Türk Erkekleri, Gerçekten de Diğer Ülkelerin Erkeklerinden Daha mı Kıllı?

Türk erkeklerinin kıllı olması klişesinden yola çıkarak yapılan güzel bir genetik ve doğa incelemesi. Buyrunuz.
Türk Erkekleri, Gerçekten de Diğer Ülkelerin Erkeklerinden Daha mı Kıllı?
Recep İvedik

türk erkeklerinin aşırı kıllı olması, tartışmalı bir önermedir

öncelikle bazı insanların diğerlerinden çok daha kıllı görünme nedeni ile şempanzelerin insanlardan kıllı görünme nedeni aynıdır.

insanlarda ve şempanzelerde santimetrekareye düşen kıl sayısı birbirine çok yakındır.

ayı gibi adam dediğimiz bol kıllı görünen adamlar ile sadece bir süredir ağda yapamamış dişi insanın da santimetrakareye düşen kıl sayısı hemen hemen birbirine eşittir.

işin püf noktası iki durumda da aslında var olan bu kılların rengi ve kalınlığıdır.

cinsel seçilime bağlı olarak, hassas bölgeler dışında erkeklerin yüz kılları ve göğüs kılları halen koyu renklidir ve daha kalındır. bazı durumlarda kollardaki ve sırtta bulunan kıllar da ortalamadan kalın veya koyu renk olabilir, böyle durumlarda o insan çok kıllı görünecektir. böyle bir genetik mutasyon hastalığı da var, bu kişilerde aslında daha kıllı değil, kılları orijinal renk ve kalınlıkta çıkıyor ve bu onların maymun gibi görünmelerine sebep oluyor.

Dünyanın en kıllı adamı Yu Zhenhuan.

insanlardaki ince, kısa ve seyrek izlenimi veren etkisizleşmiş kılların sebebi ise ısı düzenlemesinde ter bezlerinin artması ile ilişkili bir durumdur. fazla büyümüş insan beyninin ısı hassasiyeti de çok yüksek olduğu için (bu geniş yüzeyli kafatasına çok yakın kocaman beyin azıcık ısınsa hemen bayılır insanlar) kafa kıllarımız farklı gelişme göstermiştir, o yüzden onlara da saç adını vermişiz. afrikalıların ve en orijinal insan olan siyah insanların (kılları inceldikten sonrasında deri rengi koyulaşan bu tür 100 bin yıl önce siyah tenli bir canlıydı, hiç beyaz adam yoktu) saçları da kıvırcıktır, ısıyı çok güzel yalıtır.

kıllar inceldikçe artık kıllı olmak herhangi yaşamsal avantaj da sağlamadığına göre, her iki cinsiyet cinsel seçilim açısından daha az kıllı görünenleri, maymuna hiç benzemeyenleri tercih ederler.

yine de erkekler dişilerde hiç kıl tercih etmezlerken, dişiler erkeği biraz daha iddialı ve baskın gösteren bir miktar sakala ve göğüs kılına hayır demez, hatta bunu cinsel açıdan daha cazibeli bulabilirler. öyle ki bu durum modern çağda bile devam etmekte, her ne kadar modernite sinek kaydı tıraşta ısrar etse de dişiler şeytan tüyünü bazen bu gösterişli ama artık gereksiz olan kıllarla karıştırabilmektedir.

bugünün toplumunda ve uzun süredir de insan popülasyonunda etkili bir coğrafi izolasyondan bahsedilemez

herkes herkes ile çiftleşebilmekte, belli bir bölgede yayılan genetik özellikler aynı anda dünyanın birçok bölgesine de yayılabilmektedir (15 milyon yerleşik istanbullunun içinden çıkmış çoğu işi gereği binlerce göçebe insanın tüm dünyaya yayılarak alakasız milletlerle gen alışverişine neden olabilmesi ve istanbul'un sadece bu konuda tek bir örnek olması).

varsayılan birtakım ırk farkları mevcut olsa da (göz kapağı biçimi yani çekik gözlülük, deri rengi, kıl kalınlığı gibi) bunlar sabit farklar olarak ele alınamaz her bakımdan, özellikle de kıl konusunda.

Avrupa ülkeleri arası kızıllık endeksi.

aslında birkaç yüzyılı bulmadan önceden çok bariz fark olarak bildiğimiz çekik gözlülük veya ten rengi gibi coğrafyaya bağlı gelişmiş farklı ırk özellikleri de tamamen melezleşecekler. şimdiden çevrenizde daha çok japona benzeyen türk, ya da çekik gözlü siyahi ve hatta hiç asyalıya benzemeyen asyalılar görmüş olmalısınız.

türkler, orijinal türkü (ve genetik olarak en yakın akrabaları olan kürdü) nereye nasıl yerleştireceğimiz tartışmalı olsa da altay dilini konuşan milletler der isek; hafif köse, seyrek bıyıklı görünen tip ortaya çıkar asya özelliklerine yakın, ama çekik gözlü değildir. avrupalı gibi çok kıllı da görünmez. siyah olanı yoktur, araplar gibi de değildir, çok uzun boylu da değildirler.

ancak türkler anadolu genetiği ve ondan öncesinde akdeniz genetiği özelliği gösteriyorlar bu coğrafyada çok uzun zamandır. dil ve kültürün kökenleri, gelişimi yayılımı ise biraz daha karmaşık bir konu olabilir. nitekim genellikle dil ve ortak kültürel mirasa dayanan haritalandırmalar genetik köken ve ve soya dayanan bu tür akrabalık haritalarına hiç mi hiç uymazlar.

bunu da kabaca şöyle açıklarsak

japonca ile türkçe akraba diller ve neredeyse asya dillerinin hepsi öyle. moğollar en yakın kuzenlerimiz görünmekte, kürtlerle tamamen ayrı dünyaların milletleriyiz. oysa genetiğe bakılıp kan tahlili yoluyla akrabalığı ölçünce şok oluyoruz, çünkü japonları bırakın moğollarla bile ayrı dünyaların insanları çıkarken, kürtlerle amca çocuğu yunanlarla da bir o kadar yakın, teyze çocuğu çıkıyoruz.

genetik akrabalık düzeyi açısından hem türkler olarak hem kürtler olarak bütün avrupa insanları ile en yakın akrabalarız. hatta bize en uzak olan avrupa kökenli olarak düşünülen milletler (dil kökeni üzerinden) bize en yakınları (yunan, alman, britanya, ispanya vs) iken, çok yakın veya daha yakın sandığımız başta iran, ermeniler, araplar, filistinliler vs bunlar da kendi coğrafyaları yöresinde birbirlerine yakın akrabalar, avrupalılara ise bizden daha yabancılar.

Ülkelerin Avrupa Y-DNA Ortalamasına Göre Yüzdelik Benzerlikleri 

vikingler bile türklerle moğollardan da kızılderililerden de çok daha yakın akrabalar. kürtler açısından da vikingler, kürtlere iranlılardan çok daha yakın akrabalar.

genetik kökene dayanan yeni araştırma ve haritalandırmalar gösteriyor ki, tarih atlasları ve bu atlaslarda bahsedilen, "şu milletin en eski kökenleri olan atasal medeniyetler, türklerin kökeni sümerler, göktürkler vs, kürtlerin kökeni medler akatlar vs" gibi başlıklar altında sunulan her şey birer zırvadan ve batıl inanıştan ibaret. hiçbir şey sanıldığı gibi olmamış ve bu tarz asil milliyetçilik iddiaları açısından bütün insanlar piç olarak var olmuşlar. onların asıl kökenini de sadece bulundukları, beslenip barındıkları doğal yaşam alanları belirlemiş.

sonuç olarak bu coğrafyada yaşayan tüm insanların ortalama kıllılık hali de (kıllı görünüp görünmeme hali) diğer birçok ırksal özelliği ve onları oluşturan genetik kökenleri gibi avrupalılara, özellikle de akdeniz çevresinde yaşayan avrupalılara, onlardan rastgele seçilen örneklere çok benzemektedir.

Türkler Orta Asya'dan Geldiği Halde Neden Çekik Gözlü Değil?