlenmişti. ancak, hikayesi burada bitmemişti.

kocası, evita'nın güzelliğinin korunmasını emretti. mumyalanma süreci üç yıl sürdü, bu süre zarfında juan, evita'nın sadık takipçilerinden destek almak için sık sık cesedi sergilemeye zorlandı. 1955'te juan devrildikten sonra subaylar, zaman zaman buenos aires'in çeşitli sokaklarına park eden bir minibüste sergilenen, çalınmış cesedi buldular. kalıcı bir çözüm arayan ordu, cesedi 1957'de italya'ya gönderdi ve ceset, üzerinde maria maggi de magistris adı yazılı olan bir mezar taşıyla bir milano mezarlığına gömüldü. 1971'de ceset madrid'te sürgün hayatı yaşayan kocasına iade edildi. onu gömmek yerine juan, yemek odasında açık bir tabutun içinde tuttu. şaşırtıcı bir şekilde yeni karısı isabel, bu düzenlemeyle gayet uyumluydu. evita'nın cesedinin iyi şans getirdiğini düşünen juan, 1973’te arjantin’in cumhurbaşkanı olarak yeniden seçildi. juan ertesi yıl öldükten sonra, isabel kocasının görevini üstlendi ve evita’nın cesedini arjantin’e geri getirtti. isabel 1976'da devrildiğinde, evita'nın bedeni nihayet kardeşlerine teslim edildi ve aile mezarlığına gömüldü. o ana kadar müstahkem bir kilise bodrumunda korunan cesedi, nihayet dinlenme yerini bulmuş gibi görünüyordu.

Ömer Seyfettin'in Cansız Bedeninin Başına Gelen Talihsiz Olaylar