Uzun Süreli Hafıza ve Alzheimer Hastalığı Arasındaki Düşündürücü İlişki

Uzun süreli hafıza ve alzheimer hastalığının ilginç bir şekilde ortak bir noktası var.
Uzun Süreli Hafıza ve Alzheimer Hastalığı Arasındaki Düşündürücü İlişki
iStock

bellek ve bellek türleri (working memory, örtülü bellek, epizodik bellek, anlamsal bellek vs.) ve onların işlevleri üzerine ekşi sözlük'te detaylı bir yazı yazmıştım.


bu yazıda ise uzun süreli hafıza, alzheimer hastalığı ve ilişkili bir molekülden bahsetmek istiyorum

hatıraların bir araya getirilmesi sürecinde kilit noktada duran moleküller arasında alzheimer hastalığında işlev bozukluğuna yol açan bazı maddelerin de var olduğu tespit edilmiştir.
keşfedilen bu yeni molekül, alzheimer proteinleri bozukluğunda ortaya çıkan hafıza kaybını giderme yetisine sahip görünen beş aminoasit büyüklüğündeki küçük bir peptittir aslında.
bu keşfin başlangıcı ise belirttiğim üzere uzun süreli hafıza ile ilişkilidir.

uzun süreli hafızanın oluşabilmesi için (yani bir buçuk saat vs üzeri süreler) yeni birtakım proteinlere ihtiyaç vardır. bu proteinler, hücre adezyon molekülleri olarak geçerler. işlevleri sinaptik bağlantının her iki ucunu birbirine bağlayan moleküller olmasıdır ve bir hücreyle diğeri arasındaki iletişimin sonudurlar. bu moleküllerin tek başına nasıl çalıştıkları hangi yeni düzenlerde birbirinden ayrılıp birleşebildikleri hakkında fikir sahibi olunursa hafıza hakkında da detaylı fikir sahibi olunabilinecektir.

Adezyon moleküllerinin şeması.

enteresan şekilde alzheimer hastalığı için temel risk faktörü olan kilit roldeki proteinlerden biri yine bu hücre adezyon molekülüdür. bu molekülün normal işlev görmesi uzun süreli hafızanın üretimi için gerekli. molekülün işlev görmesi durdurulursa yani moleküle bağlanan bir antikor ya da sentezlenmesini durduran belirli bir rna parçacığı beyne yerleştirilirse uzun süreli hafıza üretilemez. 

molekülün amiloid prekürsör proteininin yapısına bakılırsa eğer bu yapının sadece birkaç aminoasit büyüklüğünde ve çok belli bazı özelliklere sahip küçük bir bölümünün var olduğu anlaşılmıştır. bunlar öyle özellikler ki suni bir peptitle taklitlerini yapabilir ve aksi takdirde yitirilecek olan hafızanın kurtarılmasını sağlayabilirsiniz. açık ki henüz alzheimer hastalığından koruyacak ya da onu iyileştirecek bir ilaca sahip olmaktan uzağız.
ancak ne var ki  bu suni peptit yöntemini kan beyin bariyeri başlığında aşağıdaki yazıda paylaştığım yöntem ile taşınabilir diye düşünmekteyim.


şöyle ki

2018 yılında yayınlanan bir makale (belirttiğim yazıda kaynak makale mevcut) nörolojik ilaçların kan beyin bariyerini aşabilen virüslerin içine paketlenip gönderilmesi seçeneğini gündeme getirmiştir. çalışmaya göre ilaçlar, peptit virüsün içine paketlenir. damar içine enjekte edilen peptitlerden oluşan bu kurye, böylece kana karışır ve ardından beyne ulaşır. bu yöntem, henüz farelerde denenmiş ancak zararsız olması bakımından alzheimer ve parkinson gibi pek çok nörolojik hastalığın kimyasal ilaçlar yolu ile tedavi edilebilmesinin yolunu açıyor gibi görünmekte.

kaynak: biyolog steven rose’un röportajı