Tecrübeli Bir Motor Ustasından: Ticari Otobüs Kazalarının Sebepleri Nedir?

Turizm firmaları kapsamında çalışan otobüsler neden kaza yapar? Deneyimli bir motor ustası anlatıyor.
Tecrübeli Bir Motor Ustasından: Ticari Otobüs Kazalarının Sebepleri Nedir?
iStock

şehirler arası ve turizmde çalışan otobüslerin durumunu inceleyelim

bir otobüs yüzlerce sebepten kaza yapar fakat bizim konumuz ihmaller ve tecrübesizlik kısımları ile ilgili olduğu için sadece bu konuları ele alacağız. konuya tam hakim olmak için bir önceki yazımı okumanızı tavsiye ederim:


şehirler arası çalışan otobüslerin kaza sebeplerinin en başında ihmal, dikkatsizlik ve yeterli tecrübe sahibi olmayan şoförler gelir. otobüsler de iki gruba ayrılır. birincisi firmaların kendi özmal otobüsleri diğeri de şahıs otobüsleri. otobüs sahipleri öyle kafasına göre sıra açıp gideyim diyemez, yani bir firmaya kayıt olması gereklidir.

bir otobüste normal şartlarda iki şoför olduğunu görürsünüz fakat işin arka planında üç, hatta otobüsün çalışma durumuna göre dört şoför bulunması gerekir. birazdan neden böyle olduğunu anlatacağım. fakat şahıs otobüslerinde genelde mal sahipleri kendisi ya da çok güvendiği şoförleri çalıştırdığı için, bu çoklu şoför sistemi pek uğramaz bu otobüslere. sıra sayısı düşükse ve otobüsün gittiği yerde uzun süreli yatarı var ise daha esnek davranılabilir. fakat kurumsal firmalara ait şirket otobüslerinin deyim yerindeyse motoru bile soğumaz. antalya'dan çıkar ve burdur üzeri istanbul, yolcuları indirir bir iki saat sonra izmir, izmir'de birkaç saat kalan otobüs ardından direkt konya, oradan antalya falan... döner durur.

peki bu şoförler nasıl istirahat ediyor?

bir şoförün 24 saat içerisinde toplam 9 saat sürüş hakkı bulunur. bu süre 4 buçuk saat sürüş ve 45 dakika dinlenme, ardından yine 4 buçuk saat sürüş ve yatış şeklinde olur. bu 45 dakika istirahat olayı en az 15 dakika olmak üzere üç farklı zaman diliminde kullanılabilir. süreler tamamlandıktan sonra şoför artık o direksiyona bir sonraki güne kadar geçemez. şoförler bu süreleri kendi aralarında bölüyor ve bir sonraki gün için ekstra sürüş zamanı bırakıyor. antalya'dan istanbul'a geldik ve ben toplamda 6 saat sürüş yaptım, diğer şoför ise 7 saat. geriye kaldı iki şoförün toplam 5 saat. bir sonraki seferde 24 saat dolduğu için takograf cihazı şoförlere yine bir 9 saat daha ekleyip kullanıma devam ediliyor. aslında takograf cihazı bu sürüş esnasında sürekli olarak kullanım ihlali yazıyor fakat nedense o kısım hiç görülmüyor. çünkü bir şoför 24 saat içerisinde 9 saatten fazla direksiyona geçemez. ben hiç görmedim 15 saat gerile gerile yatan bir şoför.

otobüsler genelde üç şoför ile birlikte çalışıyor. bir tanesi evinde istirahat ediyor ve diğer ikisi yola devam ediyor, üç dört gün sonra bir tur tamamlanınca bir diğeri iniyor ve istirahat etmiş olan geliyor. bu şekilde döndürüyorlar. fakat olması gereken iki şoförün aynı anda inip istirahate gitmesi.

şoförler bu sefer süresi içerisinde otobüsün orta kapısının oralarda bulunan yatakta istirahat ediyorlar. sürekli sallanan, motor ve lastik gürültüsünün içeriyi yıktığı bir ortamda birkaç saat uyuyup tekrar direksiyona geçiyorlar. siz zannediyor musunuz şoförler iş bitince hemen yatağa girip uyuyor, hayır tabi ki.. garajda yolcu indirilir, bir çorbacıya gidilip alelacele bir şeyler yenir, otobüs yanına dönülür ve en basit haliyle ön cam temizliği yapılır, ikram malzemeleri kontrol edilir, trafik birimine gidilip çıkış alınır vesaire. zaman kalırsa bir iki saat uyunur. eğer ki bir arıza var ise bekleme esnasında onunla uğraşılır.


şahıs arabası kullanan şoförler ise yanlarına yabancı şoför alıp arabayı pek emanet etmezler

eğer haftalık tatil muhabbeti girerse işin içine bazen işin çakallığına kaçıp otogardan başka bir şoför üzerinden çıkış alır ve tüm riske rağmen devam eder sürüşe. hatta bazen öyle bir durum olur ki, otogarda polis haftalık tatili tespit eder ve çıkış vermez, fakat orada elleri cebinde bekleyen ve sadece bu işi yapan adamlar bu şoförlerin yerine çıkışı alır ve problem çözülür. haftalık tatil yapması gereken şoför direksiyondadır yani.

şoförler maaşlı çalışabilecekleri gibi harcırah usulüyle de çalışabilir

var-dön hesabı para alırlar ve otobüsün hesabından yemeklerini yer ve sigara alırlar. arada alınan ekstra yolcu ve bagaj geliri iki şoför arasında kırpışılır ki bu sistem şoförleri daha çok çalışma hırsına iter. bunun yüzünden gerekli tüm hile ve alengirli işlere başvurulur.

bazen şoförler arasında ciddi anlaşmazlıklar olur ve bir diğeri yolda inip gidebilir. bildiğiniz adam iner gider. sefer bitene kadar tüm yük diğer şoföre kalır. siz bunu anlayamazsınız fakat gerçek budur. şirkete kızar, muavine kızar, diğer şoförün kullanım tarzına kızar ve iner gider yani. hatta çok ekstrem durumlarda bir otobüs tek şoför olarak yola çıkabilir.

taşımacılık sektörü bir hayli genişleyince özellikle özel günlerde sağdan soldan şoförler bulunur ve hunharca kullanılır bu adamlar. bazen çok otobüsü olan firmalar şoförleri teste tabi tutmadan direkt olarak alır tecrübesine bakmadan. bu başlı başına ciddi bir sorundur. zamanında bir şoföre "bin arabaya şuraya geri geri yanaş" diyorum ama aldığım cevap, "usta benim geri biraz zayıf yaa" oluyor...

şimdi gelelim en büyük sorunlardan birine

pek bilinmez fakat şoförlerin kendi içlerinde bir hiyerarşik durum söz konusu. yani doğulular batılı olanlara şoför diye bakmaz, diğerleri onlara. yani hep "en iyisi benim diğerleri kaka" muhabbeti hüküm sürür, kimse kimsenin şoförlüğünü beğenmez. rampa aşağı inerken yarışan mı dersiniz, buz üzerinde birbirlerini sollayan mı, ıslak zeminde virajları formula aracı gibi dönen mi.. mola yerinde şoför değişimi sonrası yeni direksiyona geçen bir şoför, en ön koltukta güzel de bir kız oturuyor ise demeyin keyfine. zannedersiniz boeing 747 kaldırmış götürüyor. "bak diğer şoför kötü kullandı, yağmurda gidemedi, ben ustayım" diye basar da basar. böyle garip adamlar. o basma olayını bir marifet olarak görüyor çoğu. hele ki sis, kar, yağmur gibi kötü hava koşullarında daha fazla basıyorlar. profesyonel olduğunu kanıtlamaya çalışıyor bir şekilde. ama bilmiyor ki en profesyoneli mezarda..

bu konuda her zaman söylerim; en iyi şoför en korkak olanıdır. "ne zaman varacağız kaptan" diyen adamlara sesleniyorum, bırakın istediği gibi gitsin.

piyasada gerçekten çok kaliteli ve usta şoförler vardır. yeri geldiğinde teknik olarak otobüse müdahale edebilen, tüm donanımlarını nokta atışı bilip yol durumuna göre kullanan, sürelere uymaya özen gösteren ve işi bittiğinde ortalarda gezeceğine gidip istirahatini eden..
bir gün şoförlerden biri beni arıyor ve "usta bu araba çubuk beli rampasını çıkarken patinaj yapıyor lastikleri mi kötü acaba" diye soruyor. dingillerden birini yukarı kaldırmadığı için bozuk satıhlı yolda çeker teker boşa çıkıp patinaja girdiğini ben evimden bile anlayabiliyorum (neoplan starliner). "bak solda bir düğme var alttan üçüncü sırada, ona bas" diyorum sorun çözülüyor. tamam telefonu kapatıyoruz.

kısaca şoförün kullandığı otobüsü her yönüyle tanıması ve bilmesi gerekir. e sen onu bile bilmiyorsan ıslak zeminde inerken otomatik fren sistemini nasıl kapatacaksın? zart diye retarder girerse devreye o otobüsü nasıl toparlayacaksın...


turizm firmalarında ise durum tamamen yaşam ile ölüm arasındaki çizgide cereyan eder

bir otobüs, şehirler arası yol yapan bir otobüsten daha fazla çalışabilir fakat tek şoförü vardır. evet tek şoför. bagaj alır verir, sıcakta saatlerce havalimanında bekler, yorgunluk ve uykusuzluk artık dayanılmaz hale gelir ama yine de yolcuyu alıp otellerine götürür. tek tek yazmak istemiyorum ama basit bir aramayla google'da yüzlerce turizm otobüsü kazası görebilirsiniz.

son zamanlarda pamukkale ve kapadokya gibi uzun turlara giden şoförlerin yanına yedek şoför verilmektedir fakat normal günlerde böyle bir şey söz konusu değildir. birde şöyle bir durum vardır ki duyunca şoka girersiniz. profesyonel tur rehberleri en hızlı şoförü daha çok tercih eder ve bir an önce turu tamamlayıp eve dönmek ister. gerektiğinde operasyonu arayıp bir önceki tura gelen yavaş şoförü istemediğini belirtir.

ben bir gün bu şekilde can sıkıntısından yedek şoför olarak gittim pamukkale turuna. ben zannediyorum ki güle oynaya gideceğiz etrafı görerek sakin sakin... tabi... sabah 04:00 gibi geçtim direksiyona ve rehber daha merhaba demeden "bas kaptan kahvaltıya geç kaldık". koşturuyoruz resmen, kahvaltıya indik 15 dakika sonra çıktık yardırıyoruz. yok şarap mağazası, taş mağazası, tekstil mağazası, hali mağazası sürekli bir satış halindeler. rehber mağazadan alışveriş yapmayana sövüyor, şoför mini bardan bira su almayana... rehber tavır koyuyor "bunlara bir şey anlatamayacağım" falan. dedim ne oluyoruz lan :)

turizmde işler böyle yürüyor...

üç farklı otobüs çıkıyor burada karşımıza

birincisi turist getiren acentenin kendi otobüsleri, ikincisi bu acentenin anlaşmış olduğu taşımacı firmanın kendi otobüsleri, üçüncüsü ise taşımacı firmanın kiraladığı şahıs otobüsleri.

turizmde bu otobüslerin yaptığı iki farklı iş var, tur ya da transfer. transfer tamamen hamallık işidir. tura giden şoförler ise diğer şoförlere oranla daha fazla kazanır ve daha az yorulur. acente ilk olarak kendi otobüslerine tur işlerini dağıtır ve geri kalanını taşımacıya havale eder. taşımacı firmanın operasyoncuları da iyi işleri öncelikle kendi şoförlerine, angarya işleri ise şahıs arabalarına gönderir. bu operasyonel yönetimde rüşvet işi çok olur ve şoför tarafından sevindirilen bir operasyoncu da o şoförü üzmez. sisteme baş kaldıran adam hem para kazanamaz hem de çok yorulur.

işte bu yorgunluk bir müddet sonra istenmeyen kazaları da peşinde getirir. ayrıca sezon ortasında çoğu zaman şoför sıkıntısı yaşanır ve bulunanlar da hayatında otobüs kullanmamış adamlar bile olabilir. inanılmaz bir kaos yaşanır sezon içerisinde ve bazen işler çığırından çıkabilir. gün içerisinde dört bacak alanya'ya transfer yapabilir bir şoför. adam 24 saat çalışmış olur ve ertesi gün istirahat verilmez. genelde operasyon sorumlusu arayıp üç beş iş birden tekrar yazıp geçebilir.

bu şoförler haftalık tatil yapmazlar ve yasal kullanım sürelerine asla uymazlar. yoruldum artık dedikten anca birkaç gün sonra yedek şoför bulunur ve bir gün istirahat etmesi sağlanır. kendiniz bir turizm şoförünü durdurup detaylıca sorabilirsiniz çalışma şekillerini.

her iki sektörde de teknik bakım işleri çok teferruatlı yürümez

turizm sektöründe işler daha acıdır ve iş yoğunluğu sebebiyle bakımlar sürekli olarak geciktirilir. hatta bazı yerlerde otobüslerin yattığı gün alacağından kesildiği için şoför istirahat edebileceği kısıtlı zamanlarda bile arabanın bakımları ile uğraşır.

onca kazaya ve ölüme rağmen işler tam anlamıyla bir türlü rayına girmemiştir ve sezon başında "tamam bu sefer düzeltiyoruz" gazıyla başlar fakat sezon ortasında boka sarar. okul servisi işi yapan memleketine döner, kazanmıyorum diyen kaçar, sisteme isyan eden alır arabasını gider..

hem taşımacı hem acente bazında işler çok temiz ilerlemiyor maalesef. sürekli olarak adam kayırmanın, liyakatsizliğin, hatırı sayılır dostların el altından iş yürüttüğü ve dokunulmazlığı olan bir ortam. umarım anlamışsınızdır.