Sivil İtaatsizliğin Sembol İsmi: Martin Luther King Jr. Hakkında Az Bilinenler

1929-1968 yılları arasında yaşamış olan Afrikalı-Amerikalı Baptist papaz ve Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi Martin Luther King Jr'ın hayatı, okunması gereken cinsten.
Sivil İtaatsizliğin Sembol İsmi: Martin Luther King Jr. Hakkında Az Bilinenler

sivil haklar aktivisti ve baptist kilisesinin mensubu martin luther king, insan haklarını geliştirmek ve afroamerikalılar için eşit haklar elde etmek adına kullandığı pasif direniş yöntemi ile hatırlanır. derisinin rengine göre insanların ayrıştırılmasına ömrü boyunca karşı çıktı ve 1963'te ünlü "i have dream a dream" konuşmasını yapmak için washington'a yürüdü. ertesi yıl, pasif direniş yoluyla ırksal eşitsizliğe karşı çıktığı için nobel barış ödülü'nü kazandı.

trajik bir şekilde martin luther king, 1968'de james earl ray tarafından suikaste uğradı. ölümünden sonra başkanlık özgürlük madalyası ve kongre altın madalyası verildi. 1986 yılında martin'in doğum tarihi (martin luther king'in doğum günü olan 15 ocak'a yakın olması amacıyla her yıl ocak ayının 3. pazartesi günü kutlanır), martin luther king jr. günü olarak resmi ve federal bir tatil günü oldu. bununla birlikte, martin hakkında bilmediğiniz başka büyüleyici şeyler de var. babaannesinin ölümüne verdiği tepki ve sigara tutkusundan bir garip balayına kadar martin'in hayatı ve çocukluğu ilginç olaylarla doluydu. huzurlarınızda martin luther king jr.'ın hayatı:


martin 12 yaşında sorumluluğu olan bir ağabey iken, evde kalmak ve o sırada 6 yaşında olan küçük kardeşi alfred daniel'a göz kulak olmak yerine bir geçit törenine gitmeye karar vermişti. kendisinin yokluğunda kardeşi alfred merdiven korkuluğundan aşağı kaydı ve anneannesine doğru sertçe koşarak kadına çarptı. büyükannesi jennie, bu çarpışmadan sonra bir kalp krizi geçirdi ve hayatını kaybetti. büyükannesinin kalp krizi ile hiçbir ilgisi olmasa da, martin büyükannesi jennie'nin ölümü için kendini suçladı. kedere boğulmuş olan martin, ailesinin evinin ikinci kat penceresinden atlayarak intihar etmeye çalıştı. babası, büyükannesinin vefatından sonra martin'in günlerce rahatsız olduğunu ve uyumakta zorlandığını anlatır.

1940'lı yıllarda pennsylvania'daki ilahiyat okuluna giderken martin, bir kafeteryada çalışan betty adındaki hoş bir alman kadınla randevulaştı. çift birbirine aşıktı ama arkadaşları onu betty'den ayrılmaya ikna etmeye çalıştı çünkü martin'in babası, ırklararası ilişkilere korku ile bakıyordu. martin bu yüzden hapse girebilir hatta öldürülebilirdi. bearing the cross'un yazarı david garrow'a göre, betty ile ayrıldıktan sonra martin'in kalbi fena halde kırılmıştı. bu ilişki o an sürdürülemez görünüyordu ve severek ayrılmışlardı. martin'in babası, oğlunun karısı coretta scott'ı hiç sevmedi çünkü martin'in opera sanatçısı mattiwilda dobbs ile evlenmesini istiyordu.

martin gençken, hartford, connecticut yakınlarında tütün hasadı yapan yazlık bir işe girdi. orta sınıf siyahi bir güney ailesinden bir genç olarak, abd'deki herkesin afroamerikalılara ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmadığını çabucak öğrendi. babasına bir mektup yazdı:

“buraya gelirken hiç görmeyi beklemediğim bazı şeyler gördüm. washington'u geçtikten sonra hiçbir ayrımcılık yoktu. buradaki beyaz insanlar çok iyi. istediğimiz herhangi bir yere gidip istediğimiz her yere oturuyoruz. hatta bana sıcak bir şekilde gülümseyenler bile oldu."

annesine bir not ekledi: 

“anne, benim ırkımdaki bir kişinin herhangi bir mekana elini kolunu sallayarak girip yemek yiyebileceğini hiç düşünmemiştim ama hartford'daki en iyi restoranlardan birinde yedik ve orada en büyük şovları izledik.”


martin'in suikasta uğramasından altı yıl sonra annesi alberta williams king de vurularak öldürüldü. alberta kilisede org çalarken, 1974'te marcus wayne chenault adlı bir adam ebenezer baptist kilisesi'nin ön safında durdu, iki tabanca çıkardı ve ateş etmeye başladı. martin'in babasını öldürmeyi amaçlamıştı ancak onun yerine kendisine daha yakın olduğu için alberta'yı öldürdü. anne king, oğlu martin'in şiddetsizlik vaazı verdiği bu kilisede katledildi. katile başlangıçta idam cezası verildi ancak martin'in ailesi ölüm cezasına karşı çıktı ve onun yerine ömür boyu hapis cezası almasını istedi.

düzenli olarak sigara içtiği bilinmesine rağmen, martin'in sigara içerken çok az fotoğrafı vardır. suikasta uğradığı gün, otelin balkonunda sigara içiyordu. sigara alışkanlığını iki temel nedenden ötürü aktif olarak saklıyordu: birincisi, özellikle kilise rahibi olduğu için bağımlılığa bağlı bir sosyal damgalanma ihtimali vardı. ikincisi, çocuklarının kendisine özenip sigara içmesini istemiyordu. suikasttan sonra reverend kyles, martin'in öldürüldüğünde sigara içtiğini gizlemek için sigara paketini cebinden çıkardığını iddia etti.

1958'de kitap imzalama günü sırasında izola ware curry adlı bir kadın, martin'e “beş yıldır seni arıyordum” diyerek yaklaştı ve sonra onu bir mektup açacağı ile göğsünden bıçakladı. doktorlar, mektup açacağının martin'in aortuna tehlikeli bir şekilde yakın olduğundan ve en ufak bir kayma bile olursa ölme riskinden ötürü, kesici aleti çıkarmak için üç saatlik zorlu bir ameliyat gerçekleştirdiler.


martin eğitim hayatında o kadar başarılı olmuştu ki, 9. ve 12. sınıfları direkt atlayabildi ve hatta 15 yaşında birinci sınıfa kabul edilerek bir üniversiteli oldu. 1944 yılında, babasının ve büyükbabasının ayak izlerini takip ederek morehouse üniverstesi'ne kaydoldu. başlangıçta babası tarafından ataları gibi papaz olması istenmişti ama martin'in baptist kilisesi papazı olmakla ilgisi yoktu. morehouse rektörü benjamin e. mays, zor da olsa martin'i papazlık yoluna girmesine ikna etti. ayrıca sosyoloji bölümünden lisans derecesini aldı ve ikinci lisans derecesini pennsylvania, chester'daki crozer teoloji okulu'ndan aldı. 25 yaşındayken boston üniversitesi'nden sistematik teoloji alanında doktora derecesine ulaşmıştı.

martin ve karısı coretta, en kutsal günleri olan düğün gecelerini bir cenaze evinde birlikte geçirdi ancak biri öldüğü için değildi. 1953'te oteller afroamerikalı çiftlere balayı süitlerini vermiyordu ve bu yüzden martin'in bir arkadaşı kendisine ait olan cenaze evinde bir akşam martin ve coretta'yı ağırlamayı teklif etti. martin özenle evi hazırladı ve insanlık ayıbı olan bu durumun elinden geldiğince üstesinden geldi.

ölümüne kadar süren yılmaz sivil haklar savunuculuğu boyunca, martin birçok kez tutuklandı. çeşitli sivil itaatsizlik eylemleri ve diğer uydurma suçlamalar ile toplam 29 kez hapse gönderildi. örneğin 1956'da, hız sınırını sadece beş mil aştığı için alabama, montgomery'de hapse gönderilmişti.

1950'lerde martin, pasif direnişe başlamadan önce silah taşıma izni için başvurdu. kendini savunma amaçlı bir silah koleksiyonuna sahipti ve genellikle kendisi ile ailesini koruyan silahlı muhafızlarla çevriliydi. martin'in meslektaşlarından biri olan glenn smiley, martin'in evini bir “cephanelik” olarak adlandırmıştı. alabama'daki ku klux klan'ın en üst hedefi olması gibi martin'in korunmak için iyi bir nedeni vardı ve her gün ölümle tehdit ediliyordu. ayrıca montgomery'deki evi ve baptist kiliseleri bombalanmıştı.

martin öldüğünde bir vasiyet bırakmamıştı ve dört çocuğunu üniversiteye göndermek için kenara hiç para ayırmamıştı. çok sayıda satılan dört kitap yazmış, nobel barış ödülünü kazandığı için 50.000 dolardan fazla para almış ve halka yaptığı vaazlı etkinlikler ve papazlıktan para kazanmış olsa da, karısı veya çocukları için herhangi bir fon oluşturmamıştı. martin kazandığı paraları ailesine bırakmak yerine, sivil haklar hareketine bağışladı ve bir papaz olarak yoksullara yardım etti.


martin bir trekkie idi. 

stark trek dizisine ve uhura karakterini canlandıran afroamerikalı şarkıcı nichelle nichols'e hayran olan martin luther king, nichelle'i dizide kalması için ikna eden kişiydi. kendisine baskı vardı çünkü nichelle o dönemdeki dizilerde ana karakter oynayan tek afroamerikalı kadındı ama martin diziye devam etmesini sadece bu yüzden değil, dizinin popüler klişelerden uzak oluşu için istiyordu. "belki de deri rengine bakmaksızın her insanın eşit bir şekilde yaşaması için yüzyıllar sonraki uzay çağ'nı beklemenize gerek kalmaz." nichelle'in canlandırdığı uhura zekiydi ve bütün mürettebat ona saygı gösteriyordu.

ilahiyat okulunun ilk yılına devam ederken martin şaşırtıcı bir şekilde vaizlik dersinden "c" notu almıştı. bu notu insanların önünde konuşmakta kötü olduğu için değil, artık eskide kalmış kurallara uymadığı için almıştı. babası ve birçok hocası, martin'in şimdiye kadar karşılaştıkları en iyi vaizlerden birisi olduğunu söylüyorlardı. martin, okuldan mezun olduğu zaman notu "a" ya çıkarmayı başarmıştı. ayrıca öğrenci birliği başkanı ve valedictorian* idi.

martin, 4 nisan1968'de memphis tennessee'de öldürüldü. ölmeden önceki gece, mason tapınağı kilisesi'ndeki bir grup insanla konuşarak, dinleyicilerine vaat edilmiş topraklardan bahsetti:

“herkes gibi ben de uzun bir hayat yaşamak isterim. uzun ömürlülüğün de güzel bir yanı var ama şimdi bununla ilgilenmiyorum. vaat edilen toprakları çok zaman önce gördüm. belki ben sizinle oraya gelmeyebilirim ama bu gece bilmenizi istiyorum ki, biz insanlar olarak vaat edilen topraklara gideceğiz. ve bu gece mutluyum. hiçbir şey için endişelenmiyorum. hiç kimseden korkmuyorum. kendi gözlerimle tanrının gelişinin görkemini gördüm."

martin'in -bilinen- gizli bir şarkı söyleme yeteneği yoktu ancak ölümünden sonra, 1971'de the best spoken word album* adı ile grammy ödülü kazandı.

insan hakları ve eşitlik için pasif direniş gösteren savaş karşıtı martin luther king jr.'ın grammy kazanan konuşmasında da söylediği gibi:
"şimdi, başlangıçta bu savaşı adaletsiz, kötü ve nafile bir savaş olarak gördüğümü açıklığa kavuşturalım. bugün vietnam'daki savaş hakkında size vaaz veriyorum çünkü vicdanım bana başka seçenek bırakmıyor. amerika'ya bu trajik savaş hakkındaki gerçeği duyurmanın sırası geldi."