Üniversite Tercihi Yaparken İnşaat Mühendisliğini Düşünenler İçin Ayrıntılı ve Net Bir Tavsiye

Üniversite sınavlarının yakın zamanda sona erecek olması sebebiyle tercih için araştırmalar başladı, düşünülen bölümler için tavsiye istekleri çoğaldı. Sözlük yazarı "nick the chopper", inşaat mühendisliği düşünenler için oldukça yararlı tavsiyelerde bulunmuş.
Üniversite Tercihi Yaparken İnşaat Mühendisliğini Düşünenler İçin Ayrıntılı ve Net Bir Tavsiye
iStock.com


üniversite sınavlarına hazırlanan ve mühendislik tercihi yapmayı aklından geçiren genç dimağların, tercih listelerine eklemeden önce, birkaç kez "istediğim meslek bu mu gerçekten" diye düşünmesini gerektiren meslek dalıdır inşaat mühendisliği.

bilinçli meslek seçimi, elbette her branş için büyük önem taşır. ancak inşaat mühendisliği, çalışma koşulları itibariyle, insanı fazlasıyla yoran ve sosyal hayattan yalıtan bir meslek dalıdır. bu mesleği seçenlerin önünde, temel olarak üç seçenek vardır: akademisyen olmak, saha/şantiye mühendisi olmak veya tasarım mühendisi olmak. akademisyenlik, inşaat mühendisliği dışındaki meslek dalları için de geçerli bir seçenek, bu nedenle o seçeneği değerlendirme dışında bırakırsak, geriye kalan iki seçeneğin vaat ettiği yaşam tarzı şöyle özetlenebilir:

1) saha mühendisi

ömrü birkaç sene olan ve genellikle, medeniyet emareleri taşıyan herhangi bir şehrin -en iyi ihtimalle- 20-30 km uzağında bir bölgede (yurtiçinde veya yurtdışında) kurulan şantiyelerde çalışmak esastır. çalışılan şantiyede, inşaat mühendisinin o iş süresince muhatap olabileceği tek insan topluluğu, hayat okulundan mezun olmuş işçiler ve onların kalfalarıyla birlikte birkaç saha mühendisinden ibaret olan şantiye ekibidir. saha mühendisinin işini sevmesi, deli gibi çalışması yetmez, şantiye ekibiyle de aynı dili konuşması gerekir, ki şantiyede geçecek günler zehir olmasın. saha mühendisi fiziksel olarak yorucu bir tempoda çalışır. haftasonu tatili diye bir şey bilmez. daha çok, gecenin bir yarısında, "şefim, beton geldi, döktürelim mi" diye uyandırılmayı bilir saha mühendisi. işin bitmesinin yaklaştığı zamanlarda bile aklından geçenler, tatil planları falan değildir, bir sonraki şantiyede yerini ayırtmaktır, ki para kazanmaya devam edebilsin. bir şantiye biter, başka bir şantiye başlar, işin mahiyeti değişse de, değişmez kural yine işler: yeni şantiye de medeniyet götürülmesi gereken bir başka dağ başında kurulur. bu döngü nedeniyle, saha mühendisi için "düzenli hayat" diye bir kavram yoktur. Şantiyelerde kendini gösteren saha mühendisleri zamanla şantiye şefliğine kadar yükselebilir ve paraya para dememeye başlarlar. ancak şantiye döngüsüne bir kere giren inşaat mühendisi, bir müddet sonra hayatının şantiyelerde geçtiğini ve kazandığı parayı bile harcayamadığını farkeder. bu döngüden, ancak biriktirdiği parayı memlekete dönüp kuracağı yeni bir iş için sermaye yaparak kurtulabilir, tabi o da gençliğini şantiyelere feda ettiği yıllardan sonra.


2) tasarım mühendisi

düzenli bir hayat isteyenler için birebirdir. çünkü tasarım mühendisi, yeri yurdu belli olan ve kısa vadede o yerin değişmesinin sözkonusu olmadığı, şehir merkezinde bir ofiste çalışır. saha mühendisinden bir başka farkı ise, yoğun bir şekilde zihinsel emek harcamasıdır. statik hesap, dinamik hesap, çizim derken beyni pelteleşene kadar çalışır. ama tatil konusunda saha mühendisine göre daha şanslıdır. öte yandan, yaptığı hesapların sonunda atacağı imzanın ağırlığını hisseder ve onun stresini yaşar. saha mühendisi, fiziksel yorgunluğunu iyi bir uykuyla atabilir, ama iş yetiştireceği günlerde, tasarım mühendisinin gözüne uyku girmez olur. şehirde düzenli hayat sürmek ve tatil yapabilmek gibi avantajlarına karşın, tasarım mühendisliği, hesap ışının insanı işine yabancılaştıran rutini ve harcanan yoğun emeğe karşılık fazla bir gelir getirmemesi gibi dezavantajlarla maluldür. mesela, yeni mezun bir teknik ressam, yeni mezun bir inşaat mühendisinden daha değerlidir ve o nedenle daha fazla kazanır. çünkü teknik ressam yetiştiren okul azdır, gazeteye ilan verseniz dahi, kolay kolay kalifiye bir teknik ressam bulamazsınız, ama inşaat mühendisliği fakülteleri ihtiyaç fazlası mezun verir, o mezunlar da ilan falan beklemeden şirketlerin kapısını aşındırır. zaten hesap işine de, birçok şirkette, yerine getirilmesi gereken bir formalite gözüyle bakılır. tasarım mühendisi, ancak, iyi ilişkiler kurup işi bütün incelikleriyle öğrenecek kadar tecrübe kazandığında, kendi işini kurarak maddi sorunlarını aşabilir.


bu seçeneklerden de görüldüğü gibi, inşaat mühendisliği, bilinçli seçilmediğinde ciddi hayalkırıklığı yaratmaya aday bir meslektir. nitekim odtü, boğaziçi gibi okullardan mezun olan birçok inşaat mühendisi, piyasada bir süre çalışıp şartları gördükten sonra başka sektörlere kaymayı tercih eder. o nedenle, bu mesleği hasbelkader tercih etmek çok pahalıya mal olabilir. ola ki, bilmeden bu meslek tercih edilmiş olsun, yine de durumu biraz olsun telafi etmek için bir şans daha var: öğrencilik zamanında, hem şantiye hem de büro stajlarını ciddiye alarak yapmak. böylece, daha okul bitmeden, mesleğin nasıl icra edildiğine dair fikir edinilmiş olur ve bu görüntü pek parlak değilse, hayata verilecek yeni yön üzerine kafa yorma faslına mezun olmadan girişilebilir, daha fazla vakit kaybetmeden.