Son Yılların En Sağlam Uzay Filmlerinden Gravity'nin Metaforik İncelemesi

Şu sıralar Roma ile gündemde olan Meksikalı yönetmen Alfonso Cuarón'un uzay boşluğunda geçen filmi Gravity, sade hikayesine rağmen çok şey anlatıyordu.
Son Yılların En Sağlam Uzay Filmlerinden Gravity'nin Metaforik İncelemesi
Uyarı: Spoiler içerir.


sizi dünyaya bağlayan tek ve en yakın parçanızı hiç olmayacak bir şekilde kaybediyorsunuz ve bu kayıp dünyayı içinde hiçbir şeyin hareket etmediği anlamsızca dönüp duran bir boşluğa dönüştürüyor. yaşam içindeki boşluk katlanılmaz hale geldikçe uzay boşluğunun sessizlik içindeki kıpırtısızlığı "yerim burası artık" isteğini uyandırıyor; hiçbir şeyin yaşamadığı ve ölmediği karanlık içerisinden yerkürenin sakince dönüşünün seyri.

ve sonra içeride kopan parçanın yarattığı boşluğun getirdiği yıkıcı enerjiden haberdar olmuşcasına uzay boşluğu, oradaki her şey de parçalanmaya, savrulmaya, delik deşik etmeye başlıyor. bir an evvelinde uzay boşluğunun sessizliğinde salınan koca koca gemiler parçalara ayrılarak ryan stone'u da un ufak etmeye çalışıyorlar.

ryan stone... soyadında bir kaya var. içerisine daha büyük bir kaya oturmuş. uzay boşluğunda da kaya gibi parçaların ve ateş toplarının saldırısına uğruyor.


kaya gibi un ufak olmuyor kadın; ipler var film boyunca, kopan, kopmayan, uzatılan, tutulan, halkalar oluşturan, dans eden ipler. eller var; birbirini tutan eller, bırakılan eller, gemiye tutunmak için son gücünü kullanan eller, gemi içinde yol bulan eller. oksijen var; sınır değere düşen, nefessiz bırakan, azlığında baygınlık yaşatan ve yeniden bulunduğunda bir hamle daha yapmayı sağlayan. nefes var yani. nefes almaktan "yeter" diyerek vazgeçmek üzere olan bir kadın var. belli ki nefessiz kalmış, nefesi kalmamış.

konuşmaya, mesajlar göndermeye, koordinat belirlemeye yarayan bilindik anlamdaki iletişim yok filmde; tüm uzay istasyonlarıyla bağlantılar kopuyor, kowalski ve ryan arasındaki kopuyor, çinliler ryan'ın son bir umut olarak gördüğü "mayday"ine köpek sesleri ve kahkahalarla cevap veriyorlar, panodaki yazılar rusça ve çince... iletişim yok. dünya içi yaşamında tüm iletişim olanaklarını kopartmış olan, sadece direksiyon başındayken kendini hisseden ve radyoya yalnızca müzik gelmesi, konuşma sesi gelmemesi durumunda katlanabilen stone'un durumunun yeniden sahnelenişi olan iletişimsizlik.

Ünlü cenin sahnesi.

ayrılma, kopuş ve yeniden bağlanma durumlarında, birinden diğerine yaşanan şey diyalektik bir ilişki değil de sıçramadır. kierkegaard'ın yapamadığı kierkegaardvari o hareket. her sıçrama ya da dibe düşüş travmatiktir ve an mertebesindeki zaman diliminde büyük korku, panik, nefes alamama, kendini koyverme, umutsuzluk, sarılma ihtiyacı..tüm bu hisleri yaşatır kişiye. kişi kendiliğinden sıçramaz, benliğin işi değildir bu, benlik uzay boşluğunda huzur içidne salınmayı seçerdi eğer ona sorulsaydı tercihi. benlik salınırken, dünya içi yaşamını sürdürürken bir parça çat diye kopar ve kopan parçanın niteliksel büyüklüğüne bağlı olarak kişi denge halini sonsuza kadar yitirebilir.

nesnesi koptuğunda kişiden, yeniden bir nesne bulabilmek için gereken ayrılık süresi kopuş zamanıdır ve bunun ne kadar süreceğini ölçebilecek bir kronometre, dışsal bir zaman birimi yoktur. belki de bu yüzden ryan'a dünya içi zamanı, ilinois'deki zurich gölü'ndeki saatle aynı saatte olduklarını hatırlıyordu kowalski. ve ryan oksijeni bitmek üzere olduğu için ilgisiz değildi o zamana. hissedemiyordu. kopuş zamanında savruluyordu.

bildiğim kadarıyla ayrılma ve bağlanma üzerine hem kitaplar hem de psikoloji bölümlerinde dersler falan var. öyle bir konumum olsaydı, birkaç ders ayırırdım bu filme.

Final: Filmin bir doğum-evrim metaforu olmasıyla ilgili düşünceler

1. karakterin cenin pozisyonu alması ve arkasındaki kabloların göbek kordonuna benzemesi.

2. dünya'yı yumurta astronotları sperm gibi düşünürsek bu spermlerden yalnızca bir tanesinin yarışı tamamlaması ve yumurtaya ulaşması.

3. karakterin suya battığı sahne için konuşursak ve astronot kıyafetini kızının ölümü olarak düşünürsek onu dibe çeken ve sürekli geçmişe takılı kalmasına neden olan bu olayı deri değiştirir gibi çıkarıp atması.yüzeye çıkması.

4. karakter denizden çıktığı zaman üzerinden akan suların amniyon sıvısına benzemesi.

5. sudan çıkan karakterin önce dört ayak üzerinde durması daha sonra doğrularak iki ayağı üzerinde yürümeye başlaması.

bunlar bazılarına çok zorlama çıkarımlar gibi gelebilir fakat yönetmen zaten bir röportajında filmin bir doğum metaforu olduğunu söylüyor, cenin pozisyonu sahnesinden bahsediyor...

Roma, Alfonso Cuaron'a Neden En İyi Yönetmen Oscar'ını Kazandıracak?

Güney Kore'nin Oscar Adayı Filmi Beoning'in Anlatmak İstediklerini Çözen Bir İnceleme