Türk Hava Kuvvetleri'nin İlk Kadın Şehit Pilotu: Ayfer Gök

8 Şubat 2001 tarihinde bir eğitim uçuşu esnasında kullandığı uçak düşen Ayfer Gök, Türk Hava Kuvvetleri'nin ilk kadın şehit pilotu oldu.
Türk Hava Kuvvetleri'nin İlk Kadın Şehit Pilotu: Ayfer Gök

1976’da burdur bucak’ta ümmügülsüm ve halit gök çiftinin 3 kız kardeşten sonra 4. kızları olarak bir bebek doğar. adını ayfer koyalar. yani “ayın parlaklığı”. yüzü de ay gibi parlamaktadır zaten.


ayfer’in başına gelen elem dolu şeyler 1 yaşındayken başlar. 1 yaşındayken kamyon şoförü babasını kaybeder. yokluk içinde 3 kardeşiyle birlikte okur. içine kapanık bir kızdır ama gökyüzünü sever.

bucak lisesi’ne kaydolur. derslerinden çok başarılıdır. ama içine kapanık bir kızdır. duygularını içine atar, gözleri ise gökyüzüne dalar.


yıllar geçer, küçük ayfer büyür. antalya havalimanı’ndan kalkan uçakları seyrederken arkadaşlarından birine döner: “biliyor musun? bir gün ben de onun içinde olacağım” der. “bir gün ben de ‘çelikten kanatlar’a sahip olacağım.” ayfer bir gün balkonlarında para kazanmak için kurdukları halı dokuma tezgâhının başındayken üzerinden bir jet uçağı geçer. çarpılır! sadece hayranlıkla açıklanacak bir şey değildir bu. ablası ona çok çalışırsa onun da pilot olabileceğini söyler. ayfer bir süre sonra astsubay olan amcası kemal ile konuşur. amcası da ona “askerî pilot da olabilirsin. hem o zaman yolcu uçağı değil, savaş uçağı da uçurabilirsin.” der. ayfer’in gözlerinde bir ışık çakar. içine kapanık kız, gökyüzüne açıktır.

ayfer, bucak lisesi’ni başarıyla bitirir ve üniversite sınavına girer. odtü matematik bölümü’nü kazanır. herkes çok sevinir ama odtü ayfer’in umurunda bile değildir. çünkü “gözleri gökyüzüne dalanların yeryüzünde olmayan hayalleri vardır…”

odtü'yü bırakır. harp okulu sınavlarına girer. hava harp okulu’na kaydını yaptırırken okulun bahçesinde sevinçten zıplar. artık sadece dünyalar değil, bütün gökyüzü de onun olmuştur. günler eğitim, derslerle geçer.hv. harp okulu marşı’nı okur: “kalbimizde korku yok, çelikten kanadımız, tayfunlardan yılmayan hava harp okulu’yuz.”


çok çalışır, 1994’te başladığı hho’nu 1998’de tamamlar. artık bir subaydır. hem de havacı subay... üniforma da ay gibi yüzüne çok yakışmıştır. tayfunlardan yılmayan hava harp okulu’ndan mezun olmuştur.


2000’de izmir çiğli’deki uçuş okulu’nda pilotaj eğitimini tamamlar, artık o bir savaş pilotudur: f-5 savaş pilotu. artık kendi çıkarttığı ses bile ona yetişemeyecektir. kalbinde korku yoktur, kanadı çeliktendir. uçmak en büyük arzusudur. jeti yerden her kaldırışında gözleri gökyüzüne dalar. onun da her uçuş sevdalısı gibi gözleri mavi boşluğa âşıktır. o boşlukla aynı soyadına sahip olduğu için ise ayrıca çok mutludur: ayfer gök.

jetini evirir, çevirir, takla attırır, tırmanır, dalar. artık onun da devasa bir oyuncağı olmuştur. çocukken eliyle kaldırıp havada döndürüp taklalar attırdığı uçağın içinde artık kendisi vardır. birbirlerine yarım metre mesafede uçan dev oyuncaklar…


bu arada aşık olma zamanı gelmiştir ve kendi soyadı olan “gök”e en yakın soyadlı birine kaptırır. kemal karlıtepe. ayfer gök, kemal karlıtepe’ye çarpılır. iki teğmen nişanlanırlar. evlilik hayallerinin yanında uçmaya da devam etmektedir.

2001’de önce 2 komutanı, sonra sınıf arkadaşı murat orbay uçağı ile kayseri’de yere çakılarak şehit düşer. ertesi gün bütün gazetelerde, aa muhabirinin çektiği, şehit cenazesinde arkadaşı için ağlayan bu güzel kadın subayın resmi vardır. ayfer, ismi bilinmese de ünlü olmuştur.


ayfer, arkadaşının şehit olmasından 21 gün sonra, 8 şubat 2001 günü yine f-5’i ile havalanır. saat 13:15’tir. uçağına gökyüzüne doğru çeker. fakat biraz sonra havalandığı üssü ile irtibatı kesilir. telsizi kullanarak üsle irtibat kurmayı dener. olmaz! motorun sesi boğuklaşır.
ayfer gök, nişanlısı karlıtepe’den sonra ikinci bir “karlı tepe” ye çarpılır. boğuk motor sesi, bütün çareleri dener ve fırlatma koltuğuna basarak kendini uçaktan kurtarır… fakat diğer uçaktaki arkadaşı anons geçer: “ayfer çakıldı! ayfer çakıldı! paraşütle atladığını görmedim!” kaza yerine gitmeye çalışan ekipler dozerlerle yolu açar. yağan kar sebebiyle yolun sürekli dolmasıyla bu da işe yaramaz ve araç gereçsiz hızlı bir şekilde yaya olarak yola devam ederler. enkaz bulunur. ayfer yoktur! kurtulmuş mudur?

enkazın bulunduğu yerde yoktur. paraşütü de ağaçlara asılı halde bulunmuştur. uçaktan atladığına ve paraşütten kurtulduğuna göre sağ olmalıdır! 1,5 metre kar kalınlığına rağmen aramaya devam edilir. ayfer gök, türkiye’nin ilk şehit kadın savaş pilotudur. babasız büyüyen, içine kapanık yetim kız son nefesini vermiştir. çelikten kanatlarıyla ve korkusuz kalbiyle…duvağı, tabutunun üzerine örtülür. defnedilmeden önce bir yarbay gelerek duvağı alarak ailesine teslim eder.

her nasılsa fırlatma koltuğu ile uçaktan uzağa düşmüş veya atlamış ama paraşütü onu kurtaramamıştır. belki de uçak yere çakılınca koltuk fırlamış, paraşüt açılmamıştır. ölüm geldiği zaman, bunların hepsi detay kalıyor. aslolan ölüm, gerisi teferruattır. gökyüzü de toprağa dahildir. 25 yaşında, sevgili nişanlısına, annesine ve ailesine veda eder. arkadaşı murat’ın şehadetinden 21 gün sonra, türkiye’nin ilk kadın şehit pilotu olmuştur. artık aa muhabiri, onun ağlayan gözlerini değil, tabutunu çekecektir.

ayfer’in mezar taşında hacısarılar mezarlığı’nda bulunan şehitlikteki mezar taşında akif’in “sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın” yazmaktadır. gökyüzüne sığamayanın mezarını hangi yeryüzü alır? 

ayfer'in adı memleketi bucak'taki lisede ve milli savunma bakanlığı savunma sanayi ve teknoloji eğitim merkezi (satem) komutanlığının salonlarından birinde hala yaşıyor.

isminden başka günümüze ulaşan başka bir şeyi daha var. pilot elbisesi. bugün bu elbise istanbul’da, yeşilköy’de bulunan hava müzesi komutanlığı’nda. yolunuzu oraya düşürdüğünüzde “çelikten kanatlı” ay-yüzlü şehit teğmen ayfer gök’e asker selamı vermeyi unutmayın.


kendisiyle ilgili birkaç güzel ayrıntıyı da ekleyelim

aslında üniformaya çocukken aşık. henüz resmî üniformayı giyip hava harp okulu'na kayıt yaptırmadan çok önce giymiş üniformayı. çünkü bu sevginin yaşı yok. o gözleriyle gökyüzüne resim çizenlerden...

Sağdaki

kısa saçlarıyla kürsüde... asker olmaya çoktan hazır. çünkü kadın subaylar, saçlarını kısa kestirirler teğmenim. gür sesiyle vatan için şiir okur... jetinin sesiyle dosta güven, düşmana korku da salacaktır.


80'li yılların çocuğu, 90'lı yılların hava harbiyelisi, 2000'lerin teğmeni, 2001'in şehidi. teğmen ayfer gök... dünyanın ilk kadın savaş pilotu, bu fotoğraftaki türkiye'nin ilk şehit kadın savaş pilotu olacak çocuk için ağlayacaktı. yani sabiha gökçen, ayfer gök'ün ardından...


bu fotoğrafta türk askerî kültür tarihinin iki ilki yan yana. hava harbiyeliler. sağdaki ilk şehit kadın savaş pilotumuz ayfer teğmen. soldaki de ilk kadın muharip filo komutanımız, hem de türk yıldızlarının komutanı binbaşı esra özatay.

hava harbiyelilerin kardeşliği... harp okulu öğrencilerinin kardeşliği başka bir kardeşliğe benzemez. onların kardeşliği yeryüzünde başlar, bulutlarda devam eder...
sağ üstte ayfer gök, sol üstteki de muhtemelen esra özatay. saçlar kısa subay kadın saçı, onlardan havalısı, güzeli yok...


harbiye 3. sınıf öğrencisi subay adayı ayfer... uçacağı günlerin hayalini kuruyor. "eğer pilotajı kazanırsam bir buçuk yıl kaldı" diye düşünüyor. mutluluğu yüzünden okunabiliyor. çok az kaldı uçmaya...


fakat 21 yıl önce bugün, görev yaptığı filodan ebedî filo'ya geçiyor. ebedî filo, türk hava kuvvetleri'nin en güzide, herkesin ulaşmak istediği zirve filo. ayfer de o filonun ilk ve tek kadın mensubu. burada ebedî filo'ya uğurlanıyor. önde resmini taşıyan kişi de nişanlısı...


söylemesi çok acı... ama şehit olan pilotlarımızın vücut bütünlüğü kaybolarak mezarlarına girerler. bu yüzden onların hakkı ödenmez. bu yüzden onların cennetin en güzel yerinde olduğundan şüphemiz yoktur. işte burası ebedî filo'nun cenneti... bundan tam 21 yıl önce açılan cennet.


annesi ümmügülsüm hanım ile.


hava harp okulu üniforması ile... burası hava harp okulu dekanlık binasının arka öğrenci giriş kapısı tarafı olmalı. mezuniyetten biraz önce olmalı. yeşilköy/istanbul


24 senelik hayatına sığdırdığı başarılar... uçmak en büyük tutkusuydu. müsabakalar onun hayatla olan yarışının birer parçasıydı. o savaşçı ruhu olan bir yarışçı, ruhunda gökyüzü olan bir subaydı.


121. tekamül jet eğitim filo komutanlığı'ndan aldığı plaket ve adına yapılan bir köşe...


içinde artık kendisinin olmadığı / olmayacağı üniforması


sonunda ulaşılan hava pilot teğmen ayfer gök. tabuttan önce bindiği son aracı delicesine sevdiği f-5'i ve ardından rengini şehidin kanından alan bayrağa sarılı tabut... bizler yaşayalım diye...


ve son yolculuğa çıkış. mavi kepi hala başının üzerinde... son yolculuğunda bile...


son istirahatgâh... ebedî filo'nun ilk ve tek kadın mensubu teğmen ayfer gök'ün cennetten önceki son durağı... 

fakat küçük bir detay daha var... ayfer'in şehadetinden bir müddet sonra ilginç bir olay gerçekleşiyor. ermenek'te yaşayan bir adam birkaç yıl sonra bir rüya görüyor ve gördüğü rüya üzerine eşini de yanına alarak uçağın çakıldığı bölgeye gidiyor... "çelikten kanatlılar" çağırmış olması gerek... bir müddet uçağın çarptığı yerde geziniyorlar. uçağın enkazı yüzlerce metrekareye dağılmış bir vaziyette. yaklaşık 7 futbol sahası kadar.... araziyi dikkatlice geziyorlar. ve... aslında ayfer'in iki tane mezarı var... herkes burdur, bucak, hacısarılar köyü'ndeki mezarı biliyor ama bu hikâye pek bilinmiyor. dağa çıkan karı koca ayfer'in cenazesinden bazı parçaları buluyorlar... ve şehidin vücudunun parçalarını oraya yaptıkları mezara defnediyorlar.


24 yıllık bir hayat. 24 senede yaşanan anlamın yüzlerce yıla örnek teşkil edebileceğini...

"kaygusuz kalsın diye düşmandan vatanımız
yemin ettik göklerde akacaktır kanımız
bir türk oğlu türk olan böyle ölür nam salar
üzülmeyin bu yolda kurban veren analar

kalbimizde korku yok, çelikten kanadımız
tayfunlardan yılmayan hava harp okulu'yuz" dedi, yeminini yerine getirdi

selam olsun ebedi filoya. hava kuvvetlerimizin tek kadın şehidi. rahat uyu.

kenarda köşede kalan bilgileri toplayan sefa özkaya hocam. biz senden de razıyız. https://twitter.com/…kaya/status/971817565617033216