Pearl Harbor Sırasında, Yabancılara Kapalı Niihau Adası'na Düşen Japon Askerinin Film Gibi Hikayesi

7 Aralık 1941 sabahı Japon kuvvetleri, Hawaii'deki Ouhau Adası'nda bulunan Pearl Harbor'a saldırı düzenlerken, başka bir adada çok acayip olaylar cereyan ediyormuş meğerse. Sözlük'ün kaliteli kalemlerinden "anglachelm" anlatıyor.
Pearl Harbor Sırasında, Yabancılara Kapalı Niihau Adası'na Düşen Japon Askerinin Film Gibi Hikayesi

pasaportuna sahip oldukları ülke ile anavatanları arasında kalan üç japon asıllı amerikalının, savaşın ilk günlerinde sebep oldukları ilginç vakadır.

7 aralık 1941'de japon donanması amerikan deniz üssü pearl harbor'a çok yıkıcı bir saldırıya başladığında japon pilot shigenori nishikaichi ikinci saldırı dalgasına katılmak için hiryu uçak gemisinden a6m2 zero avcı uçağı ile havalanır. saldırıda alçak irtifa uçarken gemilerin hava savunma silahları ile vurulur ve kendi uçak gemisine doğru kaçmaya çalışır. havada öksürüp tıksıran uçağını oraya kadar yetiştiremeyeceğini anlayınca hawaii adalarının en küçüklerinden biri olan büyük ölçüde izole niihau adasına acil iniş yapar. iniş dediysem de çakılmaktan hallice bir iniştir. gövde kanat üstüne iniş takımları olmadan kumsala uçağı indirip kırmıştır nishikaichi.

 Shigenori Nishikaichi 

japon pilotun bu adaya özellikle gelmesindeki asıl sebep niihau adasında kimsenin yaşamıyor olduğuna dair verilen japon donanması brifingidir. yaralanan uçakların buraya inmesi ve kendilerini kurtaracak bir denizaltı beklemesi emredilmiştir. nitekim adada yaşayan hawaii yerlileri yanında adanın kendisi de robinson ailesinin özel mülküdür. adaya bu suretle gidiş geliş robinsonların iznine tabi olduğundan ve onlar da niihau sakinleri ve kendileri hariç kimseye izin mizin vermediğinden ada özellikle izole kalmıştır. çok ilginç bir ayrıntı olarak da niihau adasında 1941 yılında yaşayan üç adet japon vardır.

nishikaichi adaya uçağı indirdiğinde adanın sakinlerinden olan hawaii yerlisi hawila kaleohano bu olaya tanıklık eder. bu sırada kendisi pearl harbor'a bir saldırı olduğunu bilmemektedir ama gazetelerden japon ve amerikan ilişkilerinin iyice gerilmiş olduğunu okuduğunu düşünür. pilot daha inişin şokundayken uçağa koşup hamle ederek gidip pilotun üzerindeki evrak doküman klasörü ile tabancasını kendisinden alır. sonra kendisi ve oraya toplanan diğer niihau sakini hawaii yerlileri hawaii konukseverliği ile japon pilotu evlerine götürüp iyi davranırlar. hatta aynı gün öğleden sonra kendisi onuruna bir parti bile verilir.

Hawila Kaleohano

nitekim hawaii yerlileri japon pilot ne diyor anlayamaz. nishikachi de tek tük ingilizce konuşabilmektedir. hawaiili ada sakinleri adada yaşayan en yaşlı japon göçmen ishimatsu shintani'ye haber uçurarak gelmesini isterler. shintani japonyada doğmuş ve bir hawaiili ile evli ilk nesil göçmenlerdendir. shintani pilotun yanına gelir, birkaç kelime ederler ve hiçbir şey söylemeden orayı terk eder. ne olduğunu anlayamayan niihau sakinleri bu sefer yoshio harada'ya haber gönderir. harada hawaii'de doğma büyüme japon asıllı bir amerikalıdır. karısı irene ile birlikte bu üç japon adadaki yaşayan işte bütün japonlardır. nishikaichi harada'ya pearl harbor'da neler olup bittiğini anlatır. harada ise niihau sakinlerine bunu söylemez. bu sırada nishikaichi durmadan kağıtlarının kendisine geri verilmesini istemektedir. zira japon donanma emri uyarınca dokümanlarının amerikan ellerine geçmesi yasaktır. kağıtları alan kaleohano bunları biraz da gergin ortam yüzünden vermeyi reddeder. bunun üzerine harada ve karısı da japon pilota yardım etmeye karar verirler.

Yoshio Harada

niihau adasında elektrik ve telefon yoktur ama o gece ada sakinleri pilli bir radyodan pearl harbor'a yapılmış bir saldırı ile ilgili altyazı tarzı kısa bir haber dinlerler. hemen japon pilotu karşılarına alarak ne olduğunu sorarlar ve harada bu sefer japon pilotun cevaplarını hawaiililere çevirir. onlar da adanın mülkünü elinde tutan bay robinson'un haftalık kauai adası alışveriş ziyaretinden sabah döneceğini ve o geldiğinde japon pilotun kendisiyle beraber kauai adasına gitmesine karar verirler. bay robinson ertesi gün gelmez. zira amerikan donanması peral harbor etrafında saldırıdan sonra deniz taşımacılığı yasağı kuralları işletmektedir. ondan sonraki bir kaç gün de ortaya çıkmaz. nihaau sakini hawaiililer bunun üzerine japon pilotun dört nöbetçi gözetiminde harada ailesiyle kalmasına müsade ederler. bu sayede japonlar bol bol kendi dillerinde muhabbet imkanına kavuşur.

Niihau Adası'nın konumu.

adadaki üçüncü japon shintani saldırıdan beş gün sonra harada kağıtları almış olan kaleohano'nun evine 200 dolar parayla giderek (hawaii'liler için inanılmaz bir para) pilotun evraklarını satın almaya çalışır. kaleohano bunu da reddeder. çok mutsuz olan shintani bunun hayat memat meselesi olduğunu, kağıtlar geri dönmezse sıkıntı olacağını söyler ve gider. onun dönmesini bile beklemeyen harada çifti ve japon pilot evdeki nöbetçilerden birine saldırarak yaralar ve enterne ederler. belirtmek gerekirse bu esnada irene harada boğuşmalar duyulmasın diye manuel fonograftan yüksek sesle müzik çalmaya falan çalışmaktadır. diğer üç nöbetçi ise ortalarda yoktur. saldırılan nöbetçiyi bir depoya kilitledikten sonra kaleohano'nun evine doğru giderek önden evin kendi ambarına girerler. burada evrakları bulamazlar ama pilotun tabancası ile bir de av tüfeği edinirler.

kaleohano'nun evine vardıklarında shintani beş dakika önce ayrılmıştır ve kaleohano tuvalettedir. oranın camından japonların silahlı olarak geldiğini görünce tuvaletten güm diye çıkarak köye doğru yardırmaya başlar. kendisine av tüfeği ile bir el de ateş edip ıskalarlar. kaleohano köye vardığında herkesi ne olduğuna dair uyarır. üç yıldır aynı adayı paylaştıkları komşuları harada'ların kendisine ateş ettiğini az daha öleceğini falan söylediğinde niihau'lular buna inanmak istemez.

japonlar bakar ki iş büyüyor uçağın enkazına giderek onun telsizinden japon donanmasıyla bağlantı kurmaya çalışırlar. ama japon donanması o esnada tokyo limanına falan girmekte ve dile kolay bir 6000 km uzakta olduğundan uçağın kısa mesafe telsizi ile haber uçuramazlar. bunun üstüne japonlar uçağın burnundaki 7.7 makinelitüfeklerinden birini 250 mermisiyle birlikte sökerler. uçak düşman eline geçmesin diye yakıp gerisin geriye kaleohano'nun evine giderler.


kağıtlar belki evde saklıdır diye son çare orayı da kundaklayıp yakarlar. evraklarda bu kadar önemli ne vardı da uğruna japonlar bütün dünyayı yakıyor derseniz de işte pilotun kimliği, radyo şifreleme kodları ve pearl harbor saldırı planları falandır. özellikle şifre kitapçığı kaybı büyük olaydır.

ertesi sabah 13 aralıkta japonlar kaleohano'yu ararken bir başka niihau sakini ben kanahele ve karısını ele geçirirler.


karısının kafasına silah dayayıp eğer evraklar bulunmazsa adadaki herkesi öldüreceklerini söylerler. kanahele aslında kaleohano'nun o sırada bir kanoyla 27 km uzaklıklaki kauai adasına kürek çekmekte olduğunu bilir ama yalandan bir saat kadar onu arıyormuş gibi yaparlar. sonra japonlar bir şeylerin ters gittiğini hissedip yine birilerinin kafasına silahlar falan dayarlar. yorulmuş ve bezmiş haldedirler. kanahele tam japon pilot av tüfeğini harada'ya uzatırken pilotun üstüne atlar ve boğuşma yaşanır. pilot çizmesinden tabancasını çıkarırken kanahele'nin karısı japon pilotun üstüne atlayıp buna mani olur. harada kadını saçından tutup pilotun üzerinden alır. tabancasına uzanan pilot kanahele'yi kasığından midesinden ve baldırından üç kez vurur. ama kanahele insanlık dışı bir mukavemet gösterip pilot nishikaichi'yi kavrayıp vücudunda üç mermi olmasına aldırmadan kaldırıp taş bir duvara vurur. kanahele'nin karısı yerden bir kaya alıp japon pilotun başını taşla ezer. bunu görüp moralman biten harada ise av tüfeğini ağzına sokup tetiği çeker.

amerikan hükümeti adaya ulaşınca durumu kontrol altına alır. ben kanahele'ye iki madalya takarlar. irene harada ve shintani gözaltına alınır. amerikan anakarasındaki diğer japonlarla beraber savaş süresince bir toplama kampında tutulurlar. shintani 1960'da amerikan vatandaşlığına hak kazanarak niihau'ya geri dönmüştür. irene harada ise 31 ay hapis yattıktan sonra ihanetle falan yargılanmaz. hayatı boyunca da masum olduğunu savunmuştur. pilotun haline üzülüp ondan yardım ettim falan diyecektir. yanan uçağın enkazı ise bugün hawaii pasifik havacılık müzesindedir.


niihau'daki japon asıllı amerikalıların ilk andan itibaren japonya tarafını tutup, komşularının evlerini kundaklayacak ona buna silah doğrultacak kadar fanatikleşebilmesi amerikan hükümetinin dikkatini çeker. hawaii'liler ise bundan rahatsız olurlar. 26 ocak'taki bir amerikan donanma raporu şöyle demektedir :

"daha önce hiçbir anti amerikan motivasyon göstermemiş iki niihau sakini japonun, adada japon hükümranlığı ihtimali baş gösterdiği anda japon pilotun yardımına koşmuş olmaları, daha önceden birleşik devletler hükümetine sadık olduğu addedilen japon asıllı vatandaşların gelecekteki japon saldırıları başarılı göründüğü vakit japonyaya yardım edecekleri ihtimalini mümkün kılmaktadır"

nitekim hawaii nüfusunun üçte biri japondur ve bu japonların da %90 kadarı marangozdur. adanın ekonomik varlığı için gerekli olduklarından ve dahası hawaii ada olduğundan tüm japonların toplatılması güvenlik açısından acil öncelikli görülmemiştir. buna rağmen abd'de özellikle de batı kıyısında yaşayan japon asıllı amerikalılar hiçbir şey yapmamış olmalarına rağmen savaşı toplama kamplarında geçireceklerdir. niihau vakasının bu tip bir roundup kararda önemi tartışmaya açıktır.

zor işlerdir bunlar netekim. kendi vatandaşın işgalci ile birlik olup onun ajandasını işletmeye yeltendiğinde ne yapılacağına karar vermek o kadar zor ve sıkıntılı bir şeydir ki. en basit örnekten gidersek atıyorum yunan ordusu ege adalarına asker çıkardı ve bozcaada'da rum kökenli olan türk vatandaşı yerel halkın bu işgalcilere tutup yardım ettiler. devletin buna tepkisi ne olabilir? şahsi kanaatimce sonuç niihau'dan pek de farklı olmaz. zira o yollardan biz de geçtik. ülkenin güneydoğusuna 30 yıl öncesinde yaşanmış ve bizim anlayışımıza çok da yabancı olmayan şeyler bunlar. terör örgütü mensuplarının ekserisiyle ile aynı etnik kökeni paylaştığı için onlara yardım eden köyler içindekilerle beraber boşaltıldığında ve köy sakinleri başka yerlere zorla gönderildiğinde de bunun altında benzer askeri bir gerekçe vardı. ha reagan hükümeti bu toplanıp kamplara sürülen japonlardan 1988'de çıkıp özür dilemiştir.


ama bu ikinci dünya savaşının bitip son amerikan askerinin ölümünden 43 yıl sonrasına denk gelmektedir. bizim güneydoğu sorunumuza aynı formülü uygulasanız, çatışma bugün bitse o köylerin tekrar kurulması dolması anca 2063 yılına falan denk geliyor gibi işte.