Tarihin En Önemli Kadınlarından Nefertiti'nin Yeni Bulgularla Güncellenen Hikayesi

Eşi olan Mısır Firavunu IV. Amenhotep ile aynı konumda kabul edilen kraliçe Nefertiti'nin bütün hikayesini, en güncel haliyle paylaşıyoruz.
Tarihin En Önemli Kadınlarından Nefertiti'nin Yeni Bulgularla Güncellenen Hikayesi

nefertiti... kendisi ile ilgili olarak, yeni ortaya çıkan bulgu ve teoriler eşliğinde yeniden doğan nefertiti, iki defa doğan kadın firavun nefertiti, ya da en iyisi bin bir yüzlü nefertiti adını verebileceğimiz, modern çağlarda dahi halen bir ikon olarak gücünü koruyan, tarihin en önemli ve en güçlü kadınlarından biridir.


herkesin bildiği ve büyük oranda yanlışlanmış olan klasik öyküsü şöyledir

muhtemelen suriyeden gelen mitanni prenses nefertiti, mısır tahtının varisi iv. amenhotep (akhenaton) ile evlenir. bu evliliğin masal gibi olması dışında firavun ve eşi de birbirine o denli bağlı ve aşıktırlar ki, karmaşık mısır geleneklerine de beraberce kafa tutmaya karar verirler ve bu sırada firavun amenhotep, akhenaten(akhenaton) adını alarak yeni de bir din(aton güneş dini) inşa etmeye koyulur. nefertiti ise onun eşiti, naibi ve kraliçesi olarak devamlı yanındadır.

Akhenaton

başkentin amarna (akhetaton: aton'un ufku) ya taşındığı bu çalkantılı dönemin sonunda amarna'nın yükselişini kısa süre sonra bir çöküş döneminin izlediği, akhenaten'in sert kararlarla getirdiği yeni din anlayışından daha sonra vazgeçtiği ya da bu kararlarını yumuşattığı görülür.

firavun akhenaton karnak kompleksini (bkz: karnak tapınağı) kapatıp amon rahiplerinin işine son verdikten sonra, amarna'da inşa ettirdiği havadar ve üstü açık aten tapınaklarında her şeyi yaratan güneş tanrısı adına ayinler düzenleterek kendi de tanrılıktan feragat ederek eşi ile beraber bir nevi bu dinin yeni insan peygamberi olur. bu yeni ve aniden emir ve yasaklar yoluyla değiştirilen dini anlayış mısır da sorunlara ve istikrarsızlığa yol açmıştır. (doğal olarak) akhenaten'in iktidarının 12-13. yılından sonrası ise daha da bulanıktır, hatta kimin kim olduğunu anlamak tarihçiler açısından da imkansız hale gelmiştir zaman zaman.

nitekim akhenaton iktidarının 17. yılında şüpheli biçimde öldükten sonrasında henüz toy yaştaki varisi tutankhamun'dan başlayarak bir geri dönüş başlamış, onun da ölümü ardından horemheb iktidarında bütün amarna devrinin üstü örtülmüş, amarna döneminde yükselen isimler de bütün duvarlardan kazınmış, daha doğrusu kral listelerinden çıkarılmıştır. yani tarihçiler açısından bu dönemlerde kral listesi ve isimler de oldukça problemlidir. burada bir nokta koyarak sırayla gidersek eğer...

Tutankamun

1. eski teorinin sorunları

bu konudaki uzun zaman da inanırlığını devam ettirmiş varsayıma göre, akhenaten'in iktidarının çöküşü ve bu sırada rahipler sınıfının otorite boşluğundan faydalanarak daha da etkin olduğu isyanlarla anılan karanlık dönemde birçok geçici veya kısa ömürlü kraliçe veya firavun görünür. örneğin smenkhare, ilk öne çıkan ve akhenaton'un oğlu olduğu düşünülen isimlerden biridir.

nefertiti ise daha akhenaten iktidarının 12. yılında akhenaton'un annesi kraliçe tiye'nin baskıları sonucunda ortadan kaybolup ismi kazındığı için gözden düştüğü ve öldürüldüğü düşünülmüştür hep. bu zamandan sonra da görülmemekte ancak ölmüş olması gerektiği halde, daha ileri yaşlarına ait betimlemeleri bulunabilmektedir. bu durum da biraz kafa karıştırmış ve uzun süre çözülememiştir.

Smenkhare'nin kafatası

2. yeni bulgular

kuşkusuz bu konuda elde edilen en önemli keşif amarna da tesadüfen bulunan bir yazıttır. bu yazıtta şüphe götürmez biçimde akhenaten'in iktidarının 16. yılında nefertiti'nin halen yaşadığı ve onun yanında olduğu anlaşılmıştır. 2012'de bulunan ve 2014'de yayınlanan ve amarna'daki bir inşaat ile ilgili olan akhenaten'in iktidarının 16. yılına tarihli olan yazıtta inşaat alanının yetkisinin akhenaton ve eşi nefertiti'de olduğu belirtilmiş. burada bir statü değişimi olduğu anlaşılıyor, nitekim eski bilgilere göre bundan 4 yıl öncesinden beri nefertiti'nin adı bulunduğu yerlerden kazınmıştı. buradan anlaşılan bir başka şey de amarna'nın son yıllarında halen akhenaton ve nefertiti'nin ilk geldikleri şekliyle olmasa da beraberce ülkeyi yönetiyor oluşudur.

nasıl yani?

nefertiti, akhenaton'un son yıllarında halen onun eşiti olarak mısır'ı yönetiyor ise tarihsel açıdan bu her şeyi değiştirir ve kralın annesi tiye'nin amarna'ya gittikten sonra ne yapabildiği tekrar tartışmaya açılır (istikrarsızlaşan mısır ülkesinde eski başkente artık uğramayan çifti ikna için tiye yanlarına gönderilmiştir). eğer nefertiti ölmedi ise durum değişir. nitekim böyle bir gücü elinde tutan biri (üstelik kadın ise belli açılardan daha da tehlikeli) oğlunu, yani bir çocuğu firavun olarak tahta oturtmak suretiyle kolayca diskalifiye edilemez. (aynı hanedanın daha eski bir üyesi olan kadın firavun hatshepsut'ta olduğu gibi. söz konusu kişi, kendini firavun ilan etmiştir.)

kv 35 (kv 62, kv 55 gibi diğer önemli mezarlarla beraber) denilen kazı alanında tutankamun ve akhenaten olduğu anlaşılan mumyalarla beraber biri yaşlı biri de genç olan iki kadın mumyanın gömülme ve duruş biçimleri üzerine, kim oldukları üzerine başka bir tartışma da başlar. zahi hawass ve ekibi yeni tekniklerle (bilgisayarlı tomografi, dna eşleştirmeleri, saç telinden alınan örnekler, kıyaslamalar, mitokondriyal dna analizleri, mumyalarda rastlanan kalıtımsal olarak ortaya çıkmış dolosefali kafa şekli, uzun kemik, yarık dudak gibi bazı ortak anomaliler, kemik yaşı analizleri vs.) ve birçok test yapıldıktan sonra nihayetinde anlaşılan odur ki, genç mumya vahşice öldürülen akhenaten'in eşidir (aynı zamanda onun dini devrimden geri adım attıktan sonraki mecburi ikinci eşi olan öz kızkardeşi) bu kadın gerçekten de öldürülmemiş olsaydı da pek yaşayamayacak olan tutankamun'un da biyolojik annesidir. yaşlı ve daha iyi durumda olan gür saçlı mumya ise akhenaten'in, ölü haliyle bile saçları yaşayanlardan gür olan annesi kraliçe tiye dir.

Kraliçe Tiye

genç ve önceleri mezar soyguncuları tarafından veya gömüldükten sonra intikam için tahrip edildiği ve nefertiti olduğu düşünülen mumya ise (tiye'nin mumyası için de aynı iddia sıklıkla söylenmişti) akhenaten'in öz kızkardeşine aittir. prensesin adı firavunun öz kızkardeşi olduğu halde bilinmiyor (young lady diye geçiyor) ve amarna'da katledildiği anlaşılıyor. görünüşü biraz tuhaf olan tutankamun'u doğurduktan bir süre sonra gözden düşen prensesin bilinmeyen adı da her yerden kazınmış. zaten o sırada da sonradan değil cinayet işlenerek vahşice (aslında hemen ölecek biçimde) katledilmiş. mumyada görülen çeşitli hasarlar incelenerek (ağzında çenesinde ve kafatasındaki kırılmalar) cesede zarar verme amaçlı intikam veya mezar soygunculuğu girişimlerinden değil, henüz yaşarken işlenen bir cinayet olduğu anlaşılabilmiştir. yeri gelmişken belirtelim, mısır dininde mumyalamanın bu kadar önemli olma nedeni cesedin korunmasının öneminden kaynaklanır, ceset yoksa yanmış veya yok edilmiş ise öte alemde yeniden dirilemezsiniz. evet gerçekten de bu kadar önemli konu, evet fakirlere öte alemde de büyük ödül yok, yoksa neden mumyaya bunca çaba ve para döksünler? tabi kimsenin işlemesi gereken ve tanrı osiris'in firavun oğullarını dahi yargılayacağı en ağır suçlardan olsa da yeni firavun ve kraliçeleri eğer en önemli kişilerden değillerse hatta artık önemli ama mezarı bulunmuş ölü kişilerden iseler böyle birçok mezarı yüklü paralar ödeyerek tahrip ettirmişlerdir (bu da arkeolojik açıdan büyük sorunlar yaratır.)

Young Lady

bu olayların bu mektup bulgusu eşliğinde şimdiye dek bilinenlerden farklı gelişmiş olma durumu birçok eski varsayımı da değiştiriyor elbette. tiye'nin amarna'ya geldiği daha önce bazı mektuplardan anlaşılıyordu ve nefertiti'nin akheneten'in iktidarının 12. yılında kayboluşu ve gözden düşüşü ile kraliçe tiye'nin amarna ziyareti arasında doğrudan ilişki bir kuruluyor, nefertiti ile akhenaten'in arasının bu olaydan sonra açıldığı ve nefertiti'nin gözden düşüp iktidardan uzaklaştırıldığı, belki de öldürüldüğü sanılıyordu. ancak durum pek de öyle değil, nefertiti yaşıyor ve yönetiyor. bu durum neden bazı yerlerde daha yaşlı nefertiti görsel sanatlarının var olduğu konusuna da açıklık getiriyor.

görünüşe göre durum epey farklıydı ve hatta tersiydi. tiye aksine netertiti ile ittifak yapmış ve iktidarı ve hayatı tehlikede bulunan oğlunu kurtarabilmek için oğlunun ikinci eşi olan kendi öz kızından da vazgeçmişti. bu kulağa pek de mantıklı gelmese de daha mantıklı bir ihtimal olarak, nefertiti'nin bazı başka senaryolar tezgahladığını, ittifaklara sahip olduğunu ve büyük oranda başarılı da olduğunu düşünmeye yetecek çok şey var. nitekim akhenaton belki birkaç yıl daha yaşadı bu sayede.

3. nefertiti'nin orijini ve kimliği konusu

bu konuda halen kesin kanıtlar olmamakla beraber dolaylı yollardan kraliçenin dna'sı elde edildi. yani naaşı oralarda bir yerde ise bulunması da an meselesi. yeni analizler birçok başka konuyu da aydınlatabilir. bunlardan önemli bir tanesi ise kraliçe tiye ile nefertiti arasındaki yakın akrabalık bağı.

uzmanlar tiye'nin nefertiti'nin halası olduğunu düşünüyorlar ve ortak kalıtımsal anomaliler de bu yakınlığı onaylıyor gibi, bu aynı zamanda nefertiti'nin sanıldığı gibi mısır'a uzak ülkelerden bir yabancı prenses (mitanni prensesi) olarak gelmediğini de, soylu bir hanedan üyesi olarak mısır sarayında büyüdüğünü gösteriyor.

aslında mitanni prensesi tadukhipa'nın nefertiti olabileceğine dair tek bir iddia vardı bu da oldukça zayıf bir iddiaydı. (kendisinin baba firavun iii. amenhotep'in eşlerinden biri olduğu ortaya çıktı) öyle ki zayıf bir ihtimal olsa da dna benzerlikleri, nefertiti'nin, iii. amenhotep ve tiye'nin öz kızı olma ihtimali bile nefertiti'nin hanedana yabancı bir kandan olma ihtimalinden daha fazla. en güçlü olasılık ise tiye'nin nefertiti'nin öz halası olması.

yani nefertiti mitanni prensesi değil, doğumundan itibaren bir mısır prensesiydi, akhenaten'in de kuzeniydi. mısır sarayında her insan krallığınsa rastlanabileceği üzere soylu kızların sayısı pek çoktur, zira kimin adı ve kanının iktidar olacağı savaş yoluyla tayin edildiği için erkek çocukların bir çoğu hayatta kalamaz hatta kral mezarları bile firavunların yanlarında ölüme sürükledikleri (muhtemelen onlar öldüğünde her halükarda küçük yaşları sebebiyle öldürülecek olanlar) sayısız bebek mumya barındırır.

eğer durum böyleyse nefertiti ile 4. amenhotep'i eş yapacak taht oyununun ne olduğunu anlamak biraz zorlaşıyor. tamamen şahsi tahminim, belki de en başından evlilikleri ile amarna planı ve aton dini arasında aralarında bir bağ vardı. bu durumda yani aton dini yeni mısır dini olarak kabul görecek olursa, artık aton'un kulları olan firavunların ensest evlilik yapmaları ve doğuştan yaratıcı tanrı olarak gök tanrılarının oğulları olarak kabul edilmeleri gerekmiyordu. hatta belki de aton dini, mısır hanedanında gelenek olan ve birçok kalıtımsal hastalıklı firavuna neden olmuş bulunan ensest evlliği de yasaklamış olabilir. nitekim antik tarih boyunca halk kitlesinde bir tabu olarak varlığını sürdürdüğü çok eskiden tarih öncesi çağlarda varlığı engellendiği halde, taht, toprak ve miras hakkının birçok aile arasında bölünmesini engelleme amacı güden meşhur pagan geleneğini, yani ensest evliliğini yeniden yaratmanın tek yolu vardır. bu kralların insan üstü mükemmel varlıklar olduklarını, sayılarının da bu nedenle kısıtlı olduklarını, insanlara hükmetmek için gökyüzünden indiklerini ve sonradan yeniden göğe yükselecek özel varlıklar olduklarını, din yoluyla halka kabul ettirmek. insanlar için ensest kabul edilemez cezası ölümdür, çünkü onlar tanrı değillerdir buna kalkışırlarsa da çocuklar lanetli olarak doğacaktır. iyi güzel de bunu da keşfetmişler ve lanetten bahsedilmiş, ancak var olan pagan geleneği de görünüşe göre lanetlenmiş ucubelere sebep oluyor ve böyle oğullar doğduğunda o hanedan çöküyor. tutankamun'un doğumuyla 18. hanedanın yok olması gibi. (muhtemelen akhenaton'un uzun zaman boyunca mısır geleneğine karşı olan duruşu da buna bir sebep gösterilmiştir) tabi halkın çoğu sadece çıkarları gereği ve işkencede sınır tanımayan rahip ve soylu sınıfından korktukları için bu tip saçmalıklara mecburen inanırlar.

nitekim hitit'ten veya mitanni'den kız alıp vermek barış veya politik işbirliği için sık sık mümkündü ve politik evliliklere de imkan tanınıyordu. bunun dışında bilindiği üzere genellikle kandaş evliliği oldukça yaygın mısır tahtında. akhenaten kendi kızkardeşini yıllar sonra ikinci eş almıştı ve bunun muhtemel bir diğer nedeni de nefertiti'den doğan 6 kız çocuk gibi görünüyor (ölü doğumlar haricinde).

mısır tahtının geleceği için varisin çok önemi olduğunu bildiğimize göre, prensesler arasında da muhtemel bir erkek doğurma, rakip prensin erkek çocuğunu yaşatmama ve zehirleme savaşları olabilir.

her ne ise nihayetinde tutankhamun kızkardeşinden oluyor ama bu kızkardeş ölüyor, nefertiti ise yaşıyor. hem de halen çeşitli isimlerinden firavunun eşi ve eşiti olduğu görülüyor. (neferneferuaten nefertiti, ankhkheperure-mery-neferkheperure, mery-aten neferneferuaten. bunlar tanrısal isimleri)

4. akhenaten ölür, firavun ankhkheperure smenkhkare-djeser kheperu doğar

(bkz: smenkhare)

burada anlaşıldığı kadarıyla akhenaten iktidarının 17. yılında öldüğünde 18. hanedanın pek de yabancı olmadığı bir şey gerçekleşir. 150 yıl kadar önce kraliçe hatshepsut'un en az 20 yıl mısır firavunu olmasını sağlayan tüm koşullar aynen nefertiti'nin de karşısında belirir.

(bkz: hatşepsut)

belki taht haklarından vazgeçmiş belki de hiç var olmayan firavun smenkhkare olarak onun kılığında yeniden doğar (smenkhkare olacak ve meritaton ile evlendirilen tutankamun'un bacanağı derhal öldürülür veya gerçekte böyle biri yoktur. (ancak kv 55 mezarında arkeologların bu ada etiketlediği ve onun smenkhkare olduğuna inandıkları bir erkek kafatası bulunur ki bu doğru ise onun olmama olasılığını çürütür, muhtemelen nefertiti'nin emri ile derhal öldürüldü ve maskını da tutankamun büyüyene dek firavun vekili olarak nefertiti takındı.) artık smenkhare kılığındaki nefertiti kızı meritaten ile kağıt üzerinde eş olarak kalmış, geçmişte atası olan ilk kadın firavun hapsetsut'un da yapmış olduğu üzere sakalını ve maskesini takarak büyük büyük annesinin izinden gitmişti. belki resmen kendini mısır firavunu smenkhkare olarak tanıtmış, belki halka hesap vermesi de gerekmediğine göre buna gereksinimi bile hiç olmamıştı.

semenkhkare maskları ile nefertiti büstleri arasındaki benzerlikler ve bunların tutankkhamun maskları ile de ayırt edilemez olmaları ilginçtir. ancak her şey bununla da sınırlı değildir. yeni kadın firavun nefertiti'nin toy yaştaki üvey oğlu tutankhamun'u akhenaton'dan doğan üçüncü kızları ankhesenamun, yani doğumdaki adı ile (bkz: ankhesenpaaten) ile eş yapmasının önünde de artık hiçbir engeli yoktur. bu durum tutankamun ile akhenaton'un ölümü arasındaki anlamsız, smenkhkare'nin sadece 1 yıl süren firavunluğu olayına da daha bir açıklık kazandırır. isyanlar ve firavun ölümleri mümkündür ancak buradaki olay aynı anda bir din değişimi dahilinde gerçekleşmiş akabinde de horemheb gelene kadar tutankamun resmi olarak firavun kabul edilmiştir. eğer nefertiti çok daha önceden öldürülmemiş ise ki bu kesindir, o aralıkta smenkhare'nin 1 yıl firavun olarak var olabilmesi ve hemen ardından ortadan kaybolması tamamen mantık dışıdır.

aslında bu firavunun mezarı hatta tabutu ve saltanatı da son derce tatışmalı bir konudur. hiçbir yerde onun yani smenkhkae'nin bir firavun olduğuna dair bir yazılı kanıt bulunamamıştır. isimler şarap dolaplarından bile kazınmıştır çünkü, söz konusu mezarda bulunan tabutun ise hem kutsal olmadığı gibi, hem de önceden bir kadın için tasarlandığı anlaşılmıştır. yani firavun smenkhkare nin mezardaki tabutu da bir kadın vücudu için tasarlanmış görünüyor. üstelik bu arkadaş akhenaton'un klasik eski öykülerde artık saltanatının olmadığının düşünüldüğü 13. yılında firavunmuş ve orada bile kendisinden smenkhkare'yi neferneferuaten'in halefi olarak tasvir ediyor akademisyenler. neferneferuaten nefertiti nin aton dönemindeki ismidir. tam hali ankhkheperure-mery-neferkheperure/ -mery-waenre/ -mery-aten neferneferuaten gibi isimlerle anılır.
bu arkadaş her kim ise iki farklı isim ile iki yıl boyunca mısırın tek firavunu olarak arz-ı endam etmiş görünmekte. bu durumda o aralıktaki smenkhkare'nin başka bir firavun olduğu yanılgısından çıkarak, onun nefertiti'nin bir başka tanımlanmış halefi olarak düşünüldüğünü, en az bu iki yıl boyunca nefertiti'nin mısır tahtına tek başına hükmettiği sonucuna ulaşabiliyoruz. görünüşe göre bunlar olurken akhenaton'dan önce isimsiz young lady de kurban edilmiş.

burada bir parantez daha açmak istiyorum, antik mısır tahtının üstünde oturan bu tanrı krallar saraydan dışarı çıktıklarında kimse onlara insan olarak bakamaz, hatta başını kaldırıp bakamazlardı. (modern abd filmlerini tarih için referans almayınız) bu krallar da muhtemelen mask, daha önemlisi meşhur firavun sakalları olmaksızın halka görünmezlerdi. bu noktada nefertiti ve akhenaton'un başlangıçtaki rönesans'a benzeyen dini devrim girişimi de başarısız olmadan önce sadece onların insani biçimde bazı duvarlarda kendi çocukları ile resmedildiklerini görebiliyoruz ki atacakları en ufak adımın protokoller ve rahiplerce belirlendiği bu düzen büyük oranda firavunları ve yetkilerini de kısıtlayabiliyor, halkı inançları yoluyla kontrol etmekle görevli rahipleri çok güçlü bir konuma getiriyordu. krallar taç giyerler ve herkes insan olduklarını da kim olduklarını da bilir. antik mısır da ise iktidarın kerameti sakaldır ve bu sakal her zaman takmadır, mask ile beraber takılır. akhenaton ve nefertiti ye kadar da kralın kim olduğunu rahipler sınıfı ve hanedan dışında pek kimse bilmezdi. onlardan başka hiçbir yerde insani özellikleri ile resmedilmiş mısır firavunu da yoktur zaten (hele daha da önceleri insan yüzlü heykelleri bile olmazdı)

Firavunlar Rönesansı

eğer kısa süren eğlenceli ve şenlikli amarna günlerinin ardından işler yine eski haline döndü ise, bu noktada kadın firavun olgusunun sadece hanedan açısından ve iktidar savaşı açısından bazı ufak pürüzleri bulunuyor. yoksa avam ın bunu bilmesi veya bunun mısırın kültürel ataerkil geleneklerine aykırı olması gibi reel bir durum, mısırı zor duruma getirecek, panik yapacak bir şey yok ortada.

hattuşa'da ele geçen ve hitit kralı şuppiluliuma'ya (en sevdiğim kral ismi, söylenemiyor) yazılı olan söz konusu prensesten gelen mektup da bu konu ile alakalı başka bir ilginç kayıttır, yakında tutankamun ile evlendirilecek ankhesenamun'un hitit kralından kendisi için birçok oğlu olduğu için evlenebilmesi için bir prens göndermesini istemesinin haklı nedenleri var gibi görünse de şuppiluliuma'nın bunu mısır tahtına ortak olmak adına bir fırsat olarak görmekten ziyade, bu kadar tedbirsiz olduğuna ve sonrasında hemen bir savaş çıkarmadığına da göre kurtulmak istediği zavallı prens zanzanna'yı ortadan kaldırma yolu olarak düşündüğü, (zaten o ibiş gibi ismi ile çok yaşayamazmış zavallı prens) prensesin dileğini yerine getirmeye çalışmış gibi görünerek de işin içinden çıktığı anlaşılıyor. (bu zavallı hitit prensi ile kralı arasındaki husumet nedir bilmiyorum ama bazı tarihçiler durumun tam da böyle olduğunu, prensin evlenmeye diye idama gönderildiğini düşünüyorlar) yani zavallı prenses umutsuzluk içinde birtakım girişimlerde bulunmayı da ihmal etmemiş, muhtemelen firavun nefertiti bu durumdan haberdar olarak, düşmanları karşısında şuppiluliuma ile de ittifaka girmiştir.

en azından kendi iktidar hakkını kanıtlayana dek nefertiti'nin bu sefer de en az 2 yıl boyunca firavun olarak mısır'ı yönettikten sonra ne olup bittiği, bu işin nasıl sona erdiği, mısır'da isyanlar bitmeyince ve isyanları bastırmayı başaran horemheb'in onu da mı öldürttüğü büyük oranda hala bir sır.

tutankhamun'un kendini yeniden ispatlayabilmesi babasının neden olduğu tahribatı engellemek için çok çaba sarf ettiği ve firavun kılığında gezinen kraliçenin etkisi altında uzun yıllar bir varlık gösterememiş olması büyük bir olasılıktır ve bu durumun benzeri tarihte sıklıkla gözlenir. (ancak mısır tahtını yönetebilmek için bir tanrının kılığına girmek şart ve bu gerçek de, eşdeğerlerine göre zaten mısır devletindeki birçok zaafın nedeni olarak gösterilir.)

bu noktada horemheb'in ne zaman ve hangi koşullar oluştuktan sonra denetimi ele aldığını bilmiyor olsak da mısır tanrılarına geri döndüğünü kanıtlamakla ömrünü geçirmiş tutankhamun'un, kendini tanrılar üzerinden hareketle ispat girişimlerinden biri olan amon tarafından korunduğu gösterilen heykelinin kafası kırılarak kafasının olduğu yere hiçbir varisi bulunmayan 18. hanedanın son firavunu horemheb'in adının yazılmış oluşu bize çok şey anlatıyor gibi. (genç ve ölü firavun horemheb'e kanıtlayamamış yine de rüştünü)

peki şöhretli güzel nefertiti'ye ne oldu?

gerçekten semenkhkare adı ile ikinci defa doğarak firavun oldu mu, bu bilgiler kesin mi?
kim bilir... bir dönem belki de firavun maskı ve sakalı ile mısır'ı yönetmiş olduğu kesin gibi. ancak yine de mumyası bulunana kadar kesin bir şeyler söylemek zor olacak gibi görünüyor, nitekim ne amarna da ne de krallar vadisinde kendisi için ayrılmış yerlerde ona dair hiçbir iz yok. firavun olduğuna inanılan smenkhkare ise ondan çok daha şüpheli biri. elbette bu durum yani ceset yokluğu bu iddiaları çürütemez, nitekim akhenaton da döneminde güçlüydü ve sırf bu nedenle arkasından gelenler onu mısır tarihinden tamamen silmek istemişlerdi. mısır tarihi boyunca yüzlerce firavun ve onların eşlerine ait mumyalar bilinçli biçimde tahrip edilmiştir.

tutankhamun'un ölmeden önce öz ailesini yani vahşice öldürülen annesi dahil hem anne hem babaannesi olan tiye ve iv. amenofis'i krallar vadisine geri naklettiği anlaşılıyor, ancak katledilmiş dahi olsa hanedan soyundan olan nefertiti'nin de bir yerlerde mumyasının olması gerekiyor. lanetli olarak işaretlenip adı tarihden silinmek istense bile. bu konuda imsenin pek başarılı olamadığı, olamayacağı da aşikar, bir ikon olarak her yerde çeşitli yüzleri içinden ortaya çıkıyor herkes nefertiti'yi biliyor ve özel bir saygı duyuyor.

belki de bir yerlerde ölmeden hemen önce ve hala tebessüm ile kendisini arayan araştırmacılara hazine arayan mısır hazinedarlarına (mısır'ın mezar soyguncuları kraliyete bağlı olarak çalışan ve bizzat firavunun hazineden sorumlu bir nevi bakanlığına bağlıydılar, o yüzden hiçbir soyulamamış mezar yoktur, bunu da arada belirtelim bir bilgi kırıntısı olarak), mumyasının veya maskesinin altından gülüyor da olabilir. hep gülüyor gibi zaten kendileri.

Mezarı Açıldıktan Sonra Büyük Üne Kavuşan Mısır Firavunu: Tutankamon