Romanlarda Geçen Mükemmel Benzetmeler

Benzetme işinde usta yazarların usta işi kitaplarından mükemmel örnekler.
Romanlarda Geçen Mükemmel Benzetmeler

"yetmiş yaşından sonra, güneşli ülkemizi görmek, büyük şehrimizin sıcak rüzgârına dişsiz ağzıyla gülümsemek ve buruşuk suratını, gezdirildiği kazık marka otobüsün camında seyretmek imkânını bulan yabancı bir turistin heyecanı içindeyim."

oğuz atay - tehlikeli oyunlar

"öyle herkesin dut hasırı gibi bir ucundan tuttuğu yalana tenezzül edemezdi. zaten kendisi için her şeyi mubah gören bu asil ve mühim adam, başkasında yakaladığı en küçük kusuru bile affetmediği için karşısında öyle düpedüz yalan söylemek kabil değildi."

ahmet hamdi tanpınar - saatleri ayarlama enstitüsü

"daha pakize ile mülâkat üzerine konuşmamış, bu kepazeliği niçin yaptığını ona sormamıştım. böyle bir konuşmanın beni nerelere kadar götürebileceğini bilmiyordum. fakat karım hiç oralarda değildi. bir hamlede yedi çocuk birden doğurmuş bir dişi kedi gibi yaptığı işten memnun, bütün uzviyetinden sevinç aka aka etrafımda dolaşıyordu."

ahmet hamdi tanpınar - saatleri ayarlama enstitüsü

"ve görmeden baktığım sokağa hâkim penceremden dışarı sarktığımda, kendimi birden, kurusun diye pencerelere asılan, sonra orada unutulup yavaş yavaş buruşan, sonunda da asıldığı yeri kirleten yaş bir toz bezi gibi hissettim."

fernando pessoa - huzursuzluğun kitabı

"ne yaparsın vasiliyciğim! insanın oğlu kendinden kopmuş bir parçadır, derler. bir şahindir oğul: canı istedi uçup geldi yanımıza, canı istedi uçup gitti... seninle ben bir ağaç kovuğunda iki mantar gibiyiz, diz dize otururuz, bir yere gidemeyiz. yalnızca ben kalacağım senin yanında daima... sen de benim yanımda..."

ivan turgenyev - babalar ve oğullar

"apartman bahçesindeki ağacın gölgesi salonun ortasında sallanırken, geçmişten arta kalan tozlar, pencereden giren ışığın önünde küçük bir kâinat gibi dönüyordu."

ömür iklim demir - muhtelif evhamlar kitabı

"mutfağın ışığını gören annem geldi. hiçbir şey demedi. boynuma sarıldı. usulca sarıldı. gül sarmaşığı duvara nasıl sarılırsa öyle sarıldı."

mustafa çiftçi - bozkırda altmışaltı

"kadın bunu duyunca, cam kırığı gibi dört yana saçılan bir kahkaha attı."

gabriel garcía márquez - yüzyıllık yalnızlık

"sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?"

stefan zweig - bilinmeyen bir kadının mektubu

"özgürlük bazen kudurmuş bir ırmak gibidir; çamur da getirir."

ece temelkuran - ağrı'nın derinliği

"senin de fikirlerin tıpkı giysilerin gibi başkaları tarafından üretilmiş."

jack london ~ martin eden

"bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler."

sadık hidayet - kör baykuş

"geçmiş uçsuz bucaksız, taşlık bir arazidir, kimileri sanki otobandaymış gibi geçip gitmekten hoşlanırken kimileri de sabırla bir taştan öbürüne seker, taşı yerden kaldırır, altında ne olduğunu öğrenmek ister."

josé saramago - filin yolculuğu

"buraya oturalım. gökyüzü buradan daha iyi görülüyor. yıldızlı derinliğin sonsuzluğu ne kadar da avutucu. göğü seyrederken hayat daha az yakar canımızı; hayatın iyice kızdırdığı yüzümüzden, narin bir yelpazeyi hatırlatan hafif bir rüzgar geçer."

fernando pessoa - huzursuzluğun kitabı

Edebiyat Tarihinin En İyi Sayılabilecek Giriş Cümleleri