Yeniden Yayınlanması İstenen Efsane Olmuş Çizgi Filmler
Yayınlandığı dönemde efsane olmuş, yeniden yayınlansa koca koca insanları ekrana kilitleme potansiyeline sahip unutulmayan çizgi filmler.

Disney's Recess

çocukların gelişiminde bugüne kadar yapılmış susam sokağından sonra en başarılı yapıttır. sanırım ben bunu izlediğim sıralar lisedeydim. her bölümüne ayrı ayrı hayran kalmışımdır. hala daha evde new kid esprisi yaparız sayesinde. ispiyon yapana randall, anneye finster deriz zaman zaman. geçenlerde ashley diye bir kızla tanıştım da bunu söyleyince yarım saat güldük evde bu çizgi film sayesinde. 

ipe sapa gelmez şeyleri tekrar tekrar yayınlarlarken, böyle kaliteli çizgi filmlerin kaybolup gitmesi ne acı.

Jetgiller

kesinlikle bir cocugun izleyebilecegi en guzel cizgi filmiydi. 

cizgifilm boyunca supersonik teknolojik aletlerle tanisirdi izleyen; ki her cocugun hayellerini susleyip hayal dunyasini gelistirdigini dusunuyorum. 

ornegin sabah kalkip bir bant uzerine gecerdi george, icinden gectigi koridor boyunca dusunu alip - daha dogrusu robotik eller onu yakayip - disini fircalar, uzeri giydirilip parfumu sıkıldıktan sonra direk kahvalti masasina oturtulurdu. kahvaltiyi da juke box umsu makineden secer ve tabii saniyesinde onune duserdi. karisi da kuafore gidip kafasini makinaya soktugunda her saniye farkli sac renkleri ve sekillerine sahip olurdu, hatta binlerce model sonrasi normal sacini en cok begenip oyle cikmisti kuaforden.. mal.

Sevimli Hayalet Casper

kış uykusuna dalamayan sevimli bir ayı konu edilmişti bir bölümünde. casper ayıyı uyutmak için elinden geleni yapıyordu ama ayı bir türlü uyuyamıyordu. ayı gerçekten çok uykusuz ve çaresiz görünüyordu. sonra tesadüfen, ayıyı uyutmayanın, diğer mağaralarda uyuyan ayıların horlama sesi olduğunu farkediyorlardı. onlar uyanırken bizim ayı henüz yatmıştı kış uykusuna. uyumuştu.

ne güzel bi çizgi filmdi bu. bir zamanlar her şey ne kadar güzeldi.

Vücudumuzu Tanıyalım

yayinlanmasi icin ne gerekiyorsa yapilmali. gerekirse trt binasina gidilmeli. çocukluguma boyle bir tesir bilmiyorum.keske her bölümünü izleyebilseydim. cinselligin,askin tahribatlarini filan da anlatsaymislar keske..daha mukavemetli olurduk. 

buradan trtye,yapimcilara hatta samanyolu tvye bile sesleniyorum..nasil bir dublajla olursa olsun, gerekirse alyuvarlar cihat yapsin.. yayinlanmasi lazim,çocuklarimizla izlememiz lazim..

Vicky the Viking

eskiden trt'de yayınlanan bir çizgi film. bir viking çocuğun ve onun kabilesinin başından geçenler konu edilirdi. çocuğun adı viki'ydi sanırım. sorunlarla karşılaşıldığında burnunu kaşıyarak düşünür ve pratik çözümler üretirdi. bir çözüm bulduğu anda kafasının hemen üstünde yanan bir ampul beliriverir, o da parmağını şıklatır, sevinçle "buldum!" diye haykırırdı. o dönemlerde bütün çocuklar oynarken aynı numarayı yaparlardık.

bir de şarkısı vardı:

"ha ha ha.. haftaya, buluşalım haftaya. vikingler geliyor, devamı haftaya..."

Heidi

büyükbabanın heidi'yi odun ateşinde bir sopanın ucunda erittiği keçi peynirleriyle beslemesine yutkunarak seyirci olmuş bir nesil büyüten çizgifilmdir. bundan dolayıdır ki heidi'yi izleyip izleyip mutfağa koşar, kaşar peyniri* rezervlerimizi çatal ucunda ocakta eritmeye çalışarak tüketirdim. hiç de ekranda göründüğü kadar kolay olmayan bu işlem sonrasında kaşar peyniri cıvıyıp çataldan ocağın üstüne akar, orda kurur kalırdı. tüm bunlar olurken de ev buram buram yanık kokardı. işten eve dönüşlerde ocak ovmaktan bezen annem sonunda bana doğalgaz alevinde eriyen peynirin beni zehirleyeceği beyanatında bulundu ve erimiş peynir fasılları tamamen bitmediyse de hayli seyreldi. bense bu beyanatın uydurma olup olmadığını hiç bilemedim..

(bkz: çocukken yapılan abukluklar)

Winnie the Pooh

gelmiş geçmiş en güzel, en sıcak, en güzel pazar sabahlarının çizgi filmidir. ne zaman aklıma gelse içime garip bir mutluluk doluyor. garip diyorum çünkü yanında sebebini tam olarak kestiremediğim bir hüzünle beraber geliyor bu mutluluk. winnie the pooh desenli, ağzında ufak bir kırık olan ilk kupam da geliyor aklıma. çocukluğun masumiyeti, hayatın dostluk, sevgi ve uykudan ibaret olduğu o güzelim yıllar.

türkçe seslendirmeleri orijinalindan kat kat sıcaktır.

He-Man

gölgeler şatosunun küt saçlı prensi. 

bir modern çağ efsanesidir he-man. 80 kuşağının en tatlı hatırasıdır. bu sırrı sadece üç kişi biliyordu. büyücü , general ve orko. yıllar yılı orkonun tipini merak ettik. bir bölümde kız arkadaşı çıktıda, şoka girmiştik. yılan kaleden korktuk, hep yağmur yağardı üstünde... oyuncakları kutsal hazinemizdi.oyuncak figürlerin üstünde, tam zırhın ortasında dönen bir mekanizma vardı.bu mekanizma oynadıkça zırhın üstündeki amblem kaybolur sanki kılıç darbesi almış gibi bir görüntü ortaya çıkardı. 

bir ara filminide yaptılar da millet videocuda sıraya girdi...

Kaptan Tsubasa

önemli maçlarda takımın hep yenik duruma düştüğü, son dakikalarda, aha bu sefer kesin yenildiler denildiği an , tsubasanın çıkıp takımı gaza getirmesiyle, nankatsu'nun alan daraltmalarla, adam eksiltmerle, bloklar arası bağlantıyı iyi sağlayarak, kritik anda skor avantajını leyhlerine çevirmek için, prese dayalı çağdaş futbol anlayışını benimsediği, kontrollü oyunla, ayağa paslarla, kollektif uyum içinde, oyunu geride kabul etmeden, pres etkinliği yaratarak, hücum varyasyonları hazırlaması, kombinezonlu ataklarla topu tsubasayla* buluşturup arka arkaya goller atmasıyla maçı kazandığı çizgifilm.

(bkz: ömer üründül/#313052)

Mad Jack the Pirate

hayatimda izledigim ve muhtemelen izleyip izleyebilecegim en guzel cizgi-dizidir.

ayni zamanda tüm ortaokul, lise, universiteye hazirlandigim ve ihtiyacim olan her donemde "gereklilik kipi"ni hic unutmamama yardimci olmus dizidir.

meli-meli sipidik oldurmeli.

Heathcliff

benim gibi jenerik muzigine takmis yazarlari gorunce nostaljinin dibine vurdugum fox kids cizgifilmi. cok sakin bir cocuk olmama ragmen (en azindan annemler oyle diyor) heathcliff cikinca delirdigimi, butun giris boyunca dans ettigimi, bagira cagira sozlerini uydurdugumu cok net hatirliyorum. ne var lan bu jenerikte?!?

Pokemon

yarası hala kalbimde taze olan çizgi film. yayından kaldırıldığını öğrendiğimde evlat acısı gibi yüreğime oturmuştu. pokemonsuz bir hayat düşünemiyordum ona bu kadar alışmışken. hiç hazır değildim buna. hala pokemon adını duyduğumda içim sızlar. o sırada ben pokemonum diye camdan atlayıp bunlara sebep olan velet yanımda olsaydı hiç düşünmeden boğardım onu. tabi oğlunun yaptığı denyoluğu bi çizgi filmin üstüne atan ve onların gazına gelip çizgi filmi yayından kaldıran rtük'ü de ayrıca anmak gerek.

Life with Louie

7 yaşındayken severdim.

77 yaşımda da seveceğim çizgi dizidir.

--- spoiler ---

- yemeğini ye louie!
+ ama bu makarna yeşil ve küflü.
- o da bir şey mi? benim zamanımda her şey yeşildi. yeşil makarna, yeşil domates, yeşil marul...
+ marul zaten yeşil olur, baba.
- evet, bunu biz başlattık.

--- spoiler ---

Taş Devri

türkçeye mükemmel şekilde çevrilen çizgi-filmlerden. sanki amerikan yapımı değil bizden bir parça haline getirdi o çeviriler çizgi-filmi. bir bölümde fred eve dönerken "köyü bir sancı tuttu, ilvanlım, ilvanlım" diye mırıldanıyordu.

Dragon Ball

dünyanın en güzel animelerinden, kesinlikle en komiği. songokunun saflığı çoğu zaman yerlere yatırır. ayrıca sapıklık bu kadar komik olabilir.

sanırım ilk bölümdeydi. songoku bulma ile ilk tanıştığında, bulma banyo yaparken yanlışlıkla banyoya dalar ve de bulmanın göğüslerini görür:

-senin iki tane mi popon var?

Cedric

süper çizgi filmin süper karakteri. ayrıca yozlaşan değerler, aile yapısı, toplumsal yapıdaki değişiklikler üzerine eleştirel bir bakış olarak okunabilecek olan bir çizgi film. çocuksu düşler, aşkın o saf hali, beklentisi,tükenmezliği belki de en çok 8 yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatılabilirdi. sabah tutkum.