Rasyonel Düşüncelerde Duyguların Tam Olarak Nasıl Bir Etkisi Var?

Mantıklı ve duygudan arınmış davranışlar sergileyen biri, bunları hislerinden bağımsız mı yapıyor acaba? Duygular ve rasyonellik arasında nasıl bir ilişki var? Buyrun cevaplara.
Rasyonel Düşüncelerde Duyguların Tam Olarak Nasıl Bir Etkisi Var?

akıl yürütme ve rasyonel düşünce, bir dizi alternatif içinde hangi alternatifin en iyi sonucu vereceğini belirlemek için oluşturulan bir mantık uygulamasıdır. bu davranışları, biyolojik temelli hislerden duygulara ve akıl yürütmeye kadar olan bir spektrumda incelersek, otomatik hareketlerde bir azalma ve bilinçli seçimde bir artış görebiliriz.

günlük hayatta, duyguları bizi yoldan saptıracak irrasyonel dürtüler olarak görmeye eğitildik. birini "duygusal" olarak nitelendirdiğimizde, genellikle iyi bir yargılamadan yoksun olduklarını gösteren bir eleştiridir bu. popüler kültürdeki en mantıklı ve zeki figürler, duyguları üzerinde en büyük kontrolü uygulayan veya hiç duygu hissetmeyenler olarak görülürler.

o halde şunu sormak gerekir: duyguların seçimlerimiz ve kararlarımız üzerinde neden bu kadar önemli bir etkisi var?

duygularımızı kontrol etmeye ve etkilerini en aza indirmeye mi çalışmalı mıyız?

mantıksal akıl yürütmeye güvenmeliyiz öyle değil mi?

bu soruya cevap verebilmek için öncelikle duyguların “nörobiyolojik” tanımını yapmalı ve evrimsel süreçteki benliğin gelişimine katkısından bahsetmeli ki rasyonel düşünce üzerindeki rolü hakkında negatif veya pozitif bir kanıya varabilelim.

ünlü nörolog antonio damasio ünlü the feeling of what happens kitabında, duyguların (feelings) tanımından önce hislerin (emotions) tanımını yapar. günlük dilde bu iki terimi genellikle birbirinin yerine kullanırız. bu, duyguların hisler ile ne kadar bağlantılı olduğunu gösterir. nörolojik olarak bakıldığında; hisler, vücudun belirli uyaranlara verdiği karmaşık da olabilen tepkilerdir. başka bir deyişle çok çeşitli fizyolojik tepkiler üreten vücut durumlarıdır.
beyniniz bu fizyolojik tepkileri algılar, bu kolektif vücut durumuyla ilişkili bir dizi zihinsel görüntü üretir ve "korku" olarak bildiğiniz duyguyu yaşarsınız. diziye dikkat edin - bilinçsiz fizyolojik tepkiler, hissin bilinçli farkındalığından önce gelir.


biyolojik düzenleme biçimleri otomatik olarak ve tipik olarak bilinçli kontrolümüzün ötesinde çalışırken, duygular onları nasıl ifade edeceğimiz ve yanıt olarak ne yapacağımız konusunda seçimler yapmamıza izin verir. bir şeyden korktuğumuzda, kalplerimiz hızlıca atmaya başlar, ağızlarımız kurur, cildimiz solgunlaşır ve kaslarımız kasılır. bu duygusal tepki otomatik olarak ve bilinçsizce gerçekleşir. duygular, beynimizde bu tür fiziksel değişikliklerin farkına varıldıktan sonra ortaya çıkar; ancak o zaman korku hissi yaşarız.

o halde duygular, hislerden mi oluşuyor sorusuna evet cevabını verebiliriz. 

beyin, sürekli vücuttan sinyaller alır ve içinizde olanları kaydeder. daha sonra sinyalleri nöral haritalarda işler ve daha sonra duyusal merkezlerde derler. duygular, haritalar okunduğunda meydana gelir ve duygusal değişimlerin fiziksel durumumuzun anlık görüntüleri olarak kaydedilir.

bu anlamda duygular, neredeyse tüm canlıların yaşamını düzenleyen süreçlerinin merkezindedir. duygular, vücudumuzun yapısının ve durumunun sürekli güncellenen bir görüntüsüne doğrudan açılan bir pencereden görebileceğiniz bir şeydir. bir duygu, bir vücut manzarasının anlık "görüntüsü"dür. duygu haritalama ile bedenimi “zihinsel olarak temsil ediyorumdur”.

aklın nörolojik yapısındaki birincil diyebileceğimiz seviyeler, bir organizmanın hayatta kalması için gerekli olan vücut işlevleriyle birlikte duygular ve duyguların işlenmesini düzenleyen sistemlerle aynıdır. buna karşılık, bu birincil seviyeler hemen hemen her bedensel organla karşılıklı ilişkilerini sürdürür, böylece bedeni doğrudan en yüksek akıl yürütme, karar verme ve ayrıca sosyal davranış ve yaratıcılığa ulaşan operasyon zincirine yerleştirir. his, duygu ve biyolojik düzenleme, insani akılda rol oynar. bu durumda hem "yüksek seviye" hem de "birincil seviye" beyin bölgeleri akıl yürütmede işbirliği yapar sonucuna varabiliriz.

peki duygular, bilince katkı sağlar mı?

damasio’ya göre bilinç, tıpkı duygularımız gibi, vücudun temsiline ve belirli uyaranlara tepki verirken nasıl değiştiğine dayanır. bu temsil olmadan benlik imgesi düşünülemezdir.
hayatta kalabilmemiz, gelişebilmemiz, üretebilmemiz ve nihayetinde ölebilmemiz için organlarımıza ve beynimize kalıcı olarak kurulan belirli eylem programları vardır. bu yaşam dünyası düzenlemesi (homeostaz) çok çeşitli vücut durumlarını kapsar.

aslında insanlar, esas olarak bu homeostatik organizmayı kurmak için bir benlik imajı geliştirmişlerdir. beyin, onu hayatta tutan tüm süreçleri düzenlemek için vücudun durumu hakkında sürekli “güncel” bilgilere ihtiyaç duyar. bir organizmanın sürekli değişen bir ortamda hayatta kalmasının tek yolu budur.

organizma, ancak vücudun işlevlerini ve beyinde meydana gelen ilgili değişiklikleri temsil edebildiği zaman duygulara sahip olabilir. bu şekilde organizma onları algılayabilir. bu mekanizma olmadan bilinç olmaz. bu anlamda descartes’in “ben olan ruh, bedenden tamamen farklıdır” ayrımının da yanlışlığını ortaya koyar.

insanlar olarak bizler duygu ve his gibi şeyleri içeren temel yaşam düzenlemesi süreçlerini kullanarak, onları çevremizde yepyeni bir dünya yaratacak şekilde entelektüel süreçlerle birleştiririz.

rasyonellik muhtemelen en kritik ayrımları yapsa ve ona göre hareket etse bile vücut sinyalleri tarafından şekillenir ve modüle edilir. duygular, sadece limbik sistem olarak bilinen beyin yapılarını değil, aynı zamanda beynin prefrontal kortekslerinin bazılarını ve en önemlisi vücuttan sinyalleri haritalayan ve entegre eden beyin bölgeleri de içerir.


klinik vakalara baktığımızda, beyin travması hastalarının beynindeki fiziksel hasar, duygu deneyimleme yeteneklerinde önemli bir azalmayla sonuçlanmış ve bu durumun akıl yürütme ve karar verme kapasitelerini önemli ölçüde azalttığı tespit edilmiştir. bu da açık bir şekilde “duygusal tepkilerimizi azaltmanın karar verme kalitemizi zayıflatabileceği ve daha kötü seçimlerle sonuçlanabileceği sonucuna varmamızı sağlar.” hislerimizi algılamak ve onları duygulara dönüştürebilmek için “artan bir vücut farkındalığı” hissi ve bu şekilde oluşturulan fiziksel benliklerimize olan yakınlık hissi alacağımız kararlara katkı sağlar.

duygular, akıl yürütme süreci üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilecek otomatik bir önyargı mekanizması olarak da işlev görür ve daha iyi kararları daha hızlı almamıza yardımcı olurlar. duygular, belirli uyaranların uyandırdığı zihinsel imgeler ve buna karşılık gelen bir dizi olumlu ya da olumsuz sonuç arasında öğrenilmiş bir ilişki kümesini içerir. bu anlamda duygular, yalnızca olumsuz bir sonuca yol açacak birçok alternatifi dışlamamıza ve olumlu bir sonuca yol açacak olanlara odaklanmamıza izin vererek, akıl yürütme sürecinde kritik bir rol oynar.

kontrolsüz veya yanlış yönlendirilmiş duygular irrasyonel davranışların ana kaynağı olabilir elbet. bu inkâr edilemez.  duygular bizi açıkça yanlış yönlendirebilir ve akıl yürütme sürecini zayıflatabilir, ancak bunun nedeni, hislerden “duygu oluşturma” aşamasında belirli uyaranlar ile olumlu veya olumsuz sonuçlar arasında ilişki kurma sürecimizdeki “hatalar”dan kaynaklanmaktadır. 

duygularımızı daha eksiksiz keşfetme süreci, yanlış veya mantıksız duyguların bizi yoldan çıkardığı zamanları daha iyi anlamamızı, telafi etmemizi ve düzeltmemizi sağlayacaktır.


son olarak

şunu belirtmeliyim ki duygular, biyolojik düzenlemeden ayrılamayacak kadar özel bir çok bileşenli sisteme bağlı gibi görünüyor. rasyonel düşünme veya akıl yürütme de, duyguları işlemek için olan belirli beyin sistemlerine bağlı ve iç içe geçmiş haldedir. rasyonel düşünce, bu nedenle anatomik,nörolojik, evrimsel ve fonksiyonel olarak duygulara ve oradan da vücuda ve vücudun kendini ifadesi olan hislere bağlanır.

detaylı okuma, damasio ile yapılan röportajlar ve kitabının eleştirisi için: bakınız ve bakınız.

Aşırı Zeki İnsanların Daha Duygusuz Olduğu Bir Gerçek mi Yoksa Bir Efsane mi?

Ebeveynler, Karantinadaki Çocukların Psikolojisi İçin Nasıl Davranmalı?