Türkiye İnternet Aleminin Efsanelerinden: Aşırı Sanatsal Kız İsteme Videosu

Gökhan Toka isimli bir sinema yazarının yıllar önce eğlence amaçlı çektiği ancak kullanılan şarkı nedeniyle telif yediği, internette alttan alta yayılan bu videoyu keyifle izleyeceksiniz.

Video, bütün haliyle şu şekilde

2007 civarında çekildiği, 2009 gibi de YouTube'a yüklendiği düşünülüyor

Çekimlerdeki iPod'un iPod Nano 2. nesil olduğu anlaşılıyor. Bu model 2006 sonlarında çıkmıştı.


Videoyu çeken ve kurgulayan kişi Gökhan Toka isimli bir sinema sever

Uzun süredir çeşitli sitelerde film kritikleri yazıyor. Genelde korku janrası üzerine. lanetli.org'da, yazdığı kritiklerden derlenen içerikler mevcut. Kendisini de aşağıdaki şekilde tanıtmış:

Kendisi, geçtiğimiz ay bu video üzerine planlanan bir etkinliğe de davet edilmiş

Sözlük yazarlarının videoya dair yorumlarından seçmeler

bu video saçma filan değildir. adam gitmiş tüm detayları çekmiş. öyle belgesel gibi de değil çatır çatır gerçek hayattan sanat filmi çıkartmış. kamera hareketleri mükemmel. netliğin bozulması bile ayrı güzellik katmış. şarkının ritmi ve anlamı cuk oturmuş. ne kadar eğreti bir hayatımız var, gözler önüne sermiş.

arkaya konulan müzikle oluşturulan ironi muazzam olmuş. ara ara damada odaklanıp iç dünyasını yansıtan hallerine zoomlayınca gülmekten kendimi alamadım. bu vakte kadar yapılmış tüm tespitler klasik bir kız isteme töreninde yerini bulmuş. ev içi terliklerinden tutun gereksiz akrabalara, kuru pasta - meyve sularına kadar. şimdilerde arkada aynı tarz müzikle gösteriş meraklısı “bride”larımız kız isteme, gelin alma gibi bu tip ritüelleri profesyonel fotoğrafçılara emanet ediyor, bir kamyon da parasıyla. ortaya gereksiz bir video klip çıkıyor. ama eğlenmek adına böylesine gerçekleri yansıtan bir video çekilse, yüzlerimizden okunan sıkıntının, gereksiz meşakkatlerin üzerinden gülsek eğlensek, bu sefer marjinal biz olsak?

bu topraklarda yaşayan hemen hemen herkesin az buçuk aşina olduğu şeyleri farklı bir gözle önümüze seren fazlasıyla ilginç ve oldukça başarılı bir çalışma.

mükemmel bir müzik ve birdenbire otobüs ekranında beliren seda sayan! "bu nasıl bir tezat yareppim" derken, otogardaki o akrobatik ve çarpıcı ayrıntıyla daha da dumur oluyoruz. damadın yorgun ve düşünceli hali, kızı istemek üzere hazırlanmış olan aile bireylerinin yüzlerindeki gururlu ve mütebessim bakışlar; tüm bunlar insana standart ve tanıdık geliyor ama ve lakin damat, terliksiz ayaklarıyla fiskos masasının ayaklarına gergin gergin masaj yaparken ferah bir dayının ayaklarındaki o ayıcıklı postmodern terlikler, yönetmenin metafor sanatını nasıl da ustaca kullandığını kanıtlıyor. müzik ağır ağır akmaya devam ediyor, nihilizm rüzgarlarıyla tüten bir fabrika bacası ve peşi sıra gelen o sobalı sahneyi seyrediyor, metaforlar içinde bir o yana, bir bu yana savruluyoruz... daha ne olabilir diye düşünürken bu kez de karşımıza plastik tabaktaki kuru pastalar, pipetli meyve suları ve bir adet ipod (!) çıkıyor; şimdi fondaki müzik, filmle iyice bütünleşiyor; "after every party i die..." damat ağlıyor, ben ağlıyorum...

İnsanı Türkiye Tarihini Düşünmeye Sevk Eden 1977 Yılındaki Okulda Beslenme Videosu