Woody Allen'ın "Üvey Kızıyla Evlendi" İddiasının Başrolü Soon-Yi Previn'den Gerçekler

Geçtiğimiz senelerde patlak veren Woody Allen skandalını biliyorsunuz: Allen'ın, sevgilisi Mia Farrow'un 22 yaşındaki üvey kızı Soon-Yi Previn ile ilişkisi olduğu ortaya çıkmış, Farrow buna çok kızmış ve ardından kızları Dylan Farrow'u taciz ettiğini öne sürmüştü. İşte o üvey kızın, Soon-Yi Previn'in konuya dair söylediklerinden yola çıkarak yazılan bir özet.
Woody Allen'ın "Üvey Kızıyla Evlendi" İddiasının Başrolü Soon-Yi Previn'den Gerçekler

oh soon-hee, 1975 yılında, yaklaşık beş - altı yaşlarındayken evden kaçan küçük bir kız çocuğunun gerçek adıdır. güney kore'nin başkenti seul'ün sokaklarında bulunduğu tarih olarak devlet arşivleri, 12 şubat 1976'yı göstermektedir. gerçek yaşı ve net doğum tarihi, maalesef, hiçbir zaman bilinemeyecektir...

çok çok uzun zaman sonra, 2018 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide şöyle anlatmaktadır kaçışını: "inanılmaz bir fakirlik. hiçbir eşyanın olmadığı çıplak, tek göz bir oda, bir anne ve bir arka bahçe... hatırladıklarım bunlar. arka bahçe derken de bir ağaç veya yeşilliği kastetmiyorum, beton bir zemin. ama zamanımın büyük çoğunluğunu bu beton avluda geçirirdim. sonra bir gün kaçmaya karar verdim. hayat, yaşadıklarımdan ibaret olamazdı, mutlaka daha güzel şeyler vardı. ve mucizevi şekilde çıkıp gittim."

bulunup devlet koruması altına alındığı tarihe kadar sokaklarda yaşar. çöp kutularından beslenerek hayatta kalmaya çalışır. o denli aç kalır ki, bulduğu bir kalıp sabunu bile yer bir seferinde. günün birinde bir pastanenin vitrinine bakıp dururken, iyi niyetli bir kadın aç olup olmadığını sorarak ona yiyecek bir şeyler ısmarlar ve kimsesiz olduğuna kanaat getirdiğinde de polise teslim eder. yetkililer, uzun bir süre ailesini araştırır ama bir ize ulaşamadıkları için kız yetimhaneye gönderilir. 28 aralık 1976'da toplanan aile mahkemesi, çocuğa nüfus kaydı oluşturur ve yalnızca kayıtlara girmesi amacıyla 8 ekim 1970'i de doğum tarihi olarak işlerler.

bu noktada, ibranice kökleri olan ama ingilizce'de (özellikle amerika) yaygın kullanılan bir sözcüğe açıklık getirmek gerekiyor: chutzpah. tam anlamını araştırırken 'yavuz hırsız'dan 'küstah'a, 'hem suçlu hem güçlü'den 'cüretkar'a birçok sıfatla karşılaştım ama bu yazı özelinde 'tatlı yaramaz', 'asi cüreti' manasında algılamak gerekiyor sanırım.

bahsi geçen kızımızın bulunduğu yetimhanede, evlat edinmek isteyen ailelere yönelik bir gün düzenlenir... connecticut'ta yerleşik friends of children adlı bir yardım kuruluşunun yetkilisi olan connie boll adındaki kadın şahsiyet de güne katılanlar arasındadır. connie boll, evlatlık arayışındaki amerikalı aileler namına çocuk seçmek'le görevli bir elçidir, doğru açıklamak gerekirse... yıllar yıllar sonra kızımız ona ulaşıp o gün neden kendisini seçtiğini sorduğunda boll, onun chutzpah halinden etkilendiğini söyler ve ekler: "sahneye çıkan tüm diğer çocuklar, saygılı şekilde eğilip selam verip çıkarlarken sen asice hoplayıp zıplayıp duruyordun..."

kızı evlat edinecek ailenin o tarihlerde, kendi çocukları yanı sıra ayrıca evlat edindikleri iki çocukları (vietnam kökenli) daha vardır ve amerikan yasaları, bir ailenin başka ülkelerden alacakları evlatlık sayısını iki ile sınırlamaktadır. ama aile oldukça nüfuzludur ve kızı çok istemektedirler. araya milletvekilleri sokulur ve kimsesiz bir koreli kız için, inanması zor ama amerikan kanunlarında değişiklik yapılır...

Mia Farrow

karı koca, kızı görmek ve işlemleri başlatmak için kore'ye, yetimhaneye giderler. kadın, elinde kamerayla çekimler yapmakta, etrafa gülücükler saçmaktadır. kıza kocaman sarılır. ama kız hiç istifini bozmadan yerinde kımıltısız durmaktadır. olan biteni anlamamıştır ama sonrasında her fırsatta söylediği üzere kadının hareketleri çok yapmacık gelmiştir, en ufak bir sıcaklık hissetmez.

gerçekten de nasıl başladıysa öyle gider ilişkileri... üvey baba andré her zaman iyidir ama maalesef (üvey) anne maria tam anlamıyla şirretin tekidir. kendi çocuklarını sürekli üstün tutar, denilen yapılmazsa şiddete başvurur, kızın öğrenmede güçlük çektiği zamanlarda kadının sesi hemen yükselir ve azar devreye girer. elbette böylesi baskı ve zorlama altında, eğitim de zorlaşır. ingilizce sözcükleri ezberleyemediği durumlarda kadın, kelimeleri kızın kollarına yazarak onu aşağılamaktadır. bu arada çift, 1979 yılında boşanır. kadın, kısa süre sonra başka bir erkekle birlikte olmaya başlar.

yeni adam sahneye dahil olduğunda kız artık yaklaşık 10 yaşlarındadır. adamı hiç sevmez. sevmez çünkü adam, kadının çocuklarıyla hiç ilgilenmemekte ve birlikte zaman geçirmemekte ısrarcıdır. zaten yeni çiftin evleri de hiç birleşmez, herkes kendi evinde hayatına devam etmektedir. "annem gibi kötü birini seviyorsa demek ki o da onun kadar kötü biri olmalı" diye düşünür adam hakkında. adam hiçbir zaman kadının evinde kalmaz. kadının evinde adama ait hiçbir eşya yoktur, banyoda diş fırçası bile. o evde asla bir aile yemeği yenmez. birlikte olacakları zaman kadın, başlarda bakıcı ayarlayarak ama sonraları bakıcıya para vermemek için çocukları gece yalnız bırakarak adamın evine tek başına gider. kadının önceki evliliğinden olan öz çocuklarına ve evlat edinmiş olduklarına ek olarak çiftin bir çocuğu olur ve bir çocuk daha evlat edinirler. çift, sosyal etkinliklerde beraberdirler ama akşamları her ikisi de kendi evlerine döner. çocuklar için adam, bir baba figürü olmaktan uzaktır. evlatlık kızlar, kadının evinde neredeyse hizmetçi gibi muamele görürler. eğitimleri devam eder ama temizlik, ütü, alışveriş onların görevleridir. ve yıllar yılları kovalar...

akan zaman içinde koreli kızımız üniversite çağına gelmiştir. üvey anne, kendisini öz çocuklarına saplantılı şekilde adayarak kabuğuna çekilirken öte yandan çocukken hiç yakınlık hissetmediği adam ise artık ona daha içten, daha arkadaşça yaklaşmaktadır. beraber basketbol maçlarına gitmeye başlarlar, birlikte vakit geçirirler... ve günün birinde olan olur: adamın evinde sevişirler. bir ilişkiden ziyade beraber takılma başlamıştır. kimsenin duymaması konusunda karara varırlar. adam 56, kız ise 22 yaşındadır. kız, olur da okuduğu üniversitede biriyle flört etmeye başlayacak olur ise bu kaçamağa son verme ve ilelebet aralarında sır kalması konusunda anlaşırlar. fakat ikilinin sırrı, bir süre sonra yalnızca kendi çevrelerinin değil, bütün dünyanın konuşacağı bir skandala dönüşecektir. zira hikayenin ana kahramanı koreli oh soon-hee (ya da evlatlık edinme sürecinde adının değiştiği haliyle soon-yi previn), maria de lourdes villiers'in, yani sahne adıyla mia farrow'un evlatlık kızıdır. ve elbette 10 yaşından bu yana tanıdığı ve 22 yaşında birlikte olmaya başladığı kişi de, üvey anne farrow'un 12 yıllık partneri, ünlü yönetmen woody allen'dan başkası değildir.


haber patladığında üniversite birinci sınıftaydım. müthiş gündem olmuştu. mia farrow, woody allen'ın evinde soon-yi'nin çıplak resimlerini bulmuş ve ortalığı ayağa kaldırmıştı. ama ne ayağa kaldırmak... uzun süren bir davaya konu olmuştu durum. mia farrow tarafı, skandalı ensest boyutuyla değerlendirip woody allen'ın yalnızca soon-yi'ye değil, kendi öz çocuğuna da tacizde bulunmuş olabileceği suçlamasıyla saldırıyor, allen tarafı ise hiçbir zaman gerçek bir aile olmadıkları tezini öne sürüyorlardı. allen da farrow da basına beyanat verdi defalarca. elbette farrow'un sesi daha çok çıktı. soon-yi previn ve woody allen, 22 aralık 1997'de evlendiler ve halen mutlu evlilikleri devam ediyor. çiftin evlat edinmiş oldukları iki çocukları var.


uzun yıllar boyunca suskunluğunu korumuş olan soon-yi previn'in gözünden olayların akışını merak edenlere, bu yazıya da kaynak olmuş olan daphne merkin söyleşisini okumalarını öneririm: soon-yi previn konuşuyor